1789 Fransız Devrimi‘nin yaşanmasında hangi dinamikler etkili oldu? Devrimi hazırlayan ortamı inceliyoruz.

Fransız Devrimi sadece Fransa veya sadece Avrupa ana karası için değil tüm dünya siyaseti ve düzeni açısından önemlidir. Özellikle ortaya çıkardığı sonuçlar günümüz dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.

Fransız Devrimi yarattığı etki itibariyle bir anda patlayan bir ayaklanma değildi. Devrime sebep olacak olan bazı gelişmeler söz konusudur. Özellikle 18.yüzyılda Fransa‘nın İngiltere ile uzun süren savaşlar içine girmesi ciddi borçlanmaları doğurmuştu. Borçlanma, bütçe açıkları ve bu açıkları kapatmak için eklenen vergiler huzursuzluğun kaynağı olmuştu. Şüphesiz bu vergilerden en çok burjuvazi rahatsızdı. Ancak bu durumdan burjuvazi kadar rahatsız olan bir sınıf daha vardı. İşçi sınıfı…

Aristokrasi(soylular) bazı vergi muafiyetlerine sahipti. Ruhbanlar ise vergi vermemekte direniyorlardı. Dolayısıyla mali bunalımın tüm yükü burjuvazi ve köylülere biniyordu.

Özellikle 1770’ler ve 1780’ler beraberinde ciddi bir iktisadi bunalım ile gelmişti. Bu bunalımın bu denli hissedilir olmasının sebebi, uzun süren refah döneminin ardından yaşanmasıydı. Toplumun tüm kesimleri ani bir düşüşle karşı karşıya kalmıştı. Bu durum huzursuzluğa ve kızgınlığa sebep olmaktaydı.

Kısaca genel kanı devrime sefaletin neden olduğu şeklindedir. 1770’ler ve 1780’lerdeki bu bunalım Fransa‘nın diğer ülkelerde olduğu gibi iktisadi duraklamaya girmesine neden oldu. Üretim azaldı, işsizlik arttı. Durgunluk tarım sektörünü de vurdu. 1785 yılında yaşanan şiddetli kuraklık kaçınılmaz sonu beraberinde getirdi. Kıtlık…

İktisadi bunalım beraberinde psikolojik etki de yarattı. Aristokratlar sahip olduklarını ellerinde tutmaya çalışırken, köylüler ellerindeki ile beklentileri arasındaki uçuruma inanamıyorlardı.

Huzursuzluk ve karşılıklı nefret sonu bir adım daha yaklaştırıyordu. Aristokrasi ve köyülülerin arası gittikçe açılıyordu. Aristokratlar kendilerini kurtarmak için vergilere bel bağlarken köylüler külfetli vergilerle boğuşuyordu. Yaşanan bu bunalım ve yük toplumun bunu en az kaldırabileceği kısmı olan alt tabakalara yayılıyordu. Bu durum oldukça tehlikeli bir hâl alabilirdi.

Ortaya çıkan bu gerilim muhtemel bir çatışma haliyle sonuçlanabilirdi. Ama öyle olmadı. Toplumsal sınıflar ortak düşman kabul ettikleri monarşiye karşı birleşti. Bu durum tabakalar arası çatışmanın önüne geçti. Herkes monarşinin yıkılması gerektiğini düşünüyordu. Ancak bunun nasıl gerçekleşeceğine dair bir fikir yoktu.

Alexis de Tocqueville‘nin kuramına göre “Hiçbir zaman, kötüden daha kötüye gidilirken bir ülkede devrim olmazdı.” Fransız Devrimi‘de onun bu kuramını kanıtlar nitelikte, şartlar iyileşmeye başlarken yaşanacaktı.

Ağırlaşan şartlar 1787 yılında Etats Generaux‘un toplanmasının talep edilmesine neden oldu. Aristokrasi geleneksel oylama çerçevesinde diğer tabakalara göre sayıca fazla olduğu için, meclis onların nüfuzunu pekiştirecekti. Burjuvazi ise anayasal reformlar yapabileceğini düşünüyor bunu da aristokratların taktiğiyle gerçekleştirmeye çalışıyordu. Köylüler ise Etats Generaux‘u her derde deva olarak görüyorlardı. Haksız ve ağır vergileri kaldırabileceklerini düşünüyorlardı.

İhtilâlden Akılda Kalan: Giyotin

Etats Generaux‘un kuruluşu ile rejime karşı iş birliği de kısmen son bulmuştu. Artık tabakalar birbirlerine karşı çekincelerini açıkça belirtir hale gelmişti. Bu durum devrime dönüşecekti.

Aristokrasinin geleneksel oylama prosedürlerini şart koyması tüm farklı düşünenlerin bir tarafta toplanmasına ve böylece karşıtlığı artırmıştı. Kutuplaşma hissedilir dereceye gelmişti.

1789 Ağustos’unda köylülerin taşrada başlattığı seri ayaklanmalar hızla yayıldı. Feodal beylerin ortadan kalkması hızlandı. Böylece 1792 yılında Kral XVI.Louis‘in öldürülmesine kadar gidecek olan Fransız Devrimi‘nin fitili ateşlenmiş oldu.


Kaynak:

•Stephen J.Lee, Avrupa Tarihinden Kesitler, Dost Kitabevi, Ankara 2014.

•Siyasi Tarih-I, AÖF Yayınları, Eskişehir 2015.