İstanbul Üniversitesi Tarih Bölüm Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Muharrem Kesik ile önümüzdeki günlerde Timaş Yayınları tarafından çıkacak olan “Selçukluların Haçlılarla İmtihanı” kitabı hakkında bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle yeni kitabınız “Selçukluların Haçlılarla İmtihanı” hayırlı olsun. Kitabı yazmaktaki hedefiniz nedir?

“Biz bu iş ile okuyucumuz ve hedef kitlemiz olan gençlere, üniversite çağındaki öğrencilere ve tabii ki Türkiye’deki tarih meraklılarına anlatmak istediklerimizi anlatmaya çalışıyoruz. Bu bizim birinci hedefimiz. Bu kitapta ismi geçen tarihi şahsiyetler çok önemli kahramanlardır. Çoğunun adı, sanı bilinmiyor. Bunlarla ilgili bir çalışma da yok. Ben sokaklarımıza caddelerimize bakıyorum, yürürken çok absürt sokak isimlerine tanık oluyorum. Yani çok gerekli olmayan isimler verilmiş. Hatta birinci sokak, ikinci sokak, üçüncü sokak gibi. Bunlar yerine İslam Tarihi için özellikle de Haçlı Seferleri sırasında İslam’ı, Müslümanları, vatanı savunmuş ve bu uğurda şehit olmuş, hayatını bu uğurda feda etmiş, harcamış tarihi şahsiyetleri sokaklarımızda caddelerimizde hatırlamak gerekir.”

“Ben hep şunu söylerim, insan bir isim görür ve bu ismin peşine düşebilir. Buna çok tanık oluyorum. Bir örnek vermek gerekirse, İstanbul /Altunizade semtinde İsmail Zühtü Paşa sokağı bulunuyor. İnsan merak ediyor bu adamı. Bugün çok kolay, internette arama motoruna yazdığın zaman hemen İsmail Zühtü Paşa’nın kim olduğunu anlayabiliyorsunuz. Dolayısıyla bu şahsiyetler birtakım kurumlara, müesseselere çoğunluğu da isterim ki üniversitelere verilsin. Çünkü bunu hak eden tarihi şahsiyetler var. Mesela Malatya’da neden Danişmend Gazi Üniversitesi olmasın. Çünkü Malatya’nın fatihi Danişmend Gazi’dir. Bugün şu anda Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’ndeyiz. Niçin bu isim verildi bu üniversiteye? Çünkü Sultan İstanbul’un fatihidir. Aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet, Türk tarihinde gelmiş geçmiş en kudretli en mühim hükümdarlardan birisidir. Malatya şehri için de burada Fatih Sultan Mehmet ne ise, Danişmend Gazi öyledir. Mutlaka böyle bir düşünceyle hareket edilmesinde yarar vardır.”

“HİLÂL İLE HAÇ’IN BİN YILLIK MÜCADELESİ”

“Biz bazı mühim şahsiyetler hakkında tez bile yapmamışız. Yani Nureddin Mahmud Zengi ile ilgili daha yeni siyasi tarihi ve hayatı hakkında doktora tezi tamamlandı. Yayımlanmış bir kitap yok. Nureddin Mahmud Zengi Haçlılarla mücadelede özellikle Batı’nın çok iyi tanıdığı, bizim ise tanımamız gerektiği halde hakkında çok fazla bilgi sahibi olamadığımız mühim tarihi şahsiyet. Bu önemli kahraman için yazılmış bir kitabımız bile yok. Kitap yoksa onu kimse tanıyamaz, ancak kitapla tanıtabiliriz. Bu ciddi bir sorun ve ciddi bir açıktır. Şimdi burada az önce Prof. Dr. Zekeriya Kurşun hocamızla yani Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı ile görüştük. Nureddin Mahmud Zengi’ye özel bir sempozyum düzenlenecek. Ben bu konuşmayı yaparken aynı zamanda bunun mutluluğu içerisindeyim. Artık ses gelmeye başladıysa bu ses dalga dalga artacaktır. Gürültü haline gelecektir olumlu manada. Ve Nureddin Mahmud Zengi, bütün İslam aleminde tanınan, bilinen bir şahsiyet haline gelecektir. Nasıl ki yurdumuzda Malazgirt Savaşı’nın sadece adını duyuyorduk. Ama bu savaşla ilgili hiç bir şey yapılmıyordu. Son yıllarda tarihçiler tarafından bu konuya dikkat çekildikçe bu konu değer ve karşılık buldu. Artık böyle bir problemimiz kalmadı. Malazgirt en üst perdeden kutlanan büyük bir zafer oldu. Hak ettiği şekilde kutlanıyor. Aynı şekilde bu kitapta Haçlılara karşı emeği olan İslam’ı koruyan, kurtaran, Müslümanları himaye eden bu kahramanların listesini kitabın sonuna ekledik. Bu listeyi belki de devlet büyüklerine sesimizi ulaştırabilirsek, bu hazır listeyi kullanabilirler. Özellikle, belediye başkanları, YÖK (Üniversite isimleri bakımından), valiler, sokak-cadde isimlerini kimler veriyorlarsa, bu yetkililer bu listeden yararlanabilirler.”

