Sully Film Eleştirisi kitaptarih.com’da.

“BAZI TERCİHLER ROTANIZI HAYATA ÇEVİRİR”

15 Ocak 2009 yılında New York’ta Hudson Nehri’ne zorunlu iniş yapan bir uçağın gerçek hikâyesini anlatan film, Clint Eastwood yönetmenliğinde ve Tom Hanks’in başrolünde izleyicilerle buluşuyor. 208 saniyede gerçekleşen bir mucizeyi ve 155 yolcunun hayatta kalma sürecini anlatan film, aynı zamanda kaptan sully’nin (Tom Hanks) psikolojik gelgitlerine oldukça yer veriyor. Filmin IMAX kamerayla çekilmiş olması ise kaza sahnelerinin daha gerçekçi olmasını sağlıyor.

“Kaptan pilotunuz konuşuyor, çarpmaya hazırlanın…”

Uçak havalandıktan tam 95 saniye sonra uçağa doğru gelen bir kuş sürüsünün alçak uçmasından kaynaklanan bir kaza meydana geliyor. Uçak motorlarının ikisininde hasar görmesine sebep olan kaza, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir olayla sonuçlanıyor. Bu olaydan sonra akıllarda kalan tek soru ise şu oluyor:

Kaptan pilot 155 kişinin hayatını kurtaran bir kahraman mıydı, yoksa herkesin hayatını tehlikeye atacak bir karar mı vermişti?

sully ile ilgili görsel sonucu

Film olaydan bir gün sonra kaptan pilot Sully’nin otelde gördüğü bir kâbusla uyanması ile başlıyor. Bütün halkın, televizyon kanallarının, olayı yaşayan yolcuların ve görevlilerin onu kahraman ilan etmesine rağmen sully yaşadığı olayın travmatik etkileri ile baş etmeye çalışıyor. Bunun sebebi ise devlet faktörü. İnsan içgüdüsünün ve insana dair bütün etkilerin ortadan kaldırılması ile fikirlerini bu doğrultuda ölçüt kılan bir kurulun tehlike anında sezgileriyle hareket eden bir pilotu tehlikeye sürükleyen bir pilotmuş gibi göstermesine şahit oluyoruz film boyunca.

“Havada 40 yıl geçirdim. Şimdi ise 208 saniye için yargılanacağım”

Bu esnada sürekli olay gününe ve düşme anına geri dönüşler (flashback) yapılarak izleyicinin sorularıda giderilmiş oluyor. Aslında hepimiz filmi izlerken sully’nin ne kadar doğru bir karar verdiğinden emin oluyoruz ancak film bize acaba? Diyecek bir pay bırakıyor. Çünkü filmin iki noktası var. Amerikan bürokrasisi ve Amerikan vatandaşı.

Bizi kimse uyarmadı. Kimse bize tarihteki tüm uçaklardan daha düşük bir irtifada iki motorumuzu birden kaybedeceğimizi söylemedi. 155 mürettebat ile 850 metrede iki motorumuzu birden kaybettikten sonra suya acil iniş yapmak zorundaydık. Şimdiye kadar hiç kimse böyle bir kaza için eğitilmemişti. “

İşte bu sözlerle Chesley Sullenberger yargı karşısında bir suçlu olmadığını, sorgu süreci boyunca kararlılığını ve sezgilerine olan inancını ortaya koyuyor. Tabiki bu süreç boyunca sully dahil herkes ya olması gereken bu değilse? Diye düşünüyor ancak filmde tüm kurulun toplandığı son sahnede herkes en doğru kararın bu olduğunu anlıyor. Uçuş simülasyonları ile olay tekrardan mercek altına alınıyor ve defalarca kez uçuşlar tamamlanmış ve hatasız şekilde gerçekleşiyor. Devlet bu durumdan ötürü sully’nin suçlu olduğuna karar veriyor. Ancak kurulun atladığı iki nokta, yani zamanlama ve simülasyonların 17 kez denenmiş olması anlık bir felaketin eğitiminin verilmediğini, o anda olması gereken tek şeyin cesaret olması gerektiğini kanıtlıyor.

sully ile ilgili görsel sonucu

Filmde tek eksik nokta başrolün ailesinin sanki ara geçiş gibi öylesine filme serpiştirilmesi. Filmde Sully ve eşininin arada telefon konuşmalarını görüyoruz ancak diyaloglarda ve sahnelerde pek gerçeklik göremedim. Tüm dünyanın konuştuğu bir olaydan sonra ailenin ver aile ilişkilerinin bu kadar pasif kalması filmde eleştirilebilecek noktalardan biri.

Sully, konusu ve olay örgüsü bakımında alışılagelmiş bir film olsada gerçek olay üzerine kurulmuş filmleri ve uçuş filmlerini sevenler için tavsiye edebileceğim bir film.

(Tom Hanks oyunculuğunu ve Clint Eastwood yönetmenliğinin kalitesini de unutmamak gerek. Yönetmeni hatırlamayanlar varsa aynı yönetmenin filmi olan Million Dollar Baby size biraz ipucu verebilir)