Savaşı sanat misali icra eden Türklere dair, 5 tarihi bilgiyi sizlere sunuyoruz.

Yeni serimiz Tarihi Bilgiler ile birlikte, bilgiyi eleştiri süzgecinden de geçirerek en hızlı yoldan sizlere ulaştıracağız. Bu yazımızda ise Türk Savaş Sanatı hakkında oldukça önemli 5 tarihi bilgiyi sizler için derledik. Keyifli okumalar…

Türk tarihi elbette çok köklü bir tarihtir. Bu durum bizlere, kullanılmaya elverişli binlerce kaynağı ve bilgiyi sunmakta. İlk tarihi bilgimiz için Orta Çağ’a gelelim. Türkler ve Bizanslılara mesela. Aynı coğrafyada varlığını sürdürmeye çalışan iki topluluk olarak ele aldığımız zaman, birbirlerini etkilememe gibi bir ihtimalin olmadığı da bir gerçektir. Bu etkilenme sosyal anlamda da olabilir veyahut kültürel miras anlamında da olabilir. Etkileşimlerin en çok öne çıktığı ve göze çarptığı nokta ise o dönemden günümüze kalan tarihi kaynaklardır. Türk savaş sanatı konusunda da, tıpkı Türkler ile ilgili diğer konularda olduğu gibi, Bizans kaynaklarının önemi oldukça büyüktür. Bu anlamda karşımıza çıkan eserlerden biri Bizanslı tarihçi Anna Komnena tarafından kaleme alınan Alexiad isimli eserdir. Dilimize çevirisi de yapılan Alexiad, Türk ve Bizans olmak üzere her iki tarafın muharebe tarzlarına dair önemli ipuçları sunmaktadır. Dilerseniz Alexiad hakkında yayınlamış olduğumuz inceleme yazımızı okuyabilirsiniz. Böylelikle ilk tarihi bilgimizi aynı zamanda bir kaynak eser önerisi olarak da değerlendirebilirsiniz.

Madem savaş sanatı üzerinde duruyoruz, o zaman savaşın olmazsa olmazlarından Ordu hakkında da bir tarihi bilgi verelim. Ordu terimi en eski Türk kaynaklarında dahi rastlanan bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta Orhun Yazıtları’nda “ordu” terimi yer almakta ve hakanın daimî karargahına verilen bir isim olarak nitelendirilmektedir. Elbette günümüzdeki “ordu” terimi ile birebir aynı anlamı kapsadığını söyleyemeyiz fakat böyle bir terimin olduğu da kaynaklarda yer alan önemli bir tarihi bilgidir.

Savaşan askerler kadar önemli bir unsur da kullanılan savaş aletleridir. Savaş aleti denildiği vakit akıllara gelen ilk savaş aleti ise muhtemelen ok olacaktır. Özellikle Türk tarihinde okun önemi oldukça büyüktür. Peki bir ok hangi parçalardan meydana gelir? O parçalara verilen isimler nelerdir? Bir ok temren, gövde, gez ve yelek adı verilen 4 parçadan meydana gelmektedir. Temren; okun uç kısmı, gez; okun arkasında yer alan kertik, yelek; okun havada iken düz gidebilmesini sağlayan tüy kısmıdır. Ok yapımında ise kamış, kayın ve söğüt ağaçlarının kullanıldığını belirtebiliriz.

Savaş tek bakış açısından ele alınamayacak kadar kapsamlıdır. Nasıl mı? Sadece meydanlarda göğüs göğse çarpışılmaz. Bazen pusu da kurulabilir. Hatta hile dahi yapılabilir. Boşuna dememişler savaşta her yol mubahtır diye. Gerçekten de öyle. Türklerin savaş tarihine şöyle bir baktığımız zaman, hileler yaptıklarını hatta düşmanlarına karşı psikolojik savaş teknikleri geliştirdiklerini görmekteyiz. Hemen bir örnek vererek konuyu açığa kavuşturalım. İlk maddemizde belirttiğimiz Bizanslı tarihçi Anna Komnena eserinin bir bölümünde, Türklerin Rumların düzenini bozamadığından ve buna karşılık tepelere geri çekilen Türklerin ateş yakarak tüm gece boyunca tıpkı kurtlar gibi ulumaya başladıklarını aktarmaktadır. Bakıldığı zaman savaş teriminin zihinlerimizde çağrıştırdığı, gözümüzde canlanan sahnesine pek uygun olmadığı görülebilir. Ancak bu önemli bir psikolojik savaş taktiğidir. Düşmanı gece boyunca rahatsız ederek ve hatta korkutarak ertesi gün yaşanacak olası bir muharebe öncesi psikolojik olarak öne geçme imkânı sağlayabilirdi.

Böylelikle Türklerin savaş sanatı hakkında önemli tarihi bilgileri edinmiş olduk. Elbette konuya ilgisi olan okurlarımızın daha önceden bilebileceği noktalar üzerinde durmuş olabiliriz. Ancak yazılarımız herkesin tarihe ilgisini artırmaya yönelik olarak kaleme alınmaktadır.

Saygılar…