Kûtü’l Amâre; Olaylar, Hatıralar, Raporlar kitap incelemesi kitaptarih.com’da.

Osmanlı Devleti ordusunun Selmân-ı Pâk civarında, Basra bölgesinde İngilizlere karşı aldığı Kûtü’l Amâre zaferi askeri tarihimizin en önemli zaferlerinden birisidir. Çeşitli sebeplerle unutulan ya da unutturulan Kût zaferi ile alakalı son dönemlerde ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Bu bağlamda birazdan tanıtımını yapmaya çalışacağımız “Kûtü’l Amâre – Olaylar, Hatıralar, Raporlar” isimli kitap önemli bir boşluğu doldurmaktadır.

İlgili resim

Kûtü’l Amare zaferi son yıllara kadar müfredatta yer almayan ve çok kimselerce varlığı dahi bilinmeyen bir olaydı. İlber Ortaylı’nın deyimiyle çalınan tarihimizin en önemli mihenk taşlarından biri olan Kût zaferi üzerine yapılan çalışmalar, zihinlerde Osmanlı son dönemi siyasi ve askeri tarihine dair doğru bilinen birçok yanlışı gün yüzüne çıkardı. Şu an tanıtımını yapmaya çalıştığımız kitap da değerli birçok ismin bir arada olduğu ve çağdaş kaynaklardan faydalanan feyiz alabileceğimiz bir eser. Yazılarıyla kitapta yer alan isimler ise sırasıyla; İlber Ortaylı, Avni Özcan, Umut Karabulut, Durmuş Akalın, Necmettin Alkan, İlhami Yurdakul, Sezen Karabulut, Ahmet Özcan, Hadiye Yılmaz, Aydın Efe, Kürşat Kurtulgan, Burak Çıtır, Hâcer Kılıçaslan ve Menderes Kurt… Mezkûr eser raporlara, hatıratlara (Alman ve İngiliz görevlileri dahil), arşiv belgelerine ve çağdaş kaynaklara dayanarak dönemin ve olayın bir panoramasını çiziyor. Bu yönüyle müzmin bir fanatizmin ürünü olmaktan ziyade geç kalmış doğrunun açıklanması açısından önemli bir açığı kapatıyor.

Kitabın ilk iki yazısı İlber Ortaylı ve Azmi Özcan’a ait. Dönemin muhtevasını anlamamız açısından çok önemli anekdotlar sunan yazarlar, Kût zaferine ilişkin zihnimizde genel bir intibaa oluşturuyorlar. Müttefikimiz olan Alman kuvvetlerinin komutanları (Liman von Sanders ve Von der Goltz) ile bölgedeki Türk komutanların aralarındaki ast-üst ilişkilerini açıklarken Türk kumandanların aldıkları inisiyatif sonucu gelen Kût zaferinin nasıl unutturulmaya çalışıldığı hakkında bir perspektif sunuyorlar. Diğer bir yandan Türk askerinin iş ahlakı, dirayeti ve kararlılığına dair çarpıcı örnekler vermektedirler. Peki bu savaşın İngilizler açısından önemi neydi? Bu nokta aslında Kût zaferini bizim ve tarihimiz için önemli kılmaktadır. Zira aslında bugüne değin muhatap olduğumuz son dönem Osmanlısı algısı aşağılık kompleksli ve tamamen dağılmış, mecalsiz bir iskeletten ibaretti. Devrin en kuvvetli ordusu İngilizlerin stratejik açıdan (petrol yataklarına yakınlığı sebebiyle) Selmân-ı Pâk civarında mağlup edilmesi meselesi gerçekten incelenmeye değer.

Bu kitapla beraber yukarıda bahsettiğimiz doğru bilinen yanlışlardan birisi daha aydınlanıyor. Çünkü Osmanlı tebaası içinde bulunan Arap milletinin ‘bizi sattığı’ argümanı bilimsel bir ifade olmaktan ziyade sloganik bir kelam, propagandist bir zihniyetin ürünü olarak duruyordu. Ancak Kût şehrinde İngilizlerle birlikte kuşatma altına alınan Arapların İngilizlerin iddia ettikleri gibi Türklerin karşısında olmadıkları şehir düştükten sonra anlaşılacaktır. Kût’ta kuşatma altında olan İngiliz ordusunun kumandanı Townshend’in yardım talebine karşılık alamamasının en önemli sebeplerinden biri dağınık halde gezen Arap süvarileriydi. Yine de bu noktada bölgedeki İngiliz muhabir Condler’in söyledikleri meselenin farklı yorumlanmasına yol açabilir: Türk mevkiine yaklaşan keşif kollarımız ekseriya siyah bir takım gölgeler görürler. Bu gölgeler Arap süvarileri olup lemha-i basarda (şimşeğin çakışı) bir yelpaze kolu gibi ufuk üzerinde açılıp hemen muhaciminin etrafını bir sürat-i harikulade ile çevirirler.
…Türklerle beraber bizlere karşı harp eden bu Araplara itimat mümkün değildir. Ellerine bir fırsat düşünce en iyi dostlarını bile soyar ve hatta katl ederler… İşte bunun içindir ki Türkler Araplara katiyen emniyet edememektedirler.
(s. 39) Elbette bu dönemde Arapların, Türk Devleti ile iç içe bir mücadele yürüttüğü söylenemez ve ciddi çatışmalar da yaşanmıştır. Ancak bu organize bir milletin yürüttüğü bir çatışma/mukavemet hali değil, daha tekil göstergelerdir.

