Dördüncü Haçlı Seferi esnasında İstanbul‘a göz koyan Haçlıların faaliyetlerini inceledik.

1198 yılı, III.Innocentius papalık tahtına çıkar. Tahta çıkar çıkmaz Doğu’ya yönelik bir haçlı seferi düzenlemeyi kendisine ilk görev edinir. Yeterli desteği bulmak için Avrupa‘da söz sahibi olan herkese elçilerle mektuplar yollar. Sefer hazırlıkları tamamlanır, sefer reisi olarak ise Thibaut seçilir. Hedef olarak ise o yıllarda İslâm dünyasının merkezi haline gelmiş olan Mısır’ı seçerler.

Ancak Mısır’a gidebilmek için gemi temin etmeleri gerekiyordu. Gerekli gemiyi Venedik’ten temin etmeyi düşündüler. Ancak Venedik buna yaklaşmadı. Zira bir ticaret devleti olarak ön plana çıkmış olan Venedik‘in Mısır ile de ticari faaliyetleri bulunuyordu ve Venedik bunu kaybetmek istemezdi. Ayrıca Venedik hakimi Enrico Dandolo, İstanbul’a yapılacak bir seferin kendisi için daha kârlı olacağını düşünüyordu. Çünkü Bizans İmparatorluğu‘ndan hiç haz etmiyordu.

Önceleri papa ve haçlılar Enrico‘nun bu önerisine katılmamışlardı. Ancak sefer reisi Thibaut ölünce yerine geçen Boniface de Montferrat, Enrico ile anlaştı. Bu andan itibaren seferin seyri Venedik’in eline geçti. Bunu takiben Bizans tahtı varisi olan II.Isakios Angelos‘un oğlu Aleksios Haçlılara mektup gönderir. Mektupta tahta çıkması için yardım talebini belirtir. Hatta tahta çıktığı takdirde Haçlıların borçlarını ödeyeceğini, Mısır seferine maddi yardım sağlayacağını ve 10.000 askeri hizmetlerine vereceğini söyler. Haçlılar için , fırsat doğmuştu. İşgale geldikleri İstanbul’dan işlerini kolaylaştıracak cazip bir davet mektubu gelmişti.

Teklif hemen kabul edilir. 24 Haziran 1203‘te Haçlılar İstanbul önlerine gelirler. Gemileri Haliç’e sokarlar ve Galata’dan karaya çıkarlar. Haçlıların gelişine karşı önlem alınmamıştı. Çünkü bu işgal amaçlı bir sefer değildi. En azından Bizanslılar öyle biliyorlardı.

Haçlılar aniden surlara hücum ederler. Askerler ve halk tüm gücüyle şehri savunmaya çalışır. 17 Temmuz günü Venedikliler surlarda bir gedik açarak içeri sızarlar. Bunun ardından imparator şehirden kaçar. Şehirde hakimiyeti sağlayan Haçlılar civar köylere saldırıyor, kenti ateşe veriyorlardı. 3 gün boyunca yağmalanan şehirde kimsenin can güvenliği kalmamıştı. Tarihin o güne kadar tanık olduğu en büyük yağmalarından biri gerçekleşti. 900 yıldır Hristiyan aleminin merkezi olmuş olan İstanbul, tüm ihtişamını, zenginliğini, yapılarını ve eserlerini bu yağma sonucunda kaybetmişti. Katliamlar ve vahşet yıllarca batılı yazarların utanç kaynağı olmuştur.

İstanbul‘da bulunan her yapı bu yağmadan nasibini almıştı. 3 günün sonunda “şehirler kraliçesi” İstanbul bir harabe şehire dönmüştü.


Kaynak

•Işın Demirkent, “Haçlılar”, DİA, 1996, C.XIV, syf.525-546.

•Yusuf Ayönü, Selçuklular ve Bizans, TTK Yayınları, Ankara 2014.