Türkler yüzyıllar boyunca göçebe yaşamış bir millet. Peki göçebeliğe bu kadar yatkın bir toplum nasıl bir şehir yapısı ortaya koymuştu?

“Yaylak” ve “kışlak” kavramlarını duymuşsunuzdur. Aslında bu kavramlar yerleşimin temelini oluşturmakta denebilir. Eski Türkler yaz mevsimini geçirdikleri yaylaklarda ve kış mevsimini geçirdikleri kışlaklarda barınmak için evler inşa ederlerdi. Nitekim hükümdarların bu durumda etkisi büyüktü. Türk hükümdarları da hem yaylakta hem de kışlakta merkezler kurdurmaktaydılar. Öyleki Orhun Kitabeleri‘nin bulunduğu bölgenin, II.Göktürk Kağanlığı‘nın kışlak merkezi olduğu düşünülür. Böylesi önemli bir yazıtın dağlık veya ıssız yerlere dikilmesinin bir anlamı olmadığı sanılmaktadır. Bu nedenle de kitabelerin bulunduğu bölgenin önemli bir merkez olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

 

Eski Türkçe’de “ŞEHİR” Ne Demek?

Şehir demişken, Eski Türklerden günümüze şehir kalıntıları çok az kalmıştır, yok denecek kadar az… Yine de şehirler ile ilgili bilgiler mevcut. Toğubalık, Hanbalık, Ordubalık şehirleri Eski Türklerden kalan bazı şehir isimleridir. Üçünün de ortak yönüne baktığımızda “balık” kelimesi ön plana çıkmakta. Çünkü balık Eski Türkçe‘de şehir manasına gelmektedir. Tam bu noktada Prof.Dr. İbrahim Kafesoğlu balık ve balçık köklerinin aynı yani bal olduğu, bu nedenle de Türklerin yaptığı evlerin çamur ve kerpiçten yaplıdığını söylemektedir. Bu görüşü destekleyen bir kanıt da Çin kaynaklarından gelir. Çin kaynakları Türklerin evlerini dövülmüş topraktan yaptıklarını aktarmaktadır. Ancak evlerin tamamının toprak veya kerpiçten olduğunu söylersek yanlış olur. Çünkü ahşaptan yapılan evlerin olduğu da bilinmektedir. Hatta ahşap kullanımı o kadar yaygındır ki Asya Hunlarından Avarlara kadar şehir surlarının kalın ağaç kütüklerinden yapıldığı ve Atilla‘nın Orta Macaristan‘daki başkentinde saray, evler, garnizonlar ve cephanelerin baştan başa ahşap olduğu bilinmektedir. Bu bilgileri bize aktaran Prikos, şehir içinde bir hamamdan söz etmektedir. Priskos‘un Türklerin yıkanmaya ve temizliğe gösterdiği önemi vurgulayan sözlerini Çin kaynakları da doğrular. Ancak İbn Fadlan, Türk kavimlerinin elbiselerini yıpranıncaya kadar giydiklerini ve çıkarmadıklarını söyler. Tabiki böyle bir söylemin mübalağadan başka birşey olmadığını söylemeliyiz. Zira Çin ve Roma kaynakları İbn Fadlan‘ın iddialarını boşa çıkarmaktadır.

Şehircilik, şehirleşme ve şehir yapısı üzerinde yönetim biçimi ve ekonomik faktörler de etkilidir. Eski Türklerde derebeylik dediğimiz feodal bir yapı olmadığı için şato tipi yapılara rastlanmaz. Bazı şehirlerin surlarla çevrili olduğu bilinir. Örneğin; İtil şehirinin 4 kapılı bir suru vardır. Coğrafi faktörlerin de şehirlerinin yapısına etkisi olduğu Eski Türklerde, özellikle Bozkırlı Türkler daha çok yaşam tarzına aykırı olduğu için surlu şehir yapısına alışkın değillerdir diyebiliriz. Harabeleri günümüzde dahi görülebilen bazı kaleler şehirleşmenin daha ziyade stratejik ve ekonomik nednelerini ortaya koyar. Öyleki ekonoik önemi oldukça yüksek olan İpek Yolu, stratejik açıdan da gözde bir güzergahtı. Bu nedenle İpek Yolu üzerinde oldukça fazla kale tipi yapılara ve yapılaşmaya rastlanır.

Eski Türklerde şehirlerin hangi faktörlerden ne denli etkilendiklerini ve bunun sonucunda doğan farklılıkları öğrenmiş olduk.