Osmanlı sadrazamı Said Halim Paşa’nın uğradığı suikast sonucu ölümü ve kısa hayat hikayesi sizlerle.

Suikastına giden sürece geçmeden evvel, Osmanlı İmparatorluğu’ nun son dönemlerinin önemli isimlerinden olan Said Halim Paşa‘nın kısaca hayatına, başından geçen olaylara değinmek faydalı olacaktır.

Ä°lgili resim

19 Şubat 1864 tarihinde Kahire’de dünyaya gelen Said Halim, Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunudur. Küçük yaşlarında ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşti; imkanları neticesinde Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca öğrendi. Daha sonra yüksek öğrenimini tamamlaması amacıyla Cenevre’ye gönderildi. Yaklaşık 5 yıllık eğitim sürecinin ardından 20 yaşında geri dönen Said Halim’e, Sultan II. Abdülhamid tarafından “Paşalık” rütbesi verildi.

İttihat ve Terakki Partisi’nin bir üyesi olmakla beraber ideolojik olarak farklılıklar taşıdığını da söyleyebiliriz. Nitekim İttihat ve Terakki Partisi bünyesinde farklı görüşleri benimsemiş insanlar bulunmaktaydı. Siyasi kariyeri boyunca Hariciye Nazırlığı ve Sadrazamlık gibi önemli görevlerde bulunmuş olması, üzerindeki sorumluluğu da artırmıştır. Bu durum oldukça ehemmiyet taşımaktaydı zira Said Halim Paşa‘nın görevde olduğu yıllarda Osmanlı İmparatorluğu ciddi bir bunalım yaşıyor, özellikle Balkanlar’da sorunlarla boğuşuyordu. Bunlara yaklaşmakta olan bir Dünya Savaşı’ nı da ekleyebiliriz.

Önce 1915 yılında Hariciye Nazırlığı görevinden, sonra 1917 yılında Sadrazamlık vazifesinden istifa ederek ayrıldı. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte, bu süreçte yaşananların bir sorumlusu olarak yargılandı. Bu konuda özellikle sözde Ermeni soykırımı iddialarının ön plana çıktığını görmekteyiz. Çünkü Tehcir kararının alındığı 1915 yılında kendisi de görev başındaydı. (Ancak konuyu fazla dağıtmadan asıl meseleye gelelim zira Tehcir başlı başına bir yazı konusu niteliği taşımaktadır.) Yargılanmaların ardından Said Halim Paşa, 1919 yılında önce Mondros’a daha sonra ise Malta’ya sürgün edildi. 144 arkadaşı ile birlikte Polverista esir kampında tutulan Said Halim Paşa, suç işlediğine dair delil bulunamaması üzerinde serbest bırakıldı. Tabii serbest bırakıldığında takvimler 1921 yılı Nisan ayını gösteriyordu. Yaklaşık 2 yıllık esaretin ardından İstanbul’a geri dönme isteği sakıncalı bulunan Said Halim Paşa, doğduğu topraklarda da İngilizlerin olması sebebiyle Mısır’a da gidemedi. Son çare olarak Roma’ya yerleşti ve burada bir konak kiraladı.

Esaret hayatından kurtulan Said Halim Paşa, aynı yılın Aralık ayında Roma’da konağının önünde Ermeni militan Arşavir Şıracıyan tarafından suikasta uğradı ve hayatını kaybetti. Naaşı ise 1922 yılında İstanbul’a getirildi ve Sultan II. Mahmud’un türbesinin bahçesine defnedildi.

Sonuçta sadece siyasi kariyeri ile değil, düşünceleriyle ve öncülük ettiği fikirleriyle son dönem Osmanlı tarihi açısından önemli izler bırakan Prens Said Halim Paşa, hakkında daha çok şey yazılacak şahıslardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.