Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Kronik Kitap’tan çıkan Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabını inceledik, bir değerlendirmesini de siz okurlarımız için yaptık.

2018 yılı Ocak ayında Kronik Kitap tarafından baskısı yapılan eser, Prof. Dr. İlber Ortaylı tarafından kaleme alınmış durumda. Toplamda 8 bölümden oluşan kitap hakkında dikkatimi çeken detayları paylaşmadan önce kitabın ortaya çıktığı ortamı değerlendirmek istiyorum. Öyle ki tarihi çıkar aracı olarak kullanan bazı kesimlerce çıkarına uygun bir şekilde yorumlanarak ele alınan tarih, tüm halkı yanlı ve yanlış bilgilerle zehirlemekte. Konular, olaylar ve şahsiyetler tamamen çıkarlara hizmet etmek amacıyla yorumlanmakta ve yazılmakta. Elbette bu yorumum işini hakkıyla yerine getirenleri kapsamamakta. Nitekim bahsettiğim çıkara uygun yazıların oluşturduğu çatışma ortamında Gazi Mustafa Kemal Atatürk de olmadığı gibi gösterilmeye çalışılıyor. Sağlıklı bir gözle bakan herkesin farkına varabileceği böyle bir ortamda, daha çok tarihçiliği ile halkın büyük bir kesimi tarafından da tanınan Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın bu kitabı kaleme alması büyük bir ihtiyacı giderecek diye düşünüyorum.

Toplamda 8 bölümden oluşan esere gelecek olursak, yazar tarafından Mustafa Kemal kuşağı olarak adlandırılan 1880’ler kuşağı ile esere giriş yapılmakta. Bu kuşak önemli zira bir süre sonra kurulacak olan yeni Türk devletinin temellerini onlar atacaklardı. Mustafa Kemal’in aile hayatı ile noktalanan bu bölümün ardından bir asker olarak Mustafa Kemal’e bakıyoruz. Bahsedilen dönemlerde yavaş yavaş gelişmekte olan İttihatçılık ve Milliyetçilik ruhu Mustafa Kemal’i de kendine çekiyordu. Ama onun İttihatçılıkla ilişkisi çok da uzun sürmemişti.

Askeriyeden bahsedildiyse Mustafa Kemal’in ilk savaş tecrübesi olan Trablusgarp’a da değinmek gerekir. Hatta Trablusgarp’a gönüllü olarak gittiğini de belirtmeliyim diye düşünüyorum. Zaman akışına baktığımızda yaklaşan Birinci Dünya Savaşı, incelediğimiz eserde de diğer bir bölümü oluşturmakta. Savaş öncesi ve savaş esnası ile ilgili genel bilgiler veren Ortaylı, Mustafa Kemal’i ise Çanakkale Savaşı ile incelemeye başlıyor. Çanakkale Savaşı hakkında dünya tarihinin akışını değiştirdiğini de sözlerine ekliyor.

Birinci Dünya Savaşı süresince Çanakkale Savaşı’ndan sonra alınan en önemli zafer olarak kabul edebileceğimiz Kût’ül Amâre Zaferi, bu anlamda İngilizlere karşı alınmış önemli bir galibiyettir. Tabii ki her savaşın sonunda imzalanan barış antlaşmaları olduğu gibi Birinci Dünya Savaşı sonrasında da bir antlaşmalar silsilesi vardı. Mondros her ne kadar ateşkes antlaşması olsa da aslında bir ölüm fermanıydı. Ancak ondan daha tehlikelisi varsa o da Sevr muahedesiydi. Burada kitabın içeriğinde dikkatimi oldukça çeken ilk noktayı belirtmek istiyorum. Sevr’i bilen hemen herkesin düşündüğü “Sevr’i kabul etseydik ne olurdu?” sorusunu bu kez İlber Ortaylı hem soruyor hem cevaplıyor. Bu nokta da biz okurlara aktardıkları ve belirttiği senaryo resmen insanın kanını dondurur cinsten.

