Prof. Dr. Abdülkadir Özcan ile Şarkın Sultanı IV.Murad, Türklerin Serüveni ve daha birçok konuyu konuştuğumuz röportajımız sizlerle.

2016 yılı Kasım ayında Kronik Yayınları‘ndan baskısı yapılan ve çıktığı günden bu yana büyük beğeni toplayan “IV.Murad Şarkın Sultanı” adlı esere gelin Prof. Dr. Abdülkadir Özcan‘ın gözünden bakalım.

IV.Murad Şarkın Sultanı” kitabının çalışmaları ne zaman başladı? Eserin hikayesi nedir?

IV.Murad Şarkın Sultanı kitabının ortaya çıkma hikâyesi biraz eskiye dayanır. Yaklaşık olarak 5-6 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır. Şu anda aktif olmayan bir yayınevinin yetkilisi, böyle bir kitaba ihtiyaç olduğunu söyledi. Benden yazmamı istedi, fakat ben yazamayacağımı belirttim. Daha sonra benden ne yapıp edip evet sözü aldı.

Eee tabiki kaynak toparlama işlerine epeyce önce başladım. Sonra o yayınevi kapanınca ben de çalışmayı askıya aldım. Ardından bir yerden daha teklif geldi. Timaş Yayınları’ndan…Editör Adem Koçal o zaman Timaş Yayınları’ndaydı. Daha sonra oradan ayrılınca bana iki seçenek sundu. IV.Murad kitabını Timaş’ta da çıkarabileceğimi, veyahut da  Adem Bey’in bir arkadaşıyla kuracağı yeni yayınevinden çıkarabileceğimi belirtti. Ayrıca Halil İnalcık Hoca ve İlber Bey’in kitaplarını da kendilerinin basacağını belirtti. Ülkemizin önde gelen isimlerinin eserlerinin yayınlanacağını söyleyince ben de bu yayınevinde basılmasını onayladım. Tabii ki bundan sonra çalışmalarımı hızlandırdım.

Benim aslında çalışma alanım IV.Murad ve dönemi değil. Ben daha çok 17.yy sonu 18.yy ilk yarısı çalışmaktayım. Doktora tezim de o dönemleri anlatan döneme ait el yazması bir eserdir.  Ama sonuçta Osmanlı tarihçisiyiz. Klasik dönemin her alanı ile ilgili çalışmalar yapıyoruz.”

Peki Neden IV.Murad?

IV.Murad ilginç bir padişahtır. Şu yönüyle ilginç ; 17.yy’da yani Osmanlı Devleti’nin adeta kayıp bir asrında Osmanlı Devleti’ne su vermiştir. Devleti tekrar ayağa kaldıran bir kişiliktir. Ayrıca Klasik Osmanlı padişahı tipinin de son temsilcisidir. Elinde kılıç, 2 büyük sefere çıkıyor ve bu seferlerden başarıyla dönüyor. Tabii sert icraatleriyle de bilinen bir hükümdar… O yönüyle IV.Murad’ın kamuoyu tarafından da öğrenilmesi ve bilinmesi hedeflendi bu çalışma ile… Eserde fazla dipnot ile boğmadık okurları. Umarım faydalı olmuştur.”

Eseri hazırlarken birçok kaynaktan yararlandınız. Özellikle dikkat çekmek istediğiniz bir kaynak var mı? 

“Tabii… IV.Murad ile sefere katılan Topçular Kâtibi Abdülkadir Efendi’nin eseri çok kullandığım bir kaynaktır. Bilhassa lojistik ile ilgili çok orijinal bilgiler vardır orada. Hatta “Şarkın Sultanı” kavramı da sanırsam oradan alınmadır. Keza Hasan Beyzade Tarihi’ni kullandık. Ayrıca Kâtip Çelebi’nin Fezleke’si de çok önemli bir kaynak oldu bizim için. Kâtip Çelebi’nin buradaki yorumları ayrıca çok önemlidir. Bir başka kaynak ise Kâtip Çelebi’den aktaran Naima Tarihi’dir. Özellikle ufuk açan yorumlarıyla bizlere ışık tuttu diyebilirim.”

IV.Murad’ı Yavuz Sultan Selim’e benzetmek mümkün müdür?

“Mümkün. Yavuz da iki seferle anılır. O yönüyle Yavuz “Şarkın Fatihi” olarak bilinir. IV.Murad’a ise “Şarkın Sultanı” denmektedir.  Bunun yanında sertliği ile de benzetilebilir. Hemen sadece uyguladıkları tek ceza var, siyaset yapmak. Yani öldürmek… Bu yönleriyle iki padişah birbirine benzetilebilir.”

