Erdem Yayınları’nın yeni serisinin bir parçası olan Türk’ün Atası Oğuz Kağan isimli eseri inceledik.

Tarihi insan yazar ama ona hükmedemez mottosuyla yola çıkan kitap serisi içerisinde önemli şahıslara yer verilmiş durumda. Sultanlar, devlet adamları, alimler ve mutasavvıflardan oluşan önemli isimler. Seriyi oluşturan eserler ise toplamda 4 farklı başlık altında sınıflandırılmış durumda. Bunlar İnayet ve Yönetim, İtaat ve Sadakat, Bilgelik ve Dervişlik, Sabır ve Merak olarak ayrılmış durumda. Önemli şahısların anlatıldığı bu seride incelemiş olduğum kitap ise İnayet ve Yönetim başlığı altında bulunan Oğuz Kağan. Serinin danışmanı ise Prof. Dr. Haşim Şahin.

oğuz kağan erdem yayınları ile ilgili görsel sonucuKök Türkçe Yazılı Metinlerinin Türk Tarihi ve Kültürü Açısından Değerlendirmesi isimli tezi ile doktor unvanı alan Prof. Dr. Saadettin Yağmur Gömeç, bu seride Oğuz Kağan’ı bizlere aktarmış. Yazara göre Börü Tonga zamanı Türklerin millet ve devlet aşamasına gelmesi bakımından oldukça önemli bir dönemdir. Sadece Türkler için değil, Türkistan coğrafyasında bulunan hemen hemen tüm topluluklar için önem oluşturan bir kimliğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Börü Tonga’yı Türk sosyal hayatının müesseseleşmesinin öncüsü olarak gören yazar, onun eşi benzeri olmadığını da belirtmekte.

Oğuz Kağan kitabı toplamda 2 başlıktan oluşurken, sırasıyla Oğuz Kağan’ın kimliği ve destanı konu edinilmiş. Konuya giriş yapmadan evvel kısa bir önsöz ile okurları konuya ısıtan Gömeç, ardından Oğuz Kağan’ın kimliğine yönelik görüşleri belirtmiş ve elbette önemine vurgu yapmış. Bir destan kahramanı mı, yoksa gerçekten de yaşamış bir şahıs mı olduğu çok tartışılan bir konu. Kimi onun için bir peygamber, kimi ise ona Börü Tonga demiştir. Yazar ise bu iki görüşü de iddia edenlerin haklı tarafları bulunduğuna dikkat çekmiş. Çoğumuzun duymuş olduğu bazı destanlara ve rivayetlere de yer veren Gömeç, bu rivayetler ve hikayelerle anlamı güçlendirmiş. Bu rivayetlerden özellikle bir tanesinin ilgimi çektiğini söyleyebilirim. O rivayete göre; Liu Yuan (Türkçe adı belli değil) tarafından bir hanedan oluşacak. Babası, henüz Liu Yuan dünyaya gelmeden Tanrı’ya dua eder ve bir oğlan ister. O esnada iki boynuza, sırtındaki kanatlara ve altın gibi parlayan pullara sahip bir balık ile karşılaşır. Tüm ailesi bu durumu bir uğur olarak gördüler. Eşi ertesi gece rüyasında aynı balığı bu kez insan suretinde görür. Elinde nur saçan bir ışık ile kendisine gelen insan suretindeki bu balık kadına “bunu ye, bu güneşin tohumudur. Çok ünlü bir oğlun olacak.” der. Kadın uyanır ve rüyayı kocasına anlatır. Kocası ise aynı rüyayı daha önce annesinin de gördüğünü ve balığın annesine çok şanlı torunları olacağını söylediğini aktarır. Bu olaydan 13 ay sonra Liu Yuan dünyaya gelir.

Oğuz Kağan kimliği üzerindeki farklı görüşleri ve rivayetleri değerlendirdikten sonra çeşitli destanlara ve anlatılara bir bakış yapılmış.

Börü Tonga’nın kendi icadı olan oklar ile yaptığı çalışmalar da oldukça etkileyici. Bu oklar atıldıktan sonra havada iken ses çıkarıyor, hedefi ise paramparça edebiliyordu.. Bir av sırasında askerlerine emir veren Börü Tonga, kendisi nereye ok atarsa askerlerinin de oraya nişan almasını ve ok atmasını istedi. Bir sefer atına ok attı ancak askerleri korktukları için atı vurmadılar. Ok atmayanları oracıkta öldürdü. Bir sefer de eşine ok savuran Börü Tonga, ok atmaya çekinen askerleri yine öldürdü. Askerler böylece kayıtsız itaat etmeyi öğreniyorlardı. Başka bir sefer babasının atına ok atan Börü Tonga, askerlerinin de ok atmasıyla askerlere güvenebileceğini anladı ve başka bir seferde ava babasıyla gitti. Bu avda oku babasına doğrulttu ve attı. Askerleri de Börü Tonga’yı izledi ve oklarını attılar. Böylece Börü Tonga babasını ortadan kaldırdı.

Bu ve bunun gibi hikaye veya rivayetlerin ardından genel anlamda destanlara yönelik bir değerlendirme yapan Gömeç, daha sonra eserinde Oğuz Kağan Destanı’na yer vermiş. Bu destan bölümü, eserin yaklaşık yarısını oluşturmakta diyebilirim. Oldukça yalın bir dille yazılmış olan destan bölümünün okurları yormayacağını düşünüyorum.

Bir okuyucu olarak kitapta dikkatimi çeken detay, kitabın son kısmında yer alan Oguz Tamgaları kısmı. Burada Kaşgarlı Mahmud, Reşideddin ve Yazıcıoğlu’na göre çeşitli Oguz Tamgaları belirtilmiş. Aslında bu durum okuyuculara tamgaları karşılaştırma fırsatı da vermiş. İndeksten yoksun olan eser, Saadettin Gömeç’in önceden yazmış olduğu 7 çalışmadan beslenerek oluşturulmuş yani yazar tamamen kendi çalışmalarından yararlanarak bu kitabı oluşturmuş durumda. Niteliksel ve içeriksel olarak eser bunları barındırırken biraz da eserin niceliğine değinmekte yarar var.

Aslında okurların eseri eleştirebileceği tek nokta da burası yani niceliği olabilir. Zira Oğuz Kağan gibi bir şahıstan bahsedilecekse bu kadar kısa bahsedilmesi okurları tatmin edici türden değil. Eserin girişinde de yazdığı gibi Oğuz Kağan ismi, hakkında ortaya atılan iddialar ve özellikle Türk tarihindeki önemi düşünüldüğünde bu istek oldukça yerinde bir istek gibi geliyor.

Akış olarak kendini okutan bir kitap olan Oğuz Kağan’ın, biraz daha detaylı olmasını istemedim değil. Kitabı okuyacak olanların da bu düşüncede olacağını tahmin ediyorum. Ancak ne şekilde olursa olsun Saadettin Yağmur Gömeç, işin özünü olabildiğince anlaşılır bir dille bizlere aktarmış demek yerinde olacaktır.

2018 yılının ilk aylarında Erdem Yayınları tarafından yayınlanmış olan eser, bir serinin parçası olmasıyla öne çıkıyor. Toplamda 110 sayfadan oluşan kitap, kısa ve sade bir anlatım ile her yaştan okuyucuya hitap edebilecek bir nitelik taşıyor.