İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Muharrem Kesik ile Danişmendliler kitabını ve dönemi konuştuk.

Danişmendliler Anadolu’da var olmuş beyliklerden sadece bir tanesidir. Ancak bugün bile adından sıkça söz etmemizin altında yatan bazı sebepler vardır.

1-KİTABIN HİKAYESİ NEDİR?

  “Aslında kitabın önsözünde de belirttiğim gibi, ben bir doktora tezi hazırlıyordum. Sultan I.Mesud ile dönemi ile ilgili olarak. Hem saltanatını hem hayatını anlattığımız bir çalışma. Bu çalışma sırasında gördüm ki Türkiye Selçuklu Tarihi Danişmendli Tarihi ile çok girift bir halde, iç içe geçmiş hatta biraz daha ilerleyince Türkiye Selçuklu Devleti’nin daha kuruluşundan itibaren Danişmendli hanedanı ile birlikte evlilik yoluyla kurulmuş ilişkiler var. Akrabalık ilişkileri var. Bunu daha sonra da çalışmalar yaparak geliştirdim ve yayın hayatına da kazandırdım. Bu evlilikler ile ilgili çalışmalar yaptık. Türkiye Selçuklu ve Danişmend ilişkilerini incelemeye yönelik çalışmalar yaptık. Tabii ki ben Sultan I.Mesud’u tez olarak hazırlarken gördüm ki Danişmendli tarihini kenarda bırakamadım. Dikkate almamak mümkün değil. Dolayısıyla Danişmendliler ile ilgili ilk çalışmaya aslında farkında olmadan Sultan I.Mesud ile ilgilenirken kendiliğinden girdiğimi gördüm. Sultan I.Mesud kitabı 2003 yılında basıldı ve Danişmendliler ile ilgili çalışmaları hemen hemen bu tarihten itibaren hazırladım.  Fakat araya hep başka konular başka makaleler ve çalışmalar girdi. Akamete uğradı ya da tozlandı diyebilirim. Ta ki 2017 Ocak ayına kadar. Ama böylesi belki daha hayırlı oldu. Bu zaman kadarki tüm çalışmaları inceleme şansım oldu. Araya giren yayınlar neler diyecek olursak “At Üstünde Selçuklular” kitabımız ve “1071 Malazgirt” kitabımız aklıma gelmekte. Aslında hiç sırada yokken iki tane kitap çıkarmış olduk bu sürede. Bu durum da hani derler ya “evdeki hesap çarşıya uymadı” tam da bunun gibi oldu. Bazen de talepler bizleri farklı yönlere yöneltebiliyor diyebilirim.”

2-KULLANMIŞ OLDUĞUNUZ KAYNAKLAR VE SÜREÇ HAKKINDA NELER SÖYLEYEBİLİRSİNİZ?

Danişmendliler kitabı üzerinden bunu konuşmak doğru olmaz çünkü aslında Türkiye Selçuklu Tarihi ve özellikle kuruluş dönemi çalışan birisi zaten doğal olarak Danişmendli Beyliği‘nin veya çağdaşı olan diğer beyliklerin kaynaklarını da tanımış oluyor. Dolayısıyla konu değişse bile kaynak tarama ve araştırma süreci bizi etkilemiyor. Bizim dönemin kaynakları aşağı yukarı sabit. Belki ikinci dönem beylikler devrine yaklaştıkça kaynaklar farklılaşıyor. Bu işlem bizi yormuyor fakat sıfırdan başlayacak birisi için kaynakları taramak ciddi bir süreçtir. Ciddi zaman alır. Bugün tez danışmanlığı yapıyoruz ve hemen hemen öğrenciye konu verildikten sonra girişilen ilk konu başlığı budur. Yani araştırma eserler ve kaynak eserler. Kaynakların müellifleri ve eserler veya diğer kaynaklar(kitabe, mezar taşı) bunları taramak ciddi zaman alır. Tez çalışmasında 4’te 1 veya 3’te 1 zaman ayarındadır diyebiliriz. Biz 3 yıl kullanacaksak bir tez çalışmasına, bunun bir yılı kaynakları taramakla geçer ve bu kaynakları yorumlamak da önemlidir. Yorumu yapabilmek için kaynaktaki veri üzerinde çalışıp sonuçlara ulaşmamız gerekiyor. “

3-DANİŞMEND GAZİ & GÜMÜŞTEKİN AHMED MENŞEİ HAKKINDA NELER SÖYLERSİNİZ?

