Sofralarımızda yer alan Mısır bitkisinin tarihi serüveni, kökeni, Dünya’ya yayılışı ve ülkemize gelişi bu yazımızda.

İnsanlık tarihinin en önemli devrimi şüphesiz tarımdır. Eski Dünya’da olduğu gibi Yeni Dünya olarak tanımladığımız Amerika’nın keşfi ile insanlığın birçok tarım bitkisine sahip olduğu görülmüştür. Mısır bitkisi de bunlardan birisidir. 9 alt türü bulunan bu bitki ılıman iklim kuşaklarında yetişmektedir. Bu sebeple bugün birçok ülkede yetişmektedir.

İnsanlık devriminin en önemli etkenlerinden birisi olan tarım bundan 10.000 yıl öncesine dayanmaktadır. İlk tarım örneklerinin de bize gösterdiği gibi toprağı işlemek insanı bir arada tutmaktadır. Bu sebeple tarih boyunca insanın tarım ürünleri ile etkileşimi hiç bitmemiştir. İnsanlık tarihine baktığımız zaman dahi bu durum görülür. İnsan göç ettikçe ve yeni yerleşim alanlarında, tarıma mümkün olan yerlere konaklanması, yeni tarım malzemelerini de tanıma imkânı bulmuştur.

İnsanlığın göç hareketi tarım devriminden sonra da devam etmiştir. Fakat bu göç hareketinde yeni bir değişiklik olmuştur. Modern zamanlarda en açık şekilde görüldüğü gibi tarım ürünleri artık farklı yerlerde de yetiştirilmektedir. Bu durum tarım ürünlerinde olumlu sonuçlar verdiği gibi olumsuz sonuçlar da görülebilir. Ürünün yeni üretim yerinde toprağa uyum sağladığı takdirde kalitesi daha yüksek ürünler dahi verebilmektedir. Ürünün toprağa uyum sağlamaması durumunda ise kalitesiz ürün ve hatta ürün dahi alınamadığı görülmektedir. Bu durum ise modern zamanlarda gelişmiş teknoloji ile yapay ortamlarda bitkilerden maksimum kalitede ürün alınma çalışmaları yapılmaktadır.

Tarım ürünleri arasında ise en ilginç olanlarından birisi ise Mısır bitkisidir. Yeni Dünya’ya ait bir ürün olan Mısır Meksika ve Orta Amerika’da ilk olarak çıktığı bilinmektedir. 1492’de Amerika’nın keşfinden sonra diğer kıtalara yayıldığı bilinmektedir. Dünya’nın en fazla ekilen 34 bitkisinden birisi olan Mısır, ülkemiz dahil birçok ülkede fazlasıyla kullanılmaktadır. Gıda olarak kullanılmasının yanında hayvan besisinde de önemli bir yeri işgal etmektedir.

Mısır Bitkisi

Mısırın bilimsel sınıflandırılmasında cinsi Zea olarak, türü ise Z. mays olarak bilinmektedir. Familyası Poaceae (Buğdaygiller) adıyla bilinen Mısırın 9 alt türü bulunmaktadır; Zea mays indurata (Taş mısır), Zea mays indentata (Atdişi mısır), Zea mays everta (Cin mısır), Zea mays saccharata (Tatlı mısır), Zea mays amylaceae (Unlu mısır), Zea mays ceratina (Mumlu mısır),  Zea mays tunicata (Kavuzlu mısır), Zea mays japonica (Çizgili msıır), Zea mays tunicata (Süt mısır).

Mısırın dünyada diğer kullanımları ise şu şekildedir; papa(South Africa), sadza(Zimbabwe),

ishimi(Zambia), gunfo(Ethiopia), kenkey(Ghana), ugali (Kenya, Uganda, Tanzania), andmanyothers.

