Başrollerinde Tom Hanks ve Emma Watson’ın oynadığı The Circle filminin konusu, yorumu, eleştirisi, analizi…

Sinema perdesinde çoğu zaman belirli bakış açılarının senaryoya dökülmüş halini görürüz. Bakış açısı yaratmak ve seyirciye aktarmak oldukça zor olduğu gibi bakış açısını aktaracak konuyu seçmekte bir o kadar zordur. The Circle bu noktada izleyiciye günlük hayatta hepimizin etkisini hissettiğimiz bir konuya, yani teknolojik ve bilişsel gelişmelerin hayatımızdaki yerini (filme göre saldırısını) ele alıyor. Başrollerinde Tom Hanks ve Emma Watson’u gördüğümüz filmin yönetmenliğini ve senaristliğini James Ponsoldt üstleniyor.

 

Filmin izleyiciyi etkileyecek ilk unsuru hayallerinin peşinden gitmek isteyen, büyük hayalleri olan oldukça zeki ve bir o kadar sıradan bir kızın (Mae) dünyanın sayılı şirketlerinden birinde işe alınması ve yükselişi sayabiliriz. Her izleyici hayalindeki başarının farklı bir yansımasını, içindeki azmi ve gücü bir ayna gibi karşısında görmek ister. İşte bu sayede bazı filmler insanların hayatlarını değiştirecek derecede etkili olabilmişlerdir. Bu noktada Mae karakteri Emma Watson’un doğallığı ile bir bütün oluşturmuş ve izleyiciye bu duygu aktarılmış. Birçok filmde görebileceğimiz “ilk başta her şey çok güzeldi, sonra her şeyden şüphe duydum” tanımlaması bu filmde kendisini oldukça belli etmiş. Mae karakteri ilk başta teknolojik unsurların ve sosyal medyanın insan üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu, bilişsel gelişime yardımcı olduğunu ve teknolojik imkanların insanların şeffaf bir şekilde yaşamasına, yani adaleti sağlamaya bir örnek oluşturabileceğini düşünmektedir. Filmin sonlarına doğru ise bu fikrinden şüphe duyarak teknolojinin mahremiyeti yok ettiğinin ve insanların bir tüketim ağı içerisinde yok olup gittiğini, sosyal medya bağımlılığının ve psikolojik sorunların meydana geldiğini farkeder.

Bu film bir noktada bir rejim örneğine karşı çıkış olabilir. Günümüzde insanlar birbirlerinin hayatlarına yanlarında olmasalar bile dahiller. Bunun en önemli etkisi tabii ki sosyal medya. Her şey teknoloji üzerine kuruldu ve insanlar bu teknolojik donanım ile bir bilinmezliğe doğru sürükleniyor. Birçok noktada olumlu sayılabilecek gelişmeler bir zaman sonra insanlardan bazı değerlerini götürebiliyor. İşte yeni yeni oluşturulan bu düzenin sorgulayan ve aynı zamanda teknolojinin içinde yaşayan insanları olarak bu film bize pek çok şeyi gösterebilir. Ancak tek sorun, filmin sonunun bağlanamamış olması. Filmin konusu güzel, oldukça mantıklı ve bir o kadar gerekli olsa da ve hatta konu filmde akılda kalıcı şekilde hazırlanmış olsa da filmin sonu bize durağanlığı göstermek ve insanın kafasında “ne oldu şimdi” dedirtmektense sosyal medyanın ve teknolojinin hayattaki etkisi amacını sorgulatacak şekilde bitmesi filmin kalitesini artırabilirdi.

Not: Filmi izledikten sonra filmde bahsedilen insanların her anının gözetlendiği rejimi merak eden izleyiciler bu konunun farklı bir bakış açısından örneğini George Orwell’in 1984 adlı kitabını okuyarak bulabilirler.