Danişmendliler Beyliği üzerinde  en önemli çalışmayı Osman Turan “Selçuklular Zamanında Türkiye” adlı eserinde yapmıştır. Müstakil bir çalışma değil. Az önce belirttiğimiz gibi o eserde Danişmendliler Türkiye Selçuklularından ayrı tutulmamıştır. O nedenle Danişmendliler üzerine müstakil bir eser hazırlanmamıştır. Onun dışında Mükrimin Halil Yinanç hocanın yazmış olduğu İslam Ansiklopedisi maddesi ve yine Prof. Dr. Abdülkerim Özaydın hocamızın Diyanet İslam Ansiklopesi için hazırlamış olduğu madde ve bunun öncesinde “Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi” adlı külliyat içerisinde yazmış olduğu Danişmendliler bölümü var. Bunlar hemen hemen ilk çalışmalar. Dolayısıyla bunlar üzerinden ve bunlar dışından Danişmend Gazi menşei hakkında fikir beyan eden çok sayıda tarihçi olmuştur. Kimisi bu konuda çalışma yapanların görüşlerini benimsemişler kimisi de İbnü’l Esir “el -Kamil fi’t Tarih” adlı eserindeki görüşe dayanarak Danişmend Gazi ve Gümüştekin Gazi’nin ayrı şahsiyetler olduğunu belirtmişler. Danişmendliler kitabını hazırlarken tüm bu iddiaları dikkate aldık. Araştırmamızda hep kaynaklara dayanarak neticeye varmaya çalıştık. Bizden önce Konya Selçuk Üniversitesi’nde halihazırda görev yapmakta olan Sefer Solmaz, Danişmendliler Beyliği üzerine bir doktora tezi yapmış idi. Fakat ben çalışmaya başladığım zaman bu tezden haberdar değildim. Zaten tez de bizim çalışmaya başladığımız tarihten sonra verilmiş, öyle anlaşılıyor. Bu konuya ilgi duymamdan sonra verilmiş. Nihayetinde bu çalışmadan haberdar olmadan, ilerlediğimiz çalışmayı kitaplaştırdığımızda Sefer Solmaz arkadaşımızın da Osman Turan hocamızın eserinde belirttiği görüş en doğru görüş olarak karşıma çıktı. Açıkçası Danişmend kelimesinin bu ailenin ünlendiği bir unvan olduğu, diğer Danişmend oğlu olarak geçen hükümdarların bu aileye mensup herhangi bir hükümdar olduğunun farkına vardık. Kaynaklar da İbn Danişmend olarak veriyor bizlere. Bu da tabii ki isimi bulmamızda işimizi zorlaştırıyor. Nihayetinde Süryani ve Bizans kaynakları işimizi kolaylaştırdı. Yine de Danişmend Gazi’nin menşei konusu çok kesin ve açık değil. Ama onun Türkmen beyi olduğu üzerinde buluşuyor bilgiler. Muhtemelen Azerbaycan üzerinden Anadolu’ya gelmiş bir Türkmen beyi olduğu biliniyor. Ama Oğuzlar’dan hangi boya mensup hiç kayıt yok. Tabii ki bu ailenin Ermeni dönmesi olduğu tamamen çürütülmüş bir detay. Çünkü paralardaki Hristiyani unsurlar önemli. Paraların dini yoktur. Yani bir din ile ilgili bir şey içermezler. Bizans İmparatorluğu paralarında dini unsurlar hakim ama Müslümanlar da kullanmıştır. Bu nedenle dini yoktur diyorum. Eğer dine takılmış olsalardı kullanmazlardı. Aynı zaman da ilk İslam Devleti de  Sasani ve Bizans paraları kullandı. O nedenle para bir ticaret aracıdır  olaya böyle bakmışlardı. Ama bazı tarihçiler bu paralar üzerinden Danişmendliler’in kimliğini belirlemeye çalışmışlardı. Böyle bir yanılgıya düşmüşlerdir. Bunların başında Mükrimin Halil Yinanç hoca gelmektedir.  Ciddi bir hata yapmıştır. Osman Turan, İsmail Hami Danişmend gibi hocalar bu hatayı tasviye etmişlerdir. Biz de bu konulara değindik. Elimizdeki veriler Müslüman ve Türk menşeili aile olduğunu, ayrıca Tokat’ta bir müzede yer alan kitabede Danişmend Gazi’nin bir şeceresi yer alıyor. Buna göre Danişmend Gazi’nin Gümüştekin’den farklı bir kişi olmadığını kesin olarak anlıyoruz. Yani aynı kişiler. Bununla ilgili verileri kitapta uzun uzun belirttik. Özellikle Gümüştekin Gazi diye biri varsa bunu  bir ölüm tarihi olması lazım nitekim öyle bir tarih yok.  Danişmend Gazi’nin ölümünü biliyoruz ve nihayetinde bir veri var ama Gümüştekin diye biri hakkında veri yok . Bunu iddia eden  tarihçiler tarih veremiyor çünkü böyle bir kaynak yok. Kaynak yok çünkü böyle biri yok. Osman Turan hocanın belirtttiği görüşe biz de katılıyoruz. Danişmend ailenin meşhur olduğu bir unvanı ve Ahmed bu şahsiyetin İslami ismi . Gümüştekin Türk adı. Gazi de Bizans ile mücadelede yaralandığı için verilmiş bir unvan olarak görülmelidir. Yani konu çok uzun uzadıya anlatılabilir ama kitapta bunları anlattık. “

