The Revenant (Diriliş) film eleştirisi. The Revenant; 2016 yılında vizyona giren ve başrolünde Leonardo DiCaprio’nun oynadığı Oscar ödüllü sinema filmi yorumu.

İntikam mıdır doğru yolu bulduran,

Yoksa tek bir güç mü yönetir tüm insanlığın kaderini?

Yönetmenliğini Alejandro Gonzalez İnarritu’nun yaptığı ve başrolü Leonardo Dicaprio’ya ait olan The Revenant,  filmin başından bitimine kadar izleyiciye mükemmel bir görsel şölen sunuyor. Muhteşem doğa manzarası ile göz dolduran filmin etkileyiciği ne kadar izleyenleri hayranlık içinde bıraksa da filmin çekim aşaması da bir o kadar zorlu ve uğraştırıcı geçmiş. 9 ay çekimi süren ve çekim süreci boyunca sadece doğal ışık kullanılan film, senaryo ve oyunculuk dışında teknik açıdan da farkını ortaya koymuş. İnarritu’nun bu filmi ve kendisine Oscar kazandıran filmi Birdman’in görsel başarısına bakacak olursak iki filminde görüntü yönetmenliğini üstlenmiş Emmanuel Lubezki’nin mükemmel başarısını gözler önüne sermiş oluruz. Ayrıca iki filmin hem görsel açıdan hemde altta izleyicinin keşfini bekleyen ufak mesajlarla asıl gerçeğin sorgulanması açısından birbirinin geçişi niteliği taşıyor.

İnarritu, Birdman filminde seyrettiğimiz Riggan Thomson karakteri ile çevrenin birey üzerindeki psikolojik etkisini anlatırken, The Revenant‘ta izlediğimiz Hug Glass karakteri ile adeta geçiş sağlayarak bireyin çevre baskısı üzerine içsel dışa vurumunu gözler önüne sermiş.

Filmin genel seyri intikam duygusu ve yaşam-ölüm arasında metafiziksel yansımalar yaşayan Hug Glass’ın hakikati araması şeklinde. Filmde bu hakikat bol felsefik konuşmalar ve uzun diyaloglar yerine doğanın evrensel döngüsü ve sözden çok yaşanan anın hissettirdiği duygu ile yansıtılmaya çalışılmış.

Bu görsel zenginlik iki buçuk saat boyunca kendini izleyicilere hissettirmeyi başarmış.

Filmin görsel açıdan izleyicilere yansıttıklarının dışında etkileyici ve içinde anlam barındıran sahneleri de filme ayrıcalık katmış. İzleyici görüşlerinde her ne kadar eleştiriye maruz kalmış olsa da Hug glass’ın at cesedinin içine girmiş olduğu sahne yeniden doğuşu, evrensel döngüyü ve dirilişi simgelemekte.

Buna benzer olarak Hug Glassın gömülme ve topraktan kendi çabasıyla çıkmaya çalıştığı sahne de bu mesajı vermeye fazlasıyla yetmiş.

Genel bakış açısı bakımından filmin sadece hayat ve ölüm bağı görülse de film sadece hayatın değil aile kavramının, bireysel inancın, tanrısal gücün ve keşfetmenin birer simgesini taşıyor.

Filmin başrolü ile çıktığı yolculuk şu soru ile başlıyor : “ İnsan intikam alabilecek kadar güçlü bir varlık mıdır yoksa bunların hepsi bir yansıma mıdır?”

Filmin bu noktasında İnarritu izleyicilere kamera tekniği ile ufak bir bakış açısı sunmuş.

Filmde sürekli beliren ve izleyiciyi heyecana sürükleyen savaş sahnelerinde kameranın öleni çektikten sonra ölen karakteri öldürene odaklanması ve hayatta kalana göre filmin seyrini ilerletmesi güçlü olanın hayatta kalıp yaşam savaşına devam ettiği mesajını simgelemekte.

Diyalog unsurunun gayet az olduğu filmde kullanılan cümleler istenilen mesajı vermeye fazlasıyla yetmiş. Hug Glass her cümlesiyle ölümün varlığından ve yeniden doğuşun, korkusuzluğun tüm bedenini sardığından söz etmiş.

Filmdeki en can alıcı nokta Hug Glass’ın ilk kez fikir ayrılığı yaşadığı Hikuc adındaki kızılderili ile tanışması olmuş.

Hug tamamen intikam ve kim duygusu ile yollara düşmüşken Hikuc ona tozlu perdeleri aralayan bir ışık gibi yepyeni bir bakış açısı sunmuş. Filmde devamlı hareket ve savaş halinde gördüğümüz Hug Glass’ı ilk kez sakin ve içsel rüyaları ile birlikte sorgulayıcı bir kimliğe bürünmüş görüyoruz. Hug Glass’ı sarsan ve ona içsel diriliş yaşatan şey  Hikuc’un şu sözü olmuştur : “Kalbim kanıyor, ama intikam tanrının ellerindedir”

Hug Glass bu süreç boyunca bu felsefik mesajı tam anlayamasa da filmin sonunda anlık bir değişim yaşayarak insanoğlunun hayvansal ve ilkel içgüdü ile bencilleştiğini, asıl gücün sahibini ve insanın evrendeki yerini farketmiş olur.

Filmde anlatılmak istenen “diriliş” olgusuna , insanların kan dökerek veya kin, nefret duygularıyla ulaşamayacağını, asıl dirilişin bireyin içsel yolculuğu ile tamamlanacağı filmde verilmek istenen genel mesajdır.

Evren insanoğluna bir öğretidir

Ve insanoğlu zor bile olsa hakikate ulaşacaktır

Kimi yaşarken ölmeyi

Kimi ölüp dirilmeyi

Kimi ise yaşam-ölüm arasında bir yerde bulacaktır

Hayatın gerçeklerini

Gerçekleri görmek  insanoğlunun elindedir

Görmek insanoğlunun, intikam tanrının ellerindedir.