Fatih Sultan Mehmed dönemi Osmanlı tarihçileri ve tarihçiliğine dair kısa ve öz bir değerlendirme yazısı ile sizlerleyiz.

Osmanlı Devleti’nde tarihçilik kuruluşundan yaklaşık bir buçuk asırlık bir gecikmeyle başlar, bu gecikmenin sebebi sayılabilecek somut bir veri ise elimizde mevcut değildir. Bir takım eserler telif edilmiş olup; savaş, yangın, zelzele vs. nedenlerden ötürü günümüze ulaşmamış olabilir. Bu anlamda elimize ulaşmayan eserlerden yalnızca birinden haberdarız; Yahşi Fakih’in Menâkıbnâme’si… I. Murad’dan itibaren de Farsça ve Arapça yazılmış birçok eserin çevirilerinin yapılmaya ve yazılı bir veri tabanı oluşturma hususunda ilk çalışmalara başlandığını görüyoruz.

Somut olarak ise Osmanlı tarih yazıcılığını 15. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren başlatmamız mümkündür. Elimizde mevcut en erken Osmanlı tarihi bu çeyrekte kaleme alınmış olan Ahmedî’nin İskendernâmesi’dir. Manzum bir eser olan İskendername’de felsefe, ilahiyat, tıp ve tarihten söz edilirken yalnızca 340 beytinde Osmanlı tarihi konu alınır. II. Murad devri ise Osmanlı tarih yazıcılığının bir gedik taşıdır. Bu dönemde farklı türde pek çok eser telif edilmiştir. Osmanlı tarihinin en önemli kaynaklarından biri kabul edilen Tarihî Takvimler de bu dönemde yazılmıştır. Şehzadelerin doğumu, padişahların cülusu, fetihler gibi kronolojik liste sunmasının yanı sıra afetlerle astronomik olayları da içeren bu eser, Osmanlı tarihi için önemli veriler sunmaktadır. Yine anonim Tevârîh-i Âl-i Osman yazma geleneği de bu padişah zamanında başlamıştır.

Yazımızın ana temasını oluşturan Fâtih dönemi ise birçok tarihçi tarafından Osmanlı tarih yazıcılığının geliştiği yahut yükselişe geçtiği dönem olarak adlandırılır. Diğer yandan resmi ve gayri resmi mektup ve yazışmaların bir araya getirildiği eserler olan münşeât mecmualarının ilki sayabileceğimiz eserler de Fâtih döneminden kalmadır. İşbu çalışmada Fâtih Sultan Mehmet dönemindeki müelliflerin yanı sıra Bizanslı tarihçiler ile Şehnamecilik ve Vak’anüvislik kurumu irdelenecektir.

Ä°lgili resim

BİZANS TARİHÇİLERİ

  • Laonikos Chalkokondyles

1430-32 tarihleri arasında Atina’da doğmuş olan Chalkokondyles, babasının sürgüne gönderilmesi sebebiyle Mora Despotluğunun merkezi olan Mistra’ya yerleşmiş ve burada Yunan ve Latin filolojileri hakkında iyi bir eğitim almıştır. Yine burada bulunduğu sırada Sultan II. Murad’ın Mora seferine bizzat şahitlik etmiştir. 1460 yılından sonra Atina’ya dönerek burada Laonikou Apodeiksis Historion isimli eserini kaleme almıştır. Mezkûr eser 1293-1463 yılları arasında Türk-Bizans ilişkilerini anlatır. Akdes Nimet Kurat’a göre onun eserinin en sağlıklı bölümü bilfiil şahitlik etmiş olduğu Mora seferidir.

  • Dukas

Çağdaşı tarihçilere nazaran Türkler hakkında en geniş bilgiler veren Bizanslı tarihçidir. 1453-1462 yılları arasında tamamladığı Historia adlı eserinde Türklerin Bizans topraklarına yerleşmesinden, Anadolu beyliklerinin kurulmasına; I. Bâyezid döneminden, İstanbul’un fethine kadar geniş bir dönemi ele alır.