4-DANİŞMENDLİLERİN EN GÖRKEMLİ YILLARI?

“Tabii ki Danişmendlilerin çok zirvede oldukları, Anadolu’ya egemen oldukları Bizans için de ciddi bir tehdit oldukları Türkiye Selçuklu Devleti’ni  yıkabilecek güce eriştikleri ve diğer beylikler egemenlik altına alabilecekleri bir dönem var bu da Emir Gazi dönemidir. Bu dönem de 1104-1134 yılı arasında 30 yıllık zamanda Emir Gazi Türkiye Selçuklu Devleti’ni tabiiyet altına almış Bizans’a Haçlılar’a ve Ermenilere karşı başarı sağlamış diğer beylikleri mağlup etmiş. Ona karşı tek gücün ise Artuk oğlu Belek Gazi’nin olduğu söylenir bu sonuca varılır. Emir Gazi devrinde Danişmendlilerin bir devlet olduğunu düşünüyoruz.”

5-DANİŞMENDLİLERİN ULAŞTIĞI COĞRAFYA VE İLİM FAALİYETLERİ?

“Orta Anadolu’da önemli bazı şehirlere egemen oldular. Bu şehirler Malatya, Kayseri, Tokat, Sivas  ve Amasya gibi şehirler. Bunlar dışında Kapadokya’nın tamamını, Samsun’un bazı yörelerini, Ordu’yu, Kastamonu’yu idare etmişlerdi. Kastamonu’nun ilk fatihleridir. Elbistana hükmetmişlerdir. Türkiye Selçuklu, Mengücük, Artuklu ile komşuluk yaptıkları, Konya Aksaray civarında da Türkiye Selçuklu ile sınırdaş olduğunu söyleyebiliriz. İlmi anlamda da bu dönem oldukça önemlidir. Çünkü Anadolu’da kurulmuş ilk medreseler onlar zamanında inşaa olmuş. Ciddi ilimler tahsis edilmiş .Bazı medreselerin tıp medresesi olduğu iddia edilmekte.