IV.Murad’ın saltanatının dönüm noktaları nelerdir?

“O çocuk yaşta tahta çıktı. 11-12 yaşlarında, en büyük şehzade olarak. Hatta tahta çıkınca sünnet oldu. Bazı padişahlar vardır böyle tahta geçince sünnet olan…  İlk 8-10 yılında devletin idaresi annesi Kösem Mahpeyker Sultan’ın elinde diyebiliriz. İnalcık Hoca’nın yayınladığı belgelerde de görüyoruz ki, annesi bayağı ciddi kararlar almış bu dönemde. Demek ki IV.Murad’ın bir vesayet dönemi var. Bir de 20 yaşına geldiğinde doğrudan idareyi ele aldığı gerçek hükümdarlık dönemi… Seferleri ikinci döneminde gerçekleştirmiştir.”

Peki ya Emirgûneoğlu?

1635 Revan Seferi’nde Revan Kalesi’nin savunucusu. İran kökenli bir kişi. Önce direndi ama çok geçmeden Revan’ı teslim etti. Bu nedenle IV.Murad onu mükâfaten affetti. O da Osmanlı hizmetine girdi. Halep’e vali atandı. Daha sonra İstanbul’a gönderildi. IV.Murad’ın nedimi olmuştur. Musikiden anlayan, hoşsohbet birisi. IV.Murad da iyi bir musikişinas…  Bu yönleriyle IV.Murad’ın sofra arkadaşı olmuştur. Sohbetlerinde bulunmuş.. Bu arada  kendisine, daha önce Kanuni devri nişancılarından Feridun Ahmet Bey’e ait olan bugün Emirgan Korusu olarak anılan yer verillmiş… Emirgan’ın adı Emirgune’den gelmektedir. Sultan İbrahim devrinde bir şekilde o da öldürülüyor.”

Türkiye-İran Sınırı?

“Bugünkü sınırı hemen hemen 1639 Kasr-ı şirin Antlaşması belirler. Daha sonra Tebriz alınır, verilir. Ancak ufak tefek değişiklikler ile bu sınır günümüzde de korunmaktadır.”

Yeni Kitap Türklerin Serüveni Metehan’dan Attila’ya, Fatih’ten Atatürk’e?

“Kolektif bir çalışma. Habertürk’ten Cansu Canan Özgen Hanım’ın, daha önce vermiş olduğumuz röportajları metne dökmesiyle oluşmuştur. Daha sonra bize geldiğinde bizde inceledik ve bazı düzeltmeler yaptık. Bu ay içinde çıkacak gibi görünüyor. Sıkıcı ve akademik bir üslup yok. Halka hitap eden, ama gerçekleri de saptırmayan konuşmalardan oluşmakta. Diğer meslektaşlarımızın da katkıları ile oluşmakta bu eser…”

Köprülü Fazıl Ahmed Paşa Hakkında Ne Dersiniz?

“Köprülü Fazıl Ahmed Paşa idolüm. 25 yaşında sadrazam oluyor, 41 yaşında vefat ediyor. Baba-oğul olmasalar devlet neredeyse gitmişti. Ansiklopedide maddeyi ben yazdım ama neden onunla ilgili de bir eser gelmesin. İnşallah diyelim…”

Bu kitaplar haricinde Planlamış olduğunuz çalışmalar var mı?

“Var tabii. Yıllardır Mehmet İpşirli, Nezihi Aykut ve ben, Cevdet Tarihi’ni hazırlıyoruz. İlk üç cildi baskıda hatta…  Bilimsel bir şekilde Cevdet Tarihi’ni neşre hazırlıyoruz. Türk Tarih Kurumu’ndan çıkacak. Son tasnife göre 2017’de çıkacak gibi görülüyor. Sonuçta Cevdet Tarihi çok önemli bir kaynak… Ben okudukça Cevdet Paşa gözümde büyüyor. Çok modern bir anlayışla yazmış ve yorumlar katmış. Bunun dışında şahsi olarak BİSAV’da vermiş olduğum metin neşri seminerleri var sırada. Daha önce yazdığım yazıları kısman kitaplaştırmak istiyorum.”

Prof. Dr. Abdülkadir Özcan ile gerçekleştirdiğimiz röportajın sonuna geldik. Sizler huzurunda saygıdeğer hocama teşekkür ediyor, çalışmalarının ve başarılarının devamını diliyorum. Yeni eserlerinizi merakla bekliyor olacağız…

(19.10.2017)
  • Mehmet

    devamı gelir umarım