Sykes-Picot Antlaşması, gerekçesi, maddeleri, haritası, sonuçları. Sykes ve Picot kimdir?

Rusların Boğazlar üzerinde egemen oluşu neredeyse herkesin hemfikir olduğu bir mesele olarak kapanmıştı. Şimdi sıra İngiliz ve Fransızların kendi çıkarlarına uygun şekilde pay almalarına gelmişti. İngiltere ve Fransa birlikte hareket edecek, kararları birlikte alacaklardı. Bu noktada İngiltere’nin üzerinde durduğu bir nokta vardı. Bu kutsal topraklarda Müslüman bir yönetim kurulmasıydı.

Böylece Kasım 1915 civarında İngiltere-Fransa görüşmeleri başlamış oldu. İngilizler ise halâ İngiliz etkisi altında bir Müslüman devleti kurma düşüncesi içindeydi. Çünkü İngiliz sömürgesi olan onlarca Müslüman bölge vardı ve İstanbul’un resmen Ruslara bırakılması huzursuzlukların doğmasına sebep olabilirdi. İşte bunu önüne geçmek adına İngiltere yeni bir cazibe merkezi oluşturma düşüncesi içindeydi. Böylece olası bir Panislamizm hareketinin de önüne geçecekti.

Mekke şerifi Hüseyin

Bu koşullar düşünülünce İngilizlerin işine yarayacak tek kişinin Mekke şerifi Hüseyin olduğu anlaşılmıştı. Şerif Hüseyin kolayca İslam dünyasını etki altına alabilir, Osmanlılar’a karşı durabilir ve Osmanlıların Arap yarımadasındaki varlığını bitirebilirdi. Hatta savaşın gidişatını dahi değiştirebilirdi. En azından İngilizler bu yönde düşünüyorlardı.

Şerif Hüseyin’in istekleri belliydi. İngiltere de Osmanlılara karşı bir Arap devleti kurma isteği içindeydi. Ancak bu kadar büyük bir coğrafyada büyük bir Arap devleti nasıl olacaktı? Ne olursa olsun İngilizler tüm tereddütlerine rağmen çıkarlarını gözeterek Şerif Hüseyin’in tekliflerini kabul etti.

Sykes-Picot Antlaşması’nın gerekçesi, Sykes ve Picot kimdir? Antlaşma haritası nasıl şekillendi?

Fransa ve İngiltere’nin paylarının belirlendiği antlaşma olarak ön plana çıkan Sykes-Picot’un gerekçesi; İngiliz ve Fransızların kendi imkanları doğrultusunda elde ettikleri bilgilere göre Arap yarımadası ve bazı eyaletler Türk hakimiyeti altında yaşamak istemiyordu. Bunu gerekçe olarak ileri süren İngiltere ve Fransa derhal görüşmelere başlayarak kendi paylarını belirlemeye başladılar. İngiltere adına Sir Mark Sykes, Fransa adına ise Georges Picot bu müzakereleri yürüten isimlerdi. Bu nedenle de anlaşmaya onların isimleri verildi.

Antlaşmaya göre İngiltere ve Fransa‘nın tanıyacağı, Osmanlı hakimiyetine karşıt bir Arap devleti veya federasyonu kurulacaktı. Sadece bundan ibaret de değildi. Henüz statüsü konusunda karar verilmemiş olan Filistin’de ise uluslararası bir yönetimin  söz sahibi olması kararlaştırıldı. Irak topraklarında İngiliz yönetimi etkisi altında bir devlet olacaktı. Böylece Irak’ı yönetmek demek Manchester fabrikaları için pamuk, İngiliz filoları için demekti. Kısaca İngiltere Mekke ve Medine’de dolaylı da olsa hakimiyet sağlayacaktı. Fransa ise Anadolu’nun önemli bir kısmı ve Suriye’de söz sahibi olmayı düşünüyordu. Sivas, Harput, Diyarbakır, Adana, Lübnan ve Suriye’nin büyük kısmında hakimiyet arayışına girmişti. Böylece Anadolu’nun pamuğunu, maden kaynaklarını ve Suriye’nin tahılını idare edecekti.

Tüm bu paylaşma planları iki devlet için oldukça kulağa hoş gelse de Ruslar bunu öğrenince, kendisinin İngiltere ve Fransa’ya nazaran çok küçük topraklar elde ettiğini öne sürdü. Bu nedenle Kuzey ve Doğu Anadolu’da yeni topraklar talep etti. Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis gibi yerleşim yerlerinin kendisine verilmesini istiyordu.

İngiltere’nin ve Fransa’nın kendi çıkarlarını düşününce, Rusya’nın talebini kabul etmesiyle birlikte Sykes-Picot Antlaşması ortaya çıktı.

Rusya’nın Boğazlar üzerinde söz sahibi olduğu;
1915 İSTANBUL ANTLAŞMASI

Kaynak:

•ERHAN, Çağrı, YAKUT, Esra, Siyasi Tarih I, AÖF Yayınları, Eskişehir 2015.

•KARAL, Enver Ziya, Osmanlı Tarihi, C.IX, TTK Yayınları, Ankara 2011.

•ÖZCAN, Azmi, Osmanlı Mülkünü Paylaşım Planları Üzerine Düşünceler, İslami Araştırmalar Dergisi, C.XII, s.297-301.