Osmanlı Devleti’nin tarihinin son dönemlerine vurgu yapılarak kullanılan “Hasta Adam” tabiri, ilk kez kim tarafından nerede kullanılmıştır? Hasta Adam tabiri hakkında detaylar yazımızda.

19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nin eski gücünü yitirdiği bir dönem olarak karşımıza çıkmakta. Özellikle sonradan ön plana çıkmaya başlayan Rus tehdidi ile uğraşmak zorunda kalan Osmanlı Devleti, Rus çarı için tek hedef konumundaydı adeta. Bu nedenle Osmanlı Devleti’nin eski ihtişamını kaybettiğini düşünen Çar I. Nikola ise her türlü sonuca yönelik planlarını organize etmekten de geri durmuyordu.

Osmanlı Devleti’nin olası bir durumda yıkılması sonrasında İngiltere ile karşı karşıya gelmek istemediği için Londra ile görüşmelere de başladı. Çar tarafından yapılan teklif İngilizler tarafından olumlu veya olumsuz olarak cevaplanmış olmasa da Çar işin peşini bırakmayı düşünmedi. Fransa ve İngiltere arasında yaşanan rekabetten faydalanabileceğini düşündü ve İngiltere ile uzlaşı siyaseti gütmeye başladı. Çünkü İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ni müdafaa etmeyeceğini, bu nedenle Osmanlı topraklarını paylaşma konusunda İngiltere ile anlaşabileceğini düşünüyordu.

Çar buradan hareketle 9 Ocak 1853 günü Grandüşes Helen tarafından verilen resmi bir kabul esnasında İngiltere elçisi Hamilton Seymour ile yaptığı bir konuşmada Osmanlı Devleti’nin “hasta bir adam” olduğunu  ve pek yakında öleceğini ancak öncesinde miras konusunu çözmeleri gerektiğini belirtti. Üstelik İstanbul’un İngilizler tarafından işgaline izin verilmeyeceğini de söyleyen Çar I. Nikola, Rus işgalinin de geçici süreli olacağını belirtti.

“Elimizde çok hasta olan bir adam var, gereken hazırlıklar

yapılmadan ölürse hakikaten çok yazık olacak.”

Çar I. Nikola Osmanlı Devleti için “hasta adam” tabirini kullanan ilk kişi olarak tarihe geçmiş diyebiliriz. Onun bu söylemde bulunmasının bazı sebepleri de yok değil. Öyle ki Çar kendisini Osmanlı Devleti için hasta adam tabirini kullanabilecek kadar güçlü hissediyor olmalı. Zaten bu konuşmadan bir kaç yıl sonra Osmanlı Devleti ve Rusya karşı karşıya gelecek ve orada da sonuç ortaya çıkacaktı. Ayrıca yine aynı yüzyıl içerisinde yaşanan Kavalalı Mehmet Ali Paşa olayı da Osmanlı Devleti’nin gücü ve dirayeti konusunda kafalarda soru işaretleri bırakan önemli bir olay olarak karşımıza çıkmakta. Anadolu’nun içlerine kadar ilerleyen Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya karşı koymakta zorlanan Osmanlı Devleti bu anlamda güçsüz bir profil oluşturmuş diyebiliriz. Nitekim bu gibi örneklerin yaşanıyor olması Rus çarı I. Nikola’nın Osmanlı Devleti için hasta adam” tabirini kullanmasının önünü açıyor.