Mustafa Kemal denilince akıllara gelen bir diğer önemli husus ise Milli Mücadele olacaktır. Çünkü kaybedilen savaşın ardından yurdun dört bir yanından başlayan işgal faaliyetleri, önderliğini Gazi Mustafa Kemal’in yaptığı büyük bir kitlesel direnişlere ortam hazırlayacaktır. Milli Mücadele’de önemli gördüğüm Samsun’a çıkışa ve çeşitli işgallere de değinen Ortaylı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışına dair de ayrıntıları biz okurlara aktarmış durumda. Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz gibi dönem içerisindeki kritik savaşlara da değinerek dördüncü bölümün sonuna gelmekteyiz.

Cumhuriyetin ilanına giden süreçte aklınıza gelen sorulara yanıt bulabileceğiniz beşinci bölümde Ortaylı, çok tartışılan bir konu olan “Lozan Antlaşması zafer mi, hezimet mi?” sorusunu cevaplıyor. Lozan için hezimet olarak gören de var, zafer olarak gören de var diyen yazar aslında Lozan Antlaşması’nın kalıcı düzen ve barışı sağlayan bir antlaşma olarak görülmesi gerektiğini belirtmekte.

Takip eden bölümde inkılapları konu edinen Ortaylı, Atatürk olmasaydı da Türkiye bir şekilde bağımsız olabileceğini söylüyor Ancak İzmir ve hinterlandının bizim elimizde olmayacağını da ekliyor. Bu tespit eserde dikkatimi çeken önemli noktalardan biri olduğu için bunu aktarmak istedim.

Gazi Paşa’nın ölümüne kadar olan süreci ele aldığı sondan bir önceki kısmın ardından Ortaylı, Atatürk’ün kişisel özelliklerini ele alıyor. Her ne kadar yaptıklarıyla Atatürk’ün kişisel özellikleri hakkında fikir sahibi olsak da merak ederek okuduğumu belirtmem gerekir. Ortaylı’nın dönem Avrupası ile ilgili de bizleri bilgilendirmesiyle iyi ki bu güzel eseri Türk tarihçiliğine kazandırmış diyebilirim.

İçeriksel olarak biz okurlara bunları sunan kitap, toplamda 476 sayfadan ibaret. Yerli ve yabancı onlarca eserden yararlanarak oluşturduğu eserde kaynakça ve indeks yer almakta. Özellikle indekslerin kitaplar açısından oldukça işlevsel olduğunu düşünüyorum. Daha önce İlber Ortaylı’nın kitaplarından okumuş iseniz yabancılık çekmeyeceğiniz bir eser olduğunu söyleyebilirim. Akıcı bir dil kullanılarak oldukça geniş yelpazede ele alınan konular, hem derinlemesine bilgi verirken aynı zamanda geniş bir perspektifle de olaylara bakmanıza olanak sağlamakta. Görsel materyal anlamında da kitabın zengin olduğunu belirtmem gerekir. Daha önce görmüş olabileceğiniz görseller ile birlikte belki hiç görmediğiniz görsellere de rastlayabilirsiniz.

Halen daha Galatasaray Üniversitesi’nde ders vermeye devam eden Prof. Dr. İlber Ortaylı gibi bir tarihçinin ele aldığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı, piyasada oluşan bilgi kirliliği ve buna bağlı olarak yaşanan bilgi zehirlenmesine karşı önemli bir boşluğu doldurmuş olacağına inanıyorum. Özellikle tarih öğrencileri ve tarih meraklıları olmak üzere, 7’den 70’e herkesin okuyabileceği bir eser olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk isimli kitap kafanızdaki tüm sorulara yanıt bulacağınız, dönemi etraflıca kavrayabileceğiniz kapsamlı bir başucu kitabı olarak Kronik Kitap’tan yayınlanmış durumda. Eğer hala okumadıysanız gözden geçirmenizde fayda olacağını düşünüyorum.

KİTAP İNCELEMESİ NASIL YAPILIR?