Prof. Dr. Ramazan Şeşen‘in çevirisini yaptığı İbn Fadlan Seyahatnamesi‘ni inceledik.

X.Yüzyıl Türkler açısından büyük bir sosyo-kültürel değişimin başlamaya yüz tuttuğu bir dönemdi. Bunun en önemli sebebi ise Türkler arasında İslamiyet‘in kabul edilmeye başlamasıydı. İslamiyet’i kabul sürecinin başlamasıyla birlikte ise Türkler, Araplar ile daha sıkı siyasi-sosyal ilişkilere girmeye başlamıştı. Hâl böyle olunca da iki toplum arasında gidiş gelişlerde artmaya başlamıştı. İşte Türk coğrafyasını ziyaret edenlerden bir tanesi de İbn Fadlan’dı. İbn Fadlan, İslam‘ı kabul eden İdil Bulgarları’nın hükümdarı Almış Han‘a, Abbasiler tarafından gönderilen heyetin içerisinde yer almıştı. Bu heyetin görevi, Almış Han‘ın talebi üzerine gönderilen yardımı ulaştırmak ve İslam‘ı kabul eden İdil Bulgarları‘na İslam‘ı öğretmekti. İbn Fadlan‘ın bu yolcuğu boyunca yazdıklarının yanında Türkler hakkında birkaç ek metinde eklenerek Ramazan Şeşen tarafından çevrilmiş “İbn Fadlan Seyahatnamesi ve Ekleri” adıyla Yeditepe Yayınları tarafından yayınlanmıştır.

Yaşayış  bakımından o dönemde birbirinden farklı algılamaları olan Araplar ve Türkler’in bu farklı algılamaları İbn Fadlan‘ın yazılarına da yansımış durumdadır. Zira bazı konularda aktardığı bilgiler ve yorumları oldukça şaşırtıcıdır. Bununla birlikte Arap değer yargılarına sahip  İbn Fadlan‘ın, farklı bir coğrafyada ve şartlarda yaşayan Türkler hakkında yaptığı bu yorumların doğruluğu yada yanlışlığı konusunda her okuyucu kendi değerlendirmesini mutlaka yapacaktır. Bu noktada kesin olan durum ise bu seyahatnamesi baştan sona herkesin ilgiyle okuyacağıdır.

Belirtilmesi gereken diğer bir önemli nokta, verilen bilgilerin yalnızca İdil Bulgarları‘ndan ibaret olmayıp yol boyunca gördüğü tüm Türk topluluklarıyla ilgili gözlemlerine yer vermiş olmasıdır. Özellikle Oğuzlar ve Bulgarların yanında Ruslar hakkında da önemli gözlemler mevcuttur. Türklerde yönetim, dini inanç, kültür ve yaşayış konularında çok önemli bilgiler ve olaylara rastlamanız mümkün.

Son olarak bu kitabın, Türkler hakkında sonraki dönemlere göre kaynakların biraz daha az olduğu X. Yüzyıl gibi İslamiyet‘i kabul açısından çok önemli bir geçiş dönemini algılamak ve bilgi sahibi olmak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir eser olduğunu söylemek yerinde olacaktır.