“Bunun dışında elbette okurlar da bu listeyi gördükleri için bu kahramanları öğrenme şansına erişecekler. Kitabın içerisinde zaten listede adı bulunan kahramanların, kaynaklar el verdiğince, uzun veya kısa hikayeleri var. Eğer kaynak onlarla ilgili çok az bilgi veriyorsa, biz o az bilgiyi yorumlamaya çalıştık. Hakkında çok fazla bilgi olan, Nureddin Mahmud Zengi, Danişmend Gazi gibi isimleri ayrıntılı bir şekilde anlattık.”

 

Kitapta çok fazla tarihi şahsiyetin olduğunu belirttiniz. Anlaşılan kitabın kapsamı oldukça geniş…

“İndeks ve ekleriyle beraber kitap 480 sayfa. Hacimli bir çalışma oldu. Ama okuyucu bundan çekinmeyecektir, korkmayacaktır. Çünkü kitapta anlatılan konular çok cazip. Biz 4 bölüm halinde ele aldık bu çalışmayı. Özellikle Selçuklularla ilgili kısımları tabii ki kitabın baş kısımlarında zikrettik. Yani birinci bölümde Haçlı Seferleri’nin sebeplerini ve I. Haçlı Seferi üzerinde durduk. I. Haçlı Seferi’nin devamı olarak veya farklı bir Haçlı Seferi olarak da kabul gören 1101 yılı ordularını ise yine bu bölümde uzunca anlattık.”

“İkinci bölümde ise II. Haçlı Seferi ve Türkiye Selçuklu Devleti hükümdarı Sultan Mesud çevresinde gelişen olayları ve ilişkiler yumağını anlatmaya çalıştık. Sultan Mesud’un ikinci haçlı ordularını durdurarak çok büyük bir zafer elde ettiğini biliyoruz ve bu ordular Anadolu’da durdurulamasaydı hedefi Suriye ve kutsal topraklar olacaktı.”

“Bunun dışında üçüncü bölümde Nureddin Mahmud Zengi ve Haçlılarla mücadelesini işlemeye çalıştık. İşte bu bölümde Nureddin Mahmud Zengi’yi tanıtmaya, onunla ilgili ayrıntılı bilgileri aktarmaya çalıştık. Nureddin’in karakteri, yapısı, siyasi anlayışı, dini anlayışı ve topluma dönük bir hükümdar oluşu konularında ciddi açıklamalar yaptık.”

“Son bölüm olarak tanımladığımız dördüncü bölümde de Salâhaddin Eyyübi ve onun haçlılar karşısında gösterdiği büyük kahramanlıklar ele alındı. Elbette unutulmaz Hıttin Zaferi ve bunun akabinde gelen Kudüs’ün ikinci kez fethi konuları ayrıntılı şekilde incelendi. Salahaddin’in bütün seferlerine yer verdik. İrili ufaklı tüm seferlerini konu aldık. Salahaddin ve etrafındaki kahramanları okuyucumuza tanıtmaya çalıştık.”

Kitap çalışmaları ne kadar zamanınızı aldı?

“Bu kitabı toplamda 2,5-3 yıllık zaman zarfında tamamlayabildik. Tabii zaman zaman başka konular araya girdi. Bazı bölümleri zaten farklı çalışmalarda ele almış, bir makaleye veya bir tebliğe konu etmiştik. Elimizde hazır malzemeler de vardı. Bazı kaynaklar elimizin altında hazırdı. Bu konuya yönelik bir bibliyografya taraması yaptık ve elimizde bulunmayan çalışmaları ve eserleri tamamlamaya gayret gösterdik. Bu süreçte eserlerin tedariki, kaynakların bulunması ve tuttuğumuz notların temize geçilmesi konusunda yüksek lisans öğrencilerimizden destek aldık. Onların isimlerini de önsözde zikrettik. Öğrencilerimizin bu çalışmayı tamamlarken katkısı büyüktür.”

Kitabın ismine kararı nasıl verdiniz?