Mısırın Serüveni

Yeni Dünya olarak tanımladığımız Amerika kıtasının keşfi ile insanlık birçok yeni tarım bitkisi ile karşılaşmıştır. Aztek medeniyetinde çiftçilerin yıllar içinde geliştirdiği ve geliştirdiği bitki bilgisi de bu kıtanın keşfi ile miras alınmıştır.

“Eski Dünya’dan önce Amerika’da yetiştirilmiş ve çağdaş Meksika mutfağının çeşitli yemek ve yiyecekleri İspanyollardan çok öncesine dayanmaktadır. Aztekler’in temel gıdası sebze ve meyvelerdi; av hayvanları, balık, hindi ve diğer kuşlarla böcekler de yenirdi. Mısır ise en yaygın üründü ve ekonominin can damarıydı. Meksika köylerinde hala yapıldığı gibi, taneleri limonla pişirilir ve bir taş halka üzerinde uzun silindir ezgi taşıyla öğütülürdü. Hamuru, tortilla yapmak için ince yuvarlak yoğrulur ya da tamele yapmak için bir parça et ya da benzeri çeşniyle birlikte mısır yaprağına sarılırdı; çok farklı lezzetler yaratmaya yatkın bir yiyecek malzemesiydi. Ayrıca burada patlamış mısır da önemli bir besin kaynağıydı.”

Meksika’nın başkenti Mexico City’ de yapılan arkeolojik kazılarda ise, toprağın 50-60 m derinliğinde, yaklaşık 7000 yıllık olduğu belirlenen mısır çiçek tozlarına rastlanmıştır. Yapılan tüm arkeolojik kazılardan elde edilen bulgular, mısır bitkisinin 8.000 ile 10.000 yıllık bir geçmişi olduğunu göstermektedir.

Şu an Meksika’nın olduğu bölgede eski dönemlerde yaşayan Aztekler, pek çok mısır tanrısına tapmışlar ve daha fazla verim için, ayinlerinde insanları bile onlara kurban olarak sunmuşlardır. Kuzey ve Güney Amerika kızıl derililerinin mitolojilerinde, mısır, tanrıların bir armağanı olarak görülürdü. Amerika’nın keşfinden sonra, o bölgeye yerleşen İspanyol ve İngiliz yerleşimciler, mısır tarımının nasıl yapılacağını ve mısırın kullanım alanlarını kızıl derili yerli halktan öğrenmişlerdir.

Kristof Kolomb, 1493 yılında, beraberinde getirdiği mısır materyali ile İspanya’ya döndüğünde, mısır ilk defa Yeni Dünya’daki anavatanından Avrupa’ya getirilmiş oldu. İspanya’ya girişinden birkaç yıl sonra ise, Portekiz, Fransa ve İtalya başta olmak üzere, Güneydoğu Avrupa ve Kuzey Afrika’nın geniş alanlarında kendine yer bulmuştur.

Denizci bir millet olan Portekizliler, 16. yüzyıl başlarında mısırı Afrika’nın batı kıyılarına, daha sonra da, Hindistan ve Çin’e götürmüşlerdir. Buralardan da bütün Asya’ya yayılmıştır. Mısır bitkisi, yüksek çoğalma oranı (bir taneden, yaklaşık bin tane meydana getirmesi) ve yüksek verim potansiyeli sayesinde çok hızlı bir şekilde bütün dünyaya kolaylıkla yayılmıştır. Girdiği pek çok bölgede, mevcut bazı bitkilerin yerini almıştır. Örneğin, mısır Afrika kıtasına girdikten sonra, ana bitkilerden olan koca darı ile yer değiştirmiştir.”

Mısır’ın ülkemize gelişi ise 1600 yıllarına dayanmaktadır. Suriye yoluyla Mısır’dan İstanbul’a “Mısır buğdayı” ya da “Mısır darısı” adıyla gelmiştir. Zaman içinde de kısaltılarak mısır adını almıştır.