İlgili resim
Yağıbasan’ın Türbesi-Niksar

Bu medreseler arasında Niksar’da Yağıbasan Medresesi ön plana çıkar. Bugün yapılan çalışmalar orijinalliği bozsa da bunların kesin yapılış tarihini bildiğimiz birçok yapıyı biliyoruz. Camiiler, türbeler yapmışlar. Mikail Bayram’ın ortaya attığı görüş doğru ise Anadolu’da Müslümanlar tarafından yazılmış ilk eser Keşfül Akabe adında bir eser olduğunu, ve bu eserin de Danişmend Gazi’ye sunulduğunu söylüyor.”

6-YAĞIBASAN VE 2.KILIÇARSLAN MESELESİ

“İbnü’l Esir bu olayı belirtiyor. Biz de bu kaynaktaki bilgileri kullandık. Yağıbasan Emir Gazi’den sonra Danişmendoğulları başına geçmeye çalışmış ve tek hakim olmaya gayret etmiş. 2.kılıçarslana rakip olmuş. I.Kılıçarslan ve Danişmend Gazi arasında başlayan çekişme bu dönemde tam manasıyla alevlenmiş ve burada yangına körükle gitmiştir Yağıbasan.

II.Kılıçarslan’ı kızdıracak her yolu denediğini görüyoruz. Bunun temelinde Anadolu egemenliği yatıyor. Yağıbasan’ın Emir Gazi zamanındaki Danişmend Devleti’ni ihya etmek için her yolu denediği görülüyor. Bunu neticesidir. Bu yola başvurmasını tamamen II.Kılıçarslan’ı düşünmeden hareket etmeye yanlışa yöneltmeye yönelik olduğunu düşünüyorum. Böylesi bir hareket amiyane tabirle tam bir bela altı vuruştur. Normalde askerlik ile ün salmış kişilere yakışmayan davranıştır. Yağıbasan ne yapıyor?

II.Kılıçarslan’ın Erzurum Saltuklu meliki  İzzettin Saltuk’un kızı le kıymış oluğu nikaha rağmen bu sultanın hanımını (ismi belli değil), gelin alayının önünü kesip kaçırıyor. Mallara el koyuyor. Sonra da gelini hile ile dininden döndürüyor ve İslami nikahını düşürüyor. Sonra yeniden kelime-i şehadet getirterek  Müslüman olması sağlanıyor. Yeğeni Zunnûn ile evlenmesini sağlıyor. Burada yapılan hareket rıza alınmadan yapılmıştır. Buradaki yegane maksat II.Kılıçarslan’a yanlış yaptırmak. Böyle bir eylemdir. Yağıbasan da yaptığının farkında. Ancak hedefe varmak için her türlü yol mubah olarak düşünmektedir. Sonuçta kaybeden Yağıbasan olur. Danişmendliler olmuştur. Çünkü II.Kılıçarslan Danişmendlileri ortadan kaldırmıştır. Psikolojik ve siyasi olarak mücadele etmiştir. Ama sonuçta galip gelmiştir.”

Ayrıca edindiğimiz bilgiye göre Anadolu Beylikleri üzerine kapsamlı bir eser daha yolda. Hem de kısa zaman içinde raflardaki yerini alması bekleniyor.

Sizler huzurunda bir kez daha Prof. Dr. Muharrem Kesik hocamıza teşekkür ediyor, çalışmalarının devamını diliyoruz.

İNCELEME

DANİŞMENDLİLER (1085-1178) ORTA ANADOLUNUN FATİHLERİ

PROF. DR. MUHARREM KESİK

 

Prof. Dr. Muharrem Kesik’in uzun çalışmalarının eseri olan “ Danişmendiler” kitabı nihayet okuyucuyla buluştu. Bilge Kültür Sanat  tarafından yayına hazırlanıp basımı gerçekleşti ve raflardaki yerini aldı. “Orta Anadolu’nun Fatihleri” olarak da adlandırılan bu eser alanındaki “ilk ilmi eser” niteliği taşımaktadır.

İncelemenin devamını okumak için tıklayın!