Bilinen geçmişinden beri savaşın eksik olmadığı Türk tarihi, savaşların yanında birçok taktiği de içinde barındırır.

     Türk ordularının en çok kullandığı savaş taktiği ile başlayalım. Sahte Ric’at… Türkler savaşın gerçekleşeceği bölgeye en yakın tepelere yerleşir. Az sayıda kuvvet düşman üzerine gönderilirken, bölgeye yakın tepelere diğer Türk kuvvetleri konuşlanır. Düşman ile temasa geçen az sayıdaki Türk birliği, adeta bozguna uğramış gibi geri çekilmeye başlar ve düşman kuvvetlerini peşine takar. Merkezden uzaklaşan düşman kuvvetleri tepede gizlenen Türk kuvvetleri tarafından pusuya düşürülür ve çembere alınan düşman kuvvetleri böylece etkisiz hale getirilir. “Hilal Taktiği”, “Kurt Oyunu” veya “Turan Taktiği” de denilen Sahte Ric’at, Türklere has bir taktik olarak kabul edilir ve Dünya üzerinde Türklerden daha iyi uygulayıcısı yoktur. Bu taktiğin uygulanmasında şüphesiz sürat ve çeviklik çok önemlidir. Türk orduları bunu da atlar sayesinde sağlıyorlardı. Hatta Bizanslı tarihçi Niketas, Türklerin yalancıktan kaçtığını ve aslında bunun bir kaçış değil, taktik olduğunu, Türklerin kendilerini takip eden Bizans kuvvetlerini at üzerinde geriye dönerek ok ile vurduklarını aktarır. Tüm bunlar Türklerin savaş meydanında galip gelmesinde etkili olan faktörlerdir.


Türkler tüm imkanları değerlendirmeye çalışmışlar, tepelere gizlenerek coğrafi şartları avantaja çevirmişler ancak yalnızca bu taktik ile yetinmemişlerdi. Etrafındaki imkan ve şartları değerlendirmeyi bilen Türk kuvvetlerinin kullandığı bir diğer taktik ise su kaynaklarının kurultulması ve tarlaların yakılmasıdır. Düşman kuvvetleri topraklara girmeden, onların geçeceği güzergah belirlenir ve o güzergahta bulunan kuyular, sarnıçlar, kaynaklar kurutulur, içerisine hayvan ve insan leşi atılarak kullanılmaz hale getirilirdi. Yol üzerinde bulunan tarlalar ve ekinler yakılarak, düşman kuvvetleri yolda iken yıpratılması hedeflenirdi. Bölgedeki yerleşim yerleri boşaltılır, halk yiyecekleri ile birlikte dağlara yerleşir, şehirler ıssızlaşır ve böylece düşman kuvvetlerinin yararlanacağı hiçbir şey kalmazdı. Düşman askerleri ve ordudaki hayvanlar aç ve susuz kalır güçsüz düşerlerdi. Bunun bir örneğini I.Kılıçarslan 1101 yılında Haçlı ordusuna karşı gerçekleştirmiştir.  Aslında baktığımız zaman coğrafi faktörlerin ne derece etkili olduğunu birkez daha görmekteyiz. Türklerin dağ ve tepelere gizlenerek düşmanı pusuya düşürdüklerini söylemiştik. Ancak bazen sadece gizlenmekle kalmadıklarını ve bulundukları tepelerin imkanlarını kullanarak, tepelerden aşağıya, düşman kuvvetlerinin üzerine taş ve kayalar yuvarladıklarını da biliyoruz. Nitekim Selçuklular Karamıkbeli Savaşı’nda bu taktiği kullanmış ve düşmanı zaiyata uğratmaya çalışmışlardı.
Kısaca imkan ve koşulları iyi değerlendirerek, durumu avantaja çevirmek sizi bir adım öne taşır. Türk ordularının da yaptığı tam olarak buydu.


Kaynak: 

Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu “Türk Milli Kültürü

Doç. Dr. Muharrem Kesik “At Üstünde Selçuklular”