kutul amare ile ilgili görsel sonucu

General Townshend serbest bırakılmaları karşılığında Kumandan Halil Bey’e 1 milyon sterlin teklif eder. Halil Bey bu teklifi reddetse de General Townshend bu rakamı arttırmaktan çekinmez. Ancak bu teklif ikinci kez reddedilir. Zaferin kesin olmasının yanında, bu “rüşvetin” reddedilmesi unutulmaması gereken bir inceliktir. Neticesinde İngilizler daha fazla mukavemet gösterememişler ve esir alınmışlardır. Bu galibiyetin bir sebebi Osmanlı ordusunun gücü ve Arap süvarilerinin de dışında Kût şehrindeki Arap halklarıdır. İlber Ortaylı bu durumu Franco’nun İspanya İç Savaşı’nda sarf ettiği “Ordularımız dört koldan Madrid’e ilerliyor, 5. kolumuz Madrid’tedir” sözüyle benzeşim gösterdiğini söyler. Osmanlı ordusunun 5. kolu Kût şehrinin içindedir. (s.17) Ayrıca tabii olarak Almanlarca bu galibiyeti sevinçle karşılanmıştır. Türk askerinin sağlamlığını Von der Goltz Paşa şöyle özetliyor: Türk askeri böylesine alışılmamış ve uygun olmayan şartlara büyük bir sabırla tahammül ediyor ve bunların kendi durumunu olumsuz etkilemesine izin vermiyor. (s.113)

kutul amare ile ilgili görsel sonucu

Tarihçi bir olayı hatıratlardan kurgularken dikkatli olmalı ve seçici davranmalıdır. Çünkü hatırat sahipleri bahsi geçen olaylardan çok sonra hatıratlarını kaleme aldıkları ve duygularından bağımsız düşünülemeyecekleri için hatıratlar her zaman güvenilir kaynaklar değillerdir, ama araştırmalarda önemli yer tutarlar. Tanıttığımız kitapta ise olayın her iki müdahilinin görevlilerinin de hatıratlarına başvurulduğu gibi; dönem gazeteleri, telgraflar, mektuplar titiz bir çalışmayla ayıklanmış ve okura sunulmuştur. Bu nedenle bu kitap mezkûr olayı merak edenler için çok fayda sağlayacak ve önemli bilgiler verecek bir eser. Hâcer Kılıçaslan’ın kitabın son bölümlerinde verdiği istatistik bilgileri iki ordunun kuvvetinin ve durumunun kıyası açısından önemlidir. Bir başka önemli olan ise dönemin Avrupa medyasının bu mağlubiyete nasıl baktığıdır, ki kitap bu konuda da bizi aydınlatmaktadır. Daha önce de zikrettiğimiz gibi Kût’ü’l Amâre zaferi tarihimiz açısından çok önemlidir ve İngilizlerin savaş tarihinde aldıkları en büyük mağlubiyetlerinden birisidir. Bu zaferin unutulmasının sebebi ise kitapta, sadece Batı merkezli tarih okumalarından kaynaklandığı şeklinde yer alsa da salt bu nedene indirgenemez. Vefasızlık olarak gayet de açıklanabilir.


GİZLİLİK POLİTİKASI

©Copyright 2017 Kitaptarih.com tüm hakları saklıdır.

Kitaptarih.com bünyesinde kitap incelemeleri, tarih ve bilim tarihine yönelik içerikler barındıran özgün bir web sitesidir.

Sitede yer alan yazılı ve görsel içerikler izinsiz ve habersiz bir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz. Gerekli tüm izinler için iletişime geçilmelidir. Kitaptarih.com‘da yer alan yazılı ve görsel içeriklerin değiştirilmesi ve kaldırılması gibi tüm yetkiler kitaptarih.com‘a aittir. Gerektiği takdirde düzenleme yapmak veya içeriği kaldırmak Kitaptarih.com‘un görevi ve yükümlülüğüdür.

Kullanıcılar, okurlar ve takipçiler sitede bulunan içerikler ile ilgili aldığı kararlarda bağımsız ve hür bir şekilde hareket ettiklerini kabul, beyan ve taahhüt ederler. Hiç kimse Kitaptarih.com sitesinde bulunan içerikleri göstererek zarara uğradığını iddia edemez.Tazminat veya herhangi bir ücret talep edemez. Kitaptarih.com‘daki içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir.

Ayrıca kitaptarih.com okurlarına objektif bir bakış açısıyla içerikler üreteceğinin garantisini vermektedir.