A. Sefa Özkaya’nın Kronik Kitap’tan çıkan yeni kitabı Türk Askerî Kültürü hakkında bir röportaj gerçekleştirdik. Dört Yön Doktrini, Askeri Tarih çalışmaları ve daha fazlası sizlerle…

Türk Askeri Kültürü, çocukluk hayalinizin bir ürünü. Peki sizi bu hayale sevk eden etken neydi?

“Ortaokul yıllarımda hocama sorduğum soruyla ilgili bir konu aslında. Hunlar, Göktürkler, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Osmanlılar ; bunları duyuyor ve bunlarla ilgili askeri kültür çalışması var mı merak ediyordum. Böyle bir çalışmanın olmadığı ortaya çıkınca daha fazla merak etmem söz konusu oldu. Merak ettikçe üzerine gitmeye başladım ve bir müddet sonra İstanbul surlarının üzerinde buldum kendimi. Orada hem İstanbul tarihine hem de askeri kültür tarihine fiili bir başlangıç yapmış oldum. 5-6 katlı binaları ayaklarım altında görünce surların büyüklüğü büyülemeye başlıyor insanı. Bu noktada, “O koca duvarlar nasıl yıkıldı?” diye sorgulamaya başlıyorsunuz.”

istanbul kemer ile ilgili görsel sonucu

“Daha sonra kendimi hem İstanbul tarihi hem de askeri tarih çalışırken buldum. Devamında ise malzeme toplamaya ve okumaya başladım. Bu süreçte bazı temel problemler olduğunu anladım. Ama o esnada bunların temel problemler olduğunu bilmiyordum. Örneğin; Taktik ve Strateji aynı şey midir? Gelişigüzel kullanılmıştır ancak aslında farklı şeylerdir.”

“Bu tür tanımlamalar yapmaya çalıştım. Sözlük ve ansiklopedi bu anlamda ufkumu açmıştır. Bir kelimenin etimolojisini bilmek çok şey kazandırmaktadır. Bunu herkesin mutlaka yapması gerektiğini söyleyebilirim. Çünkü sözlük veya ansiklopedi karıştırmadığınız zaman bir yerde tıkanıyorsunuz.”

kütüphane ile ilgili görsel sonucu

“Uzun yıllar bu kitabı tek başıma yazma konusunda düşündüm. Bir süre sonra yazmaya başladım. Çünkü konuya hakim olmam gerektiğini düşündüğüm için erteliyordum ancak anladım ki hiçbir zaman konuya tamamen hakim olamayacağım. Bir müddet aradan sonra İlber Ortaylı ile sohbet ederken fikrimi sundum ve ondan aldığım cesaretle bu işe giriştim. Ortaya koymak istediğim bir kaç modelleme vardı. Kitapta yer alan makalem de aslında küçük bir kitap boyutuna ulaşarak bunu sağladı.”

“Her dönemin ve konunun uzmanları da yazılar yazsın ve bende bir giriş yazısı yazayım istedim ve nitekim de o şekilde oluşturduk. Kaleme aldığım bölüm, antropolojiye olan merakımla da, kültür tasnifi yapılarak oluşturuldu. Toynbee, Danilevski gibi Avrupalı ve Rus düşünürlerin fikirlerini de kullanarak ortaya yeni bir kültür tasnifi koymaya çalıştım. Kültür tasnifinden sonra Türk kültürü ve Batı kültürünü ayırdım. Batı’nın sivil temelli olduğunu, Türk kültürünün ise askeri temelli olduğunu ortaya koyduk. Zaman içerisinde bizlerin sivilleştiğini, Batı’nın ise askerileştiğini gördük. Bu aslında Fransız düşünür Fukocu(Foucault) bir yaklaşıma da benziyor. Yani iki farklı grup yakınlaştığı zaman biri diğerine benzer.”

“Türk Askeri Kültürü’nü üçe ayırdık. Kara, Deniz ve Hava kültürü şeklinde bir modelleme yaptık. Bunun dışında ortaya koymaya çalıştığım model de(bu kitabın asıl yazılış amaçlarından birisi) Dört Yön Doktrini‘dir. Kitabın hikayesinin menşei budur.”

Kitap çalışmaları ne zaman başladı? Ne kadar zamanınızı aldı?

“Kitabın yaklaşık 20 yıllık mazisi var ancak fiili olarak 6-7 senelik bir süreden söz edebiliriz. Bu süreçte de çok yazarlı bir görünüme kavuştu. Neticede 2 ana hatla meydana gelen bir kitap oluşmuş oldu; Kronolojik ve Tematik kısım. Hunlar, Gök Türkler, Uygurlar, Selçuklular, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti şeklinde sıralanan kronolojik kısıma ek olarak tematik kısımda askeri mimari, askeri coğrafya, askeri istihbarat, askeri tıp, askeri müzik gibi konuların bulunduğu makaleler bulundu.”

library old ile ilgili görsel sonucu

“Bu kitap bize şunu gösterdi ki tam anlamıyla Türk Askeri Kültürü yazmak istiyorsak 10-15 ciltlik ansiklopedi şeklinde bunu yapmamız gerekiyor. Bu gerçekleşirse büyük bir eksiklik kapatılmış olur.”

Türkiye’de son dönemde artan askeri tarih çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Türkiye’de askeri tarih çalışmaları Fransız Anal(Annales) Ekolü’nün sosyo-ekonomik tarih temelli yaklaşımından dolayı pek popüler bir konu değildi. Fakat son yıllarda bu işe gönül vermiş, emek sarf etmiş, Abdülkadir Özcan(teşkilat), Feridun Emecen(klasik), Gültekin Yıldız ve Gabor Agoston gibi isimlerin temel atıcı nitelikte çalışmaları bulunmaktadır. Daha öncesinde de Halil İnalcık’ın Belleten’de bir çalışması bulunmaktadır. Bu ekol yeni yeni oluşacak. Bunun için düzenli konferanslar ve seminerler yapılması gerekiyordu. Nitekim Milli Savunma Üniversitesi’nde Gültekin Yıldız, Taç Vakfı’nda benim, Çanakkale’de On Sekiz Mart Üniversitesi’nin programlarında insanlar bu konuları tartışma imkanları buldular. Daha önce muhatap bulamayan dinleyiciler artık sorular sormaya başladılar. Böylece yapılan çalışmaların sayısı artmaya başladı. Normalde sayısı artan şeylerin niteliğinden taviz verildiği görülür. Ancak Türk Askeri Tarihi üzerine yapılan çalışmalarda niteliğin düşmediği görülmektedir. Bugün sayımız iki haneli rakamlarda ancak kısa sürede üç haneli ve on yıla kalmadan dört haneli rakamlara ulaşabileceğiz. Bu furya iyi bir heyecanla başladı ve buna ortak olma hissi, insanları harekete geçiren bir diğer husus oldu. Bu başlangıç için önemli bir şeydir ancak her şey de değildir.”

Zamanını bizlere ayırarak bu röportajın ortaya çıkmasına imkan sağlayan değerli A. Sefa Özkaya’ya teşekkür ederiz.