“Kitaplara ya da makalelere isim bulacağım zaman, bazen günlerce düşünürüm. Bulurum bir kağıda yazar, notlar alırım. Sonra beğenmez karalar, siler atarım. Ya da onlarca isim arasından tek tek elerim. Çok enteresandır, bazen gece başımı yastığa koyduğumda ismi düşünürüm. Yataktan fırlar ve o ismi kaleme alırım. Bu şekilde olduğunu söyleyebilirim. Bu kitapta da böyle bir anı var. Birden bire gece uykuya dalmak üzereyken böyle bir isim akla geldi. Tabii Halide Edip’in meşhur eserinden (Türk’ün Ateşle İmtihanı) kinayedir. Buna benzer farklı alanlarda kitaplar kullanıldı ama bizim alanda bu şekil bir başlık yoktu. Dolayısıyla bunun bizim alan için orijinal bir başlık olabileceğini düşündüm. Dosyamın adı sürekli olarak Haçlı-Selçuklu Mücadelesi olarak adlandırıldı. Ben kitabı bilgisayarımda bu şekilde kaydettim. Bu isim çok sonra verildi. Çalışmanın tamamlanmasına bir sene kala bu ismi bulmuştuk. Yakın çevremizle, yayıncı arkadaşlarla, öğrencilerimizle paylaştık. Genelde isim herkese çok cazip geldi. Ben de bundan önceki kitaplarımda olmadığı kadar bu isme sıkı sıkıya sarıldım diyebilirim. Yani bu isim bu çalışmaya çok uygun düştü diye düşünüyorum. Tam manası ile böyle. Haçlılara karşı bir imtihan verilmiştir. Bu imtihan da kitapta okunduğunda görülecektir. Kaybedenler var, kazananlar var. Savaşı veya kaybedilen mücadeleyi kastetmiyorum. Kaybeden tarihi şahsiyetleri kastediyorum. Bu mücadelede düşman saflarında yer alan veya düşmana destek çıkan veya Haçlılar ile ittifak kuran bir takım tarihi şahsiyetler de karşımıza çıkıyor ne yazık ki. Ve bugün de aynı şeyleri yaşıyoruz. İşte bunu yaşamamızın nedeni geçmişten ders almayışımızdır diye yorumluyorum.”

Haçlı & Türk mücadelesinde kırılma noktası var mıdır?

“Kırılma anı bir tane yok, birden çok var. Bunlardan bir tanesi 1101 Haçlı ordularının Anadolu’da durdurulmasıdır. Durdurulmasaydı çok şeylere gebe kalırdı tarih. Müslümanlar için elbette. Bir diğer kırılma anı Sultan I. Mesud’un ikinci Haçlı ordularını durdurmasıdır. Hiç beklenmedik bir sonuçtu bu. Aslında Mesud’u çok iyi çalışmış birisi, baktığınızda benim bile, beklemediğim bir sonuçtu. Yani Mesud da insanüstü bir gayret ve çaba var. Kaynaklara aksetmeyen enteresan olaylar var. Çünkü sonuca baktığınızda bu çok muazzam bir sonuç. Yine Nureddin Mahmud Zengi’nin ortaya çıkması bir kırılma anıdır. Devlet dağılacak, Zengiler battı batacak derken Nureddin’in sağlam karakteri Müslümanları toparlayıcı üslubu ve kurduğu egemenlik aslında Haçlı mücadelelerine muazzam katkı sağlamıştır. Nureddin’in babası İmadeddin Zengi’nin Urfa’yı fethi çok ciddi bir kırılma noktasıdır. Bunu da unutmayalım. Bunlar aslında ibrenin döndüğü anlardır. Nureddin’in ölümüyle “eyvah!” derken Salâhaddin’in bayrağı devralması bir başka kırılma anıdır. Eğer Salâhaddin olmasaydı Ortadoğu kesin olarak kaybedilmişti. Suriye, Filistin hatta Mısır. Salâhaddin hem Kudüs’ü geri almayı başardı hem Haçlıları Ortadoğu’dan süpürdü ve bunu Haçlılar da kabul ettiler. Bir başka kırılma noktası olarak Üçüncü Haçlı Seferi’nin devam ettiği sırada Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa’nın Silifke Çayı’nda boğularak ölmesi görülebilir.”

Kıymetli hocamız Prof. Dr. Muharrem Kesik‘e değerli vaktini bizlere ayırdığı için sizlerin huzurunda teşekkür eder, çalışmalarının devamını dileriz.

11 Kasım 2018 Pazar günü TÜYAP Kitap Fuarı’nda Muharrem Kesik’in imza gününe bekliyoruz.