Savaşların akıbetini değiştiren bazı taktikleri ve özellikle uygulanan bu taktiklerde coğrafyanın, coğrafik özelliklerin etkisini Türklerin Savaş Taktikleri #1 yazımızda gördük.

 

TÜRKLERİN SAVAŞ TAKTİKLERİ #1

Bilinen geçmişinden beri savaşın eksik olmadığı Türk tarihi, savaşların yanında birçok taktiği de içinde barındırır. Türk ordularının en çok kullandığı savaş taktiği ile başlayalım….

 

Elbette ki bu taktiklerin geliştirilmesinde sadece coğrafi faktörler etkili değildir. Son derece önemli bir diğer taktik sistemimiz, psikolojik taktik de diyebileceğimiz taktiklerdir. Türk orduları düşmanı zayıflatmak için birçok yol denemiştir ki bunların bir tanesi de düşman kuvvetleri saflarında bulunan soydaşlarını kendi tarafına çekmeye çalışmalarıdır. Çünkü bazı durumlarda Türk toplulukları birbirine karşı saf tutmuş oluyorlardı. Aradaki soy bağlılığını kullanarak düşmanı zor duruma sokmak için yapılan bir taktikti. Özellikle Bizans‘a karşı sık kullanıldığı görülmektedir. Bizans ordusunda paralı asker olarak bulunan Türklerin, savaş sahasında, savaş aralarında veya hava kararınca taraf değiştirmeleri konusunda uyarılmaları şeklinde gerçekleşen bir taktikti. Örneğin; Miryokefalon Savaşı‘nda böyle bir olayın yaşandığı Bizanslı tarihçi Niketas tarafından aktarılmıştır. Baktığımız zaman savaşların sadece fiili bir mücadeleden ibaret olmadığını görüyoruz. Bunun taktiksel olarak bir örneğini de sırık ucuna düşman kellesi asılıp, dolaştırılması ile görüyoruz. Oldukça ilginç bir taktik olan sırığa kelle asmak, psikolojik savaşın en açık örneği niteliğinde. Savaş öncesinde veya savaş sırasında düşman kuvvetlerinden önemli bir kumandan öldürülür ise onun kellesi uzun birr sırık ucuna asılır ve düşmanın da göreceği bir şekilde yükseklikte sergilenir. Bunu gören düşman kuvvetlerinin maneviyatı bozulur, moralleri alt üst olur ve dirençleri kırılır. Etkili olması kuvvetle muhtemel olan bu taktik ile düşman ne kadar infiale uğruyorsa, Türk ordusu bir o kadar savaşa motive oluyordu.

Aslında ortam taktik ve hilelere o kadar müsait ki, bunu Selçukluların Niksar‘a gönderdiği sahte mektupla anlayabiliriz. Önemli bir diğer taktik ise Selçukluların yaptığı gibi düşmanın ağzından sahte bir mektup yazmak ve karşı tarafı yanlış bilgilendirmektir. Bizans İmparatoru Manuel, eski Danişmend Meliki Zünnûn‘u 30000 kişilik bir kuvvetle Niksar’a yollar. Ancak Selçuklular hızlı davranır ve Zünnûn Niksar’a varmadan Bizans ağzından bir mektup yazarlar, ardından bir ok ile mektubu kaleye yollarlar. Mektuta “Zünnûn’a inanmayınız, ihanet edecek” yazmaktadır. Bunu okuyan ahali mektuba inanır ve Zünnûn Niksar‘a ulaşınca onu kaleye almazlar. Böylece Zünnûn ve Bizans başarısız olur. Yazılan bir mektup ile halk etki altına alınıp, düşmanın faaliyetleri kısıtlanmış oldu. Anlaşılan Selçuklu kuvvetleri, dönemin zaafiyetlerini kullanmakta zorluk çekmemişlerdi.

     Zorluk çekmemişlerdi, üstüne üstlük taktik geliştirmeyi hiç durdurmamışlardı. Savaşı sadece meydanlardan ibaret görmeyen Türkler, şehirler ve kaleler üzerine de bazı taktikler ve hileler kullanmışlardı. Kuşatılan kalelerin veya şehirlerin güç kullanılmadan ele geçirilmesi için soyluları, komutanları veya önemli şahsiyetleri kullanmışlardır. Onları birer koz olarak gören ve kullanan Türkler böylece şehirleri veya kaleleri güç kullanmadan teslim almayı başarmıştır. 1214 yılındaki Sinop kuşatmasında da bu taktiğin uygulanmasıyla fetih hızlı bir şekilde gerçekleşmiştir. Sonuç olarak savaşların sadece fiili olmadığını, askerlerin de mental olarak nasıl etkilenebileceklerine dair taktik ve hileleri inceledik, örneklerine şahit olduk.


Kaynak:

• Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu “Türk Milli Kültürü

• Doç. Dr. Muharrem Kesik “At Üstünde Selçuklular”