  • George Sphrantzes

1401’de İstanbul’da doğan Sphrantzes, Palaiologoslar’a hizmet etmiş aristokrat bir aileden gelmektedir. Sarayda görev yapmış, valiliğe kadar yükselmiştir. Bu görevleri esnasında Osmanlı’yla yakından temas etmiş olan Sphrantzes’in kaleme aldığı Minus Kroniği bir Palaiologoslar Hanedanı tarihidir. Bu tarih Bizans’ı esas alsa da Türkleri de ilgilendirmekte; eserde Türkler ve Latinlerden nefretle söz edilmektedir.

  • Michael Kritovulos

Hayatı hakkında çok bilgiye sahip olmadığımız İmrozlu Kritovulos, İmroz’un ileri gelen ailelerinden birine mensuptur. 1456 yılında İmroz’un yönetimi verilmiş, 1463’te İmroz Venediklilerin eline geçtiğinde İstanbul’a gelmiş; Ayranoz Manastırı’nda keşiş olarak ölmüştür. Historia adlı eseri 1451-1467 yılları arasını kapsar ve beş kitaba ayrılmıştır. İlk dört kitapta Sultan Mehmed’in üçer yıllık, son kitapta ise dörder yıllık faaliyetlerinden bahsetmiştir. Fetih sırasında İstanbul’da bulunmasa da bizzat bulunmuş gibi kaleme almış, Fâtih’ten övgüyle söz etmesinin yanı sıra yeri geldiğinde eleştirmekten de geri durmamıştır.

fatih sultan mehmed gül ile ilgili görsel sonucu

OSMANLI TARİHÇİLERİ

  • Şükrullah

Veziriazam Mahmud Paşa’ya sunulmuş olan bir diğer eser Şükrullah bin Şehabeddin Ahmed’in Behçetü’t-Tevârîh adlı eseridir. Kainatın yaradılışından başlayarak çeşitli hanedanları anlatmış ve eserin son bölümünü Fâtih’in tahta çıkışına kadarki döneme ayırmıştır. Kronoloji ağırlıklı bir eser olan Behçetü’t-Tevârîh 1530-31 yıllarında Mustafa Fârisî tarafından Mahbûbü Kulûbi’l-Ârifîn ismiyle Türkçe’ye çevrilmiştir. Eser Nihal Atsız tarafından da iki defa İstanbul’da neşredilmiş olup, halihazırda Ötüken Yayınları’ndan temin edilebilir.

  • Enverî

Enverî, gerçek adı dahi bilinmeyen bu müellifin mahlasıdır. Kendisiyle ilgili bildiklerimiz Veziriazam Mahmud Paşa’ya sunmuş olduğu Düsturnâme adlı eserinde bahsettiği kadardır. Enverî önce Fâtih adına Teferrücnâme isminde bir eser telif etmiş olsa da, bu eser günümüze ulaşmamıştır. Onu bizim için önemli kılan eseri ise Düsturnâme’dir. Düsturnâme manzum mesnevi tarzında yazılmış bir eser olup, Asya devletleri tarihini konu edinmiştir. Önemli bir özelliği ise eserin büyük çoğunluğunun Aydınoğulları Beyliği’ne, özellikle Umur Bey’e ayrılmış olmasıdır. 19-22. bölümler Osmanlı tarihine ayrılmış; ilk iki bölüm Fatih döneminin 1454’e kadar olan kısmını anlatırken, 21 ve 22. bölümler Mahmud Paşa’nın katıldığı seferlere ve onun methine tahsis edilmiştir. Eserin açıkça belirtilmiş tek kaynağı ise Beyzavî’nin Nizâmü’t-tevârîh adlı eseridir. Ancak bu eserin yanında bazı İslâm ve Bizans tarihçilerinden yararlanmış olması ve özellikle Osmanlı tarihi için Ahmedî’nin Dâstân’ı ile Tarihi Takvimler’i kullanmış olması kuvvetle muhtemeldir.