“Mısır, tropik, subtropik ve ılıman iklim kuşaklarında yetişebildiği için, dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde az çok mısır tarımı yapılabilmektedir. Bugün, Antartika haricinde, dünyanın her yerinde mısır yetişebilmektedir. Dünya üzerinde, 58o kuzey ve 40o güney enlemleri arasında kalan alanlarda, deniz seviyesinden başlayarak 4000 m’ ye kadar yetiştirilebilmektedir.

Mısır, dünyada buğday ve çeltikten sonra en fazla tarımı yapılan bir tahıl bitkisidir. Dünya üzerinde, 70 milyon çiftçi ailesi ki bunun yaklaşık % 80’i gelişmekte olan ülkelerdedir, mısır tarımı ile uğraşmaktadır. FAO’nun 2004 yılı verilerine göre, 147.145.702 hektarlık ekim alanı ile dünyada buğday ve çeltikten sonra en fazla ekilen bir bitkidir. Toplam üretim dikkate alındığında ise, yine aynı verilere göre, 724.515.133 tonluk üretimi ile, buğday ve çeltiğin önünde birinci sırada yer almaktadır. Ayrıca, dekara 492.4 kg ile, tahıllar içerisinde en fazla verim sağlayan bitki durumundadır. Dünyada en çok mısır Amerika kıtasında üretilmektedir. A.B.D, tek başına dünya toplam mısır üretiminin % 40-45’ ini karşılamaktadır. Dünya mısır üretimiyle ilgili rakamlar çizelge 1’ de verilmiştir.

Çizelge 1. Dünya mısır ekiliş, üretim ve verim durumu

(2004)

ÜLKELER Ekiliş

Alanı

(Ha)

Üretim

(Ton)

Verim

(Kg/da)

A.B.D 29.798.130 299,917,120 1006.5
ÇİN 25.467.475 130,434,297 512.2
BREZİLYA 12,344,000 41.806.000 338.7
MEKSİKA 8.000.000 22.000.000 275.0
HİNDİSTAN 7.000.000 14.000.000 200.0
ARJANTİN 2.331.000 15.000.000 643.5
G. AFRİKA CUMH. 3.204.110 9.965.000 311.0
ROMANYA 3.099.130 14,541,564 469.2
NİJERYA 4.466.000 4.779.000 107.0
ENDONEZYA 3,356,914 11,225,243 334.4
TÜRKİYE 700.000 3.000.000 428.6
DÜNYA 147.145.702 724.515.133 492.4

 

Dünyada üretilen mısırların yaklaşık % 90′ ı insan beslenmesinde ve hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Bunun % 65-70’i hayvan yemi olarak, % 20’si ise direkt olarak insanlar tarafından tüketilmektedir. Geri kalan % 8-10’luk kısım ise, sanayide değerlendirilmektedir.

Türklerde Mısır

“Mısır, yani (Zeamais), Türkler arasına biraz daha geç çağlarda girmiş bitkilerden birisidir. Türkler başlangıçta darı ile mısırı, birbirine karıştırılmıştı. Ad verme bakımından da karışıklık olmuştur. Türkler sorgum darısı için mısır buğdayı demişlerdir. Bununla beraber mısır için de, Osmanlı kitaplarında uzun zaman mısır buğdayı dendiğini görebiliyoruz.  Sonradan yine Osmanlı kitaplarında mısır için yanlış olarak, kalembek veya kalambuk deyişi de kullanılmaya başlandı. Evliya çelebi mısırda gezerken gördüğü mısır tarlalarını, şöyle anlatılıyordu: “ sahralarında ektiği şeyler kalambukolup, ve kibar kalambuk ekmeği yerler”.

Sonuç

Mısır, insanlık tarihi boyunca en uzun serüveni yaşayan tarım ürünlerindendir. Yeni Dünya’dan başlayıp Eski Dünya’ya kadar yayıldığı bilinmektedir. Bugün dahi kullanımını günlük hayatta birçok alanda görebilmekteyiz.