Cabir b. Hayyan’ın Uğraşısı…

Modern kimyanın kurucusu olarak kabul edilen A. Lavoisier (1743-1794)’ den önce kimyayı bir bilim olarak kuran ilk kişi İslam döneminde Cabir b. Hayyan (721-815)’ dır. Batı’da bilinen ismi ile Geber ya da Geberus ilk pratik simya çalışmalarını yapan kişidir. Antik Mısır’daki ünlü bilge Hermes Trimegistus’a uzanan kimyanın serüveni 19. yüzyılda Avrupa’da ilgi duyulmaya başlanmasından önce önemli İslam kentlerinde yaygın olarak ilgi odağı olmuştur. Mısır kaynaklı olarak gelişen simya ilmi İslam döneminde zirveye ulaşmıştır. İslam’ dan önce ise klasik medeniyetlerde de görülmektedir; Mezopotamya, Mısır, İran, Hindistan ve Çin… Daha sonra Batı’da bugün kullandığımız tanımıyla kimya gelişmiştir. Peki, simya ve kimyanın farkı nedir?

Kimya, “maddenin yapısını, özelliklerini, birleşimini, tepkimelerini araştıran ve uygulayan bilim” olarak bilinir. Maddeye dair bir analiz ve bunu uygulmak olan kimyanın aksine simya daha çok “metalden altın yapmakla ilgili uğraş” olarak bilinmektedir. Simya kelimesi Arapça’daki “al-kimya” kelimesinden gelir. İngilizce’ye “alchemy” olarak geçen bu kavram doğayı inceleme amacı taşıyan bir eylemdir. Arapça sözcüğüne ise Antik Yunanca himya (metal eritmek anlamına gelen) kavramından geçtiği de söylenmektedir. 12.yüzyılda Latince’ye çevrilmiş olan Cabir’in eseri “Kitab al-Kimya” bize onun kimyaya dair çalışmaları hakkında bilgi vermektedir. Cabir’in döneminde bugün bildiğimiz anlamda kimya yaygın değildi. Simya, bir altın yapma uğraşısının yanında tasavvufi bir hakikat arayışıydı. Zira Cabir’in eserlerinden bilindiğine göre İmam Câ’fer-i Sâdık’ ın öğrencisidir. Bu sebeple o “ruhi kimya” olarak söylebileceğimiz simya ile ilgilenmekteydi. Burada kimyayı tıbba uygulayan ilk kişi olan Ebûbekir er-Râzi (865-925)’ nin Cabir hakkında söyledikleri ve ondan öğrendikleri önemlidir. Râzi onu üstat olarak kabul etmiştir. Cabir’in “ruhi kimya” uygulamasına karşı olması onu “fiziki kimya” ile uğraşmaya yönlendirmiştir.  Bu durum gösteriyor ki Cabir’in simya uğraşısı daha çok mistik inanışlar için olmuştur.

Cabir, “ruhi kimya” ile uğraşırken acaba o da birçokları gibi sadece metalden altın yapmak için mi uğraşmış mıdır? Yoksa başka bir mistik inanışın peşindeydi bilinmez.