Savaş her kesim için kaos, şiddet, zorluk anlam ifade etmektedir bu nedenle  Rusya’da da kaotik bir hava hakimdir.

20.yy’da olan biten çoğu olayın dayandığı milliyetçilik fikri, özellikle I.Dünya Savaşı yıllarında daha da etkisini hissettirecek. Almanların geçmişten beri süregelen kötülükleri hatırlanacak ve Alman düşmanlığı, karşıtlığı baş gösterecektir. Nefret, kin, düşmanlık hat safhaya ulaşacak. O kadar ki Petersburg şehrinin ismi Almanca olduğu gerekçesiyle Slavca olan Petrograd’a çevirilecek.

31 Ağustos 1914 tarihinde gerçekleşen Tannenberg muharebesinde Ludendorff, Samsonov komutasında bulunan 5 adet Rus tümenini imha etti. Tannenberg mağlubiyeti fazla olan milli duyguları bir kat daha artırdı. Rus halkı sınıf fark etmeksizin galibiyet için hükümete yardıma koştular. Amele grevleri son buldu. Şehirlisi, köylüsü, amelesi, burjuvası Çar’ın arkasında yer almakta ve destek vermekteydiler. Böylece hem Çar’a hem de kendilerine mücadelenin zaferle sonuçlanması gerektiğini, zaferi arzu ettiklerini göstermiş oldular. Harbin kötü başlaması bazı yanlışların ortaya çıkmasına neden oldu. Harp çıkınca Duma kısa bir toplantı yapmış ardından tatil edilmişti. Hükümet esas kanunların 87. maddesine dayanarak memleketi Dumasız idare etmekte, Çar’ın hükümleri kanun yerine geçmekteydi. Askeri başarısızlıklar hükümet ile Duma’nın arasını da açmaktaydı. Çar II.Nikola’nın güvendiği Savunma Bakanı Sukhomlinov’un kabiliyetsiz ve hırsız olduğu ortaya çıkması  yerine amcası Grandük Nikolayeviç’in atanmasını sağlamıştı.

Teçhizat Yetersizliği

Harp başlayalı daha bir yıl olmuştu ki teçhizat eksikliği göze çarpmaya başladı. Bu sadece Rusya’ya özgü eksiklik de değildi. Harbe giren her devlette savaş mühimmatı eksikliği hissedilmeye başlandı. Savaş süresi, neler gerekeceği tahmin edilemiyordu doğal olarak. Savaşan devletler arasında Almanya, Fransa ve İngiltere savaş endüstrisine geçiş yaparlarken, Rusya bunu sağlayamadı. 1916 yılı sonundaki Duma’da da teçhizat eksikliği gündeme getirilmişti. Asker sayısı ne kadar fazlaysa teçhizat ihtiyacı da o kadar fazla olmaktaydı. Cephaneyi besleyen servislerde yani ara görevlerde de kabaca getir götür işlerinde de aksaklıklar kendini göstermeye başlıyordu. Hatta mermi istenen yere saman, saman istenen yere ise mermi gittiği bile olmuştur. Asker sayısı fazla ise ihtiyacın da fazla olacağından bahsetmiştik. Rusya’da 14 milyon insan silah altına alınmıştı. Bu insanların giyim, beslenme ve silah ihtiyaçları muazzam masraflara yol açıyordu. Başka bir açıdan bakacak olursak çoğu iş gücü savaşa çağrılmıştı. Rusya’nın silah sanayisini geliştiremediğini söylemiştik. Sanayiyi geliştirmiş olsa bile büyük bir iş gücünü savaşa çağırmak zorunda kalmıştı.

“Köylülerin ve amelelerin en verimli yaştakileri askere akınmıştı; bunun tabii bir neticesi de ziraat istihsalinin ve fabrika imalatının süratle düşmesi oldu. İribaş hayvan asker ihtiyacı için alındığından, hayvanların miktarı da süratle azaldı. Orduyu beslemek ve silahlandırmak gayesiyle hükümet, İngiltere ve Fransa’dan çok miktarda borç aldı; Rus hükümeti yalnız İngilizlere 3 milyar ruble borçlu oldu.”

Yiyecek Yetersizliği ve Yolsuzluklar

1915 yılı boyunca ikmal yetersizliği kendini daha da hissettirdi. Rus ordusunun %30’u silahsızdı. Almanlar da bir süre sonra yavaş yavaş ilerlemeye ve durmaya başladı. Çünkü merkezden uzaklaştığı için malzeme ikmal edemiyordu. Rusya’nın tüm bu durumu savaşın ilerleyen yıllarında onu daha da kötü bir duruma sokacaktı. Üstüne üstlük Rusya, içeride de siyasi bir çatışma, çekişme ile de daha da içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. Tüm bu yaşanan olumsuz gelişmeler Rus hükümetini sıkıştırmaktaydı. Hem dışarıda hem içeride yaşanan olumsuz hava vatandaşların da huzurunu bozuyordu ki bu çok tehlikeli bir hâl alabilirdi. Zirai istihsali her yıl daha da azalıyordu. Fabrikalarda üretim azalıyordu. Büyük şehirlerde yiyecek buhranı baş göstermeye başlıyordu. Bütün gıdasını diğer şehirlerden karşılamakta olan büyük şehirler yeterli yiyecek bulamıyordu. Savaşın ekonomik sıkıntısını ilk bu şehirler hissediyordu. 1916 yılında Petersburg’da veya diğer adıyla Petrograd’da insanlar yeterli yiyecek bulamıyordu.

Bu sorunlar karaborsacılığın doğmasına neden olmakta Rusya’da. Paranın değeri yok derecede düşmesi  fiyatların artışına sebep oldu. Durumu iyi olan vatandaşlar ise oğullarının savaşa gitmesini engelleyebilmek için yetkililere rüşvet vererek işlerini halletmeye çalıştılar.

Tabii ki tüm bu yaşanan olumsuzluklar ve haksızlıklar halkın gözünden kaçmıyordu. Bu da memnuniyetsizliğin artmasına neden oluyordu. Ordu içinde bile sıkıntılar baş gösterir olmuş, askerlerde harp bıkkınlığı izlenimleri oluşmaya başlamış. Çoğu askerin kaçmasına neden olmuş. 1917’de kaçak sayısının bir buçuk milyon olduğu bilinmektedir ki bu büyük bir rakam.

Neticede savaşın çıkması böylesi bir kaotik ortama ve doğal olarak bazı huzursuzluklara ortam hazırlamış, Rusya’daki sosyalislerin kendi arasında ihtilaflara kapılmasına sebep olmuştu. Her ülkede sosyalistler harp lehinde karara varmışlar ve devletlerini savunma, kurtarma yoluna gitmişlerdi. Ama Rusya’da Bolşeviklerin ekserisi harp aleyhinde idiler. Çünkü bu savaşın işçi sınıfına hiç birşey temin etmediğini düşünüyorlardı. Savaşı kapitalist-emperyalist savaşı olarak görüyorlardı. Vernadsky, Bolşeviklerin bu tavrınının önemini şu şekilde açıklamıştır;

“Rusya’nın savaşı kaybetmesine sebep olan en aktif provakatörler Bolşeviklerdir.”


Kaynakça

  • Akdes Nimet KURAT, Rusya Tarihi, TTK Yayınları, Ankara 2014.
  • George Vernadsky, Rusya Tarihi, Selenge Yayınları, İstanbul 2009.
  • Edward Hallet Carr, Bolşevik Devrimi, Metis Yayınları, İstanbul 2006.