Prof. Dr. Fuat Sezgin’i tanıyor musunuz?

Türkiye’yi, İstanbul’u terk edeceğim akşam, Galata Köprüsü’nün Karaköy tarafına gittim. Oradan 15-20 dakika kadar Üsküdar’a baktım. Güzel bir geceydi, artık vakit de geçiyordu. Döndüğümde, gözlerimin yaşını silmek zorunda kaldım. İşte son hislerim buydu. Kızmadım da, o zaman tabi üzülmüştüm. Bugün bir kızgınlık duymuyorum. Memleketime, yine ne vermek mümkünse onu vermeye çalışıyorum

Prof. Dr. Fuat Sezgin

Ülkemizde Bilim Tarihi alanına olan merak son yıllarda artmıştır. Bu merakı tetikleyen farklı farklı unsurlar olsa da şüphesiz en önemlisi Prof. Dr. Fuat Sezgin’in hikâyesi ve çalışmalarıdır. 1960’lı yılların siyasi mağdurlarından olan bir bilim insanının acıklı hikâyesi bir yana; dünya bilim tarihinde şu ana kadar yapılan çalışmalar içinde en geniş literatürü ortaya koyan bir bilim insanı olarak dolu dolu geçen 92 yıllık ömür…

“Mühendis olabilme sevdası peşindeydim. Akrabalarımdan biri İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine götürdü. O zaman büyük bir Alman âlim vardı. Onun seminerine gidince mühendis olmayı kafamdan çıkardım” sözleriyle anlatıyordu Helmut Ritter ile tanışmasını. Sezgin’in arkadaşları Ritter’in nasıl zor bir insan olduğunu söylemesine rağmen “ben bu hoca ile çalışacağım” diye kararlılıkla Ritter’in yanına gider. O dönem üniversiteler 6 ay boyunca kapatılmıştı. Ritter, “bu 6 ayı fırsata çevirmelisin ve Arapça öğrenmelisin” demişti. Ritter daha sonra “ben günde 23 saat çalışıyorum senin beni geçmen ise günde 24 saat çalışman ile mümkün olur” demişti. Sezgin o günden beri günde 17- 18 saat çalışarak Arapçayı öğrenmişti ve bu disiplinli çalışmasıyla Ritter’in gözüne girmişti. Yalnız o dönem de değil, bütün ilmi yaşantısı sürecince de bu disiplinli ve yoğun çalışmasını sürdürdü.  Son 5-6 yıldır ise “artık çok çalışamıyorum yaşlandım, günde ancak 12-13 çalışabiliyorum” demesi bir ömrün ilim uğruna nasıl feda edildiğini gösteriyor.

Bilim tarihini Avrupa merkezci bakış açısından kurtaran bir bakışını şu cümleler ile açıklıyor: “Bilimler, farklı insanların elinden geçerek, farklı kültür dünyalarından geçerek yavaş yavaş gelişiyor. Ve bugünkü haline geliyor.”  İslam Bilim Tarihi Batı’nın yok saydığı bir alan iken Sezgin bu sözlerle bilimlere nasıl geniş bir bakış açısı ile baktığını tarihe not düşüyordu.

Fuat Sezgin bu bakış açısı ile kendi dönemine kadar yapılan en kapsamlı Carl Brockelmann’ın Arap Edebiyatı Tarihi (GAL) eserine bir “zeyl yazma” düşüncesine ile yola çıktı. Ritter “bunu kimse yapamaz” dediği Brockelmann’ın eserini geçecek bir Arap Edebiyatı Tarihi yazma niyetini Sezgin şu cümlelerle anlatıyor; “sadece Brockelmann’ın eserine bir zeyl yazmak değil, dünyadaki bütün yazmalara bakarak yeni bir kitap yazmak istiyorum”.

Ömrünü feda edercesine çalışan Fuat Sezgin bu külliyatı ve daha birçok çalışmaya imza atmıştır. Yerli ve yabancı birçok ödüle layık görülen Fuat Sezgin’e en büyük ödül ise ilk olarak Almanya’da çalışmalarını yürüttüğü enstitüye bağlı olarak İslam Bilim Tarihinde kullanılan ürünlerin, yapılan icatların birer reprodüksiyonunun sergilendiği müzenin ikincisini 2008’de Gülhane’de kurabilmesi olmuştur.

“Amacım, İslam topluluğuna mensup insanlara bilimlerinin gerçeğini tanıtmak, benlik duygularını olumsuz etkileyen yanlış yargılardan onları kurtarmak ve ferdin yaratıcılığına olan inancı onlara kazandırmaktır.” Sözleriyle açıkladığı amacını gelecek nesillere aktarmak için ise adına   “Prof. Dr. Fuat Sezgin – İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı” kurulmuştur.

Okunması Gereken:

Fuat Sezgin; Bilim Tarihi Sohbetleri

Söyleşi: Sefer Turan

Yayınevi: Timaş

Sayfa Sayısı: 208

İlk Baskı 2010

Biyografi okumak kişiye umulmadık kapılar açar. Hele ki röportaj formatında olan biyografiler insana o kadar çok hayrete düşüren, zaman zaman hüzünlendiren ama bir insanı daha tanıyarak dünyaya daha özgüvenli bakmaya götürür. Ve bir insanı daha tanımak yeni bir dünya sahibi olmak demektir.

Bilim Tarihi alanının yaşayan en önemli ismi; Fuat Sezgin, günde 17-18 çalışan bir insan, hocasının tavsiyesi “her yıl bir dil öğren” olan bir öğrenci olan, 27 dil bildiğini sorulduğunda sadece “mübalağa” ediyorsunuz diye tevazuda bulunan âlim.

Sefer Turan’ın Fuat Sezgin ile hocanın hayatı, bilinmeyen yönleri ve bilim tarihinde Batı’nın ikiyüzlü duruşunu gösteren sohbeti her genç için okunması, bilinmesi gereken bir kitap. İlk baskısı 2010’da Timaş yayınların yapılan kitap 10. baskısını yaptı.

Batı’nın bile artık saygı duyduğu ve tanıdığı Fuat Sezgin artık daha fazla tanınması gerekiyor. Bunun için Fuat Sezgin’in hayatı üzerine kısa bir yazı kaleme aldık.

İzlenmesi Gereken: 

Yitik Hazinenin Kâşifi: Prof. Dr. Fuat Sezgin

Fuat Sezgin Kronolojisi:

  • 24 Ocak 1924’te Bitlis’te doğdu.
  • 1943-1951 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Şarkiyat Enstitüsü’nde Hellmut Rither (1892- 1971) yanında öğrenim gördü.
  • 1951’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra, Arap Dili ve Edebiyatı üzerine doktora yaptı.
  • 1954’te Arap Dili ve Edebiyatı bölümünde, “Buhari’nin Kaynakları” adlı doktora tezini tamamlayarak doçent oldu.
  • 1960 cuntacılarınca, “Zararlı Profesör” diye üniversiteden atıldı.
  • 1960-61 yıllarında, Almanya’ya giderken yanına, kıyafetlerinin dışında, sadece iki bavul dolusu fiş ve belge alabildi.
  • 1966 yılında Frankurt Üniversitesin’de profesör oldu.
  • 1978 yılında, Kral Faysal ödülünü kazandı.
  • 1980 yılında, Frankurt am Main Goethe Plaketi
  • 1982 yılında, J. W. Goethe Üniversitesi’ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nü ve 1983’de de buranın müzesini kurdu. Bu Enstitü’nün, halen direktörlüğünü yürütmektedir.
  • 1982 yılında, Almanya 1. Derece Federal Hizmet Madalyası
  • 2001 yılında, Almanya Üstün Hizmet Madalyası
  • 2004 yılında, İran İslami Bilimler Kitap Ödülü