Eskülap ya da diğer adıyla Asklepion Kimdir? Ölümsüzlük sırrı nedir? Asklepion’un sonu…

Tarih, mitolojilerle sarmalanmış bir kaynak olmuştur daima. Özellikle milattan önceki dönemler, modern tarih araştırmalarının esas kaynağı olan belgelerden yoksun olmuştur. Belgesiz bir tarih anlayışında ise en önemli unsur mitolojilerdir. Öyle ki efsane ve mitolojiler antik dönemlerde günlük yaşamın vazgeçilmezi sayılmıştır. Bahsi geçen bu durumun en güzel örneklerinden birisi de Yunanlı sağlık tanrısı Asklepion yahut diğer bir ismi ile Eskülap.

asklepion kimdir ile ilgili görsel sonucu

Yunan mitolojisinde güneş tanrısı Apollon ve Koronis isimli bir kadının oğlu olan Eskülap, insana ait bir sadakatsizliğin çocuğu olarak karşımıza çıkar. Koronis, Zeus’un oğlu Apollon’dan hamile iken İskyhs’e gönlünü kaptırır. Karısının sadakatsizliğini bir karga yoluyla öğrenene Apollon, bu acı haberi getiren, o zaman beyaz renginde olan, kargayı uğursuz sayar ve böylece kargaların şimdiki rengi olan siyaha dönüştürür.  Apollon’un kız kardeşi Artemis, kardeşinin intikamını almak için oklarıyla iki aşığı öldürür. Koronis ölmüştür fakat karnında bir çocuk taşımaktaydı. Apollon, karısının karnın keser ve çocuğu alır ama doğaya terk eder.

Eskülap (Asklepion) doğduğunda oradan geçen bir çobanın şöyle bir ses duyduğu söylenir: “Bu çocuk büyüdüğünde, ölüleri bile diriltecek şifaları bulacaktır.” Doğaya terk edilen çocuk mitolojik bir karakter tarafından büyütülür ve şifa bilgilerini de bu mitolojik karakterden öğrenir. Eskülap artık bir sağlık tanrısı olarak karşımıza çıkar ve kızı Hygia temizlik, oğlu Telesphoros ise iyileşme tanrısı olarak halka şifa dağıtmaya başlar.

Ä°lgili resim

Ölümsüzlüğün Sırrı: Çörek Otu

Mitolojiye göre Eskülap (Asklepion), ölüme çare bulduğunu söyler ve bu çareyi bir kâğıda yazar. Elinde tuttuğu bu sırrı halka söyleyeceği sıra tanrılar tarafından öldürülür.  Ölüme çare olacak kâğıtta ise çörek otu tavsiye edilmekteymiş. Fakat öldürülen Eskülapla beraber sır da toprağa karışır ve kaybolur.

Zamanla Eskülap mitolojisi halk arasında öyle yaygınlaşır ki, Eskülap tapınak şifahaneleri açılır. Halkın tedavisi için açılan bu yerlerde ücret alınmaz sadece hediye sunaklar kabul edilirmiş. Her hastanın tedavisi için ayrı emek verilen bu tapınakların girişinde, “Bütün tanrıların ululuğu için, kutsal yere ölümün girmesi yasaktır” yazılıymış. Bu sebeple eğer ki hasta tedavi edilemeyecek bir duruma geldiyse, ya tapınağa kabul edilmez yahut da ölümüne yakın evine gönderilirmiş.

Sağlık tapınakları olmasının yanında Eskülap (Asklepion) tapınakları aynı zamanda birer okul görevi görmekteydi. Okulun en devamlı öğrencilerin de birisi de tıbbın babası sayılan Hipokrat olmuş. Bu okullar böylece günümüz tıbbının doğuşuna da kaynaklık etmiştir.