  • Karamanî Mehmed Paşa

Fâtih döneminin son sadrazamı olan Karamanî Mehmed Paşa, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî soyundan gelmekte olup, ilmiye sınıfından yetişmiştir. Veziriazam Mahmud Paşa’nın girişimleriyle nişancılığa getirilmiş ve 1478 yılında veziriazamlığa yükseltilmiştir. Kanunnâme-i Âl-i Osman’ın düzenletildiği Mehmed Paşa, Fâtih’in ölümünden sonra Cem yanlısı olması hasebiyle yeniçeriler tarafından katledilmiştir. Arapça kaleme aldığı Tevârihü’s-Selâtîni’l-Osmâniye (Osmanlı Sultanları Tarihi) adlı eseri konusunu sadece Osmanoğulları tarihine ayıran nesir tarih eserlerinin ilkidir. Müellif, eserinden hangi kaynaklardan yararlandığını belirtmemiş olsa da İskendernâme’nin Osmanlı tarihi bölümü ile Behçetü’t-Tevârîh’ten yararlandığı kesindir. İki bölümden oluşan eserin ilk bölümünde Osman Gazi’den Fâtih Sultan Mehmed’in tahta çıktığı döneme kadar olan kısım konu edilmiş, ikinci bölümde ise Fâtih’in tahta oturmasından itibaren meydana gelen olaylar yer almıştır.

ŞEHNAMECİLİK

Fâtih Sultan Mehmed dönemi Osmanlı tarih yazıcılığı açısından ilkler dönemi olarak adlandırılır. Bu dönemde yarı resmi nitelikte devlet tarihçiliği olan şehnamecilik geleneği başlamıştır. Sözlük anlamı olarak “sultanın kitabını yazan kimse”dir. İran şehnameciliğinin tesirinde gelişen bu tür süslü cümlelerle sultanı övmek gayesini güder. Şehdî, Fâtih’in emriyle ilk şehnâme yazma hususunda girişimde bulunan kişidir. Ancak onun ve Hamîdî’nin kaleme almış olduğu eserler kayıptır. Kâşifî’nin Fâtih’in gazalarını öven Gazânâme-i Rûm’u ile Muâlî’nin Hünkârnâme’si ise günümüze ulaşmıştır.

VAK’ANÜVİSLİK

İbrahim Mülhimî IV. Murad için yazdığı Şehinşâh-nâme’de kendisini vekayi’nüvîs olarak tanımlar. Yine aynı devirde Nergisî Mehmed Efendi’nin 1635 Revan Seferi’ne seferi tasvir etmek üzere “vekayi’nüvis” sıfatıyla katıldığı Uşşâki-zâde İbrahim Hasib tarafından kaydedilmiştir. Kavram olarak Arapça vaka ile Farsça nüvis (yazıcı) sıfat fiilinin birleşiminden türeyen vak’anüvislik, Kanuni döneminden itibaren devamlı bir devlet hizmeti haline gelmiş Şehnameciliğin devamı olarak düşünülse de yazılış gayesi ve usulü açısından farklılıklar arz eder. Diğer bir düşünce ise vak’anüvisliğin II. Bayezid’in Kemalpaşazade ve İdris-i Bitlisî’ye Osmanlı Tarihi’ni yazdırmasından doğduğunu savunur. Ancak mezkûr yazımlar sözlü bir emir ve geçici bir maksat üzerine yapılmıştır. Vak’anüvisliğin Divan-ı Hümâyun’a bağlı resmi bir görev haline gelmesi; Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa’nın, Şârihü’l-menâr-zâde Ahmed Efendi’nin tarih müsveddelerinin yazıp düzenlenmesi için Naîmâ’yı görevlendirmesiyle başlar. Naîmâ birkaç cüz yazıp verince, kendisine bir kese atıyye (hediye, ihsan) ile günlük 120 akçe yevmiye bağlanması ve görev beratı verilmesi ile ilk resmileşme adımları atılmıştır.

SONUÇ

Fatih dönemi tarihçiliğine ilişkin genel değerlendirmeme geçmeden evvel Mahmud Paşa’nın bu döneme ilişkin ilmî faaliyetlerine değinmekte yarar görüyorum. Adnî mahlasıyla şiirler de kaleme alan Mahmud Paşa’nın hemen hemen tüm dönem tarihçilerinin koruyuculuğunu üstlenmiş yahut onların yükselişine vesile olması ve imar ettirdiği yapılar kendisini salt Osmanlı siyasi tarihi için değil, kültür tarihi açısından da önemli bir şahsiyet olarak ön plana çıkarmaktadır. Bu bağlamda incelemeye değer bir şahsiyet olduğu da aşikârdır.

Fâtih Sultan Mehmed dönemine dönecek olursak, bu dönem Osmanlı Devleti’nin yalnızca siyaseten değil, kültürel anlamda da geliştiği ve iddia sahibi olduğu bir sürece tekabül eder. Burada şüphesiz Fâtih Sultan Mehmed’in payı büyük olsa da vüzeranın, özellikle Mahmud Paşa’nın şahsi girişimleri göz ardı edilemez. Bu dönemde ortaya konan eserler doğal seleksiyon gereği sonrakileri etkilemiş ve sıkı bir Osmanlı hafızası ve geleneği oluşumuna ön ayak olmuştur.

KAYNAKÇA

  • AFYONCU, Erhan, Tanzimat Öncesi Osmanlı Tarihi Araştırma Rehberi, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2016.
  • KÜTÜKOĞLU, Bekir, Vekayi’nüvis Makaleler, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul 1994.
  • ÖZTÜRK, Necdet, İmparatorluk Tarihinin Kalemli Muhafızları Osmanlı Tarihçileri, Bilge Yayıncılık, İstanbul 2018.
  • KURAT, Akdes Nimet, “Bizansın Son ve Osmanlıların İlk Tarihçileri”, İstanbul Üniversitesi Türkiyat Mecmuası, C:III, s.185-206.
  • MOLLAOĞLU, Ferhan Kıllıdökme, “Laonikos Chalkokondyles’in Hayatı ve ‘Tarih’i” The Life and “History/Demonstrations of Histories” of Laonikos Chalkokondyles, Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, C: XXI, sayı 21, s. 41-57.
  • ÖZCAN, Abdülkadir, “Fatih Devri Tarih Yazıcılığı ve Literatürü”, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, sayı 14 (2003/1), s. 55-62.
  • WOODHEAD, Christine, “Şehnameci”, TDV İslam Ansiklopedisi, C:XXXVIII, İstanbul 2003, s. 456-458.

 

GİZLİLİK POLİTİKASI

©Copyright 2017-2019 Kitaptarih.com tüm hakları saklıdır.

Kitaptarih.com bünyesinde kitap incelemeleri, tarih ve bilim tarihine yönelik içerikler barındıran özgün bir web sitesidir.

Sitede yer alan yazılı ve görsel içerikler izinsiz ve habersiz bir şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz. Gerekli tüm izinler için iletişime geçilmelidir. Kitaptarih.com‘da yer alan yazılı ve görsel içeriklerin değiştirilmesi ve kaldırılması gibi tüm yetkiler kitaptarih.com‘a aittir. Gerektiği takdirde düzenleme yapmak veya içeriği kaldırmak Kitaptarih.com‘un görevi ve yükümlülüğüdür.

Kullanıcılar, okurlar ve takipçiler sitede bulunan içerikler ile ilgili aldığı kararlarda bağımsız ve hür bir şekilde hareket ettiklerini kabul, beyan ve taahhüt ederler. Hiç kimse Kitaptarih.com sitesinde bulunan içerikleri göstererek zarara uğradığını iddia edemez.Tazminat veya herhangi bir ücret talep edemez. Kitaptarih.com‘daki içeriklerin sorumluluğu yazarlara aittir.

Ayrıca kitaptarih.com okurlarına objektif bir bakış açısıyla içerikler üreteceğinin garantisini vermektedir.