Dolmabahçe‘nin ve Dolmabahçe Sarayı‘nın tarihini konu aldığımız makalemizde, sarayın öncesi, sarayın inşaa süreci ve sarayın kullanımı hakkında yeni bilgiler edindik ve bunları sizlerle paylaştık.

 

A. DOLMABAHÇE  TARİHİ

    Dolmabahçe Sarayı’nın bulunduğu bölge önceden, “kraliyet bahçesinin küçük vadisi” olarak anılan bir koydur.[1] Bu koy Dolmabahçe Sarayı’ndan önce de saray yapılarını barındırmış bir koydur.[2] Hatta İstanbul’un fethi günlerinde Fatih Sultan Mehmet’in Haliç’e gemileri indirme işlemine bu koydan başladığı da söylenmektedir.[3]

Koyun doldurulmasına ilişkin farklı söylemler mevcuttur. Ünlü seyyah Evliya Çelebi söz konusu koyun XVII. yüzyılda Sultan II.Osman (1618-1622) döneminde doldurulduğunu aktarmıştır. Eremya Çelebi’ye göre ise bahsi geçen koy Sultan I.Ahmed tarafından doldurulmuştur.  Koyun doldurulması ile ilgili farklı görüşler varken, nasıl doldurulduğuna dair Grosvenor, Barbaros Hayrettin Paşa’nın emri üzerine 16.000 Akdenizli tutsağın çalıştırılıp denizin doldurulduğunu söylemektedir. [4]  Önceden gemilerin demirlediği, donanmanın denize açıldığı ve donanmanın karşılandığı bu koy zamanla bataklığa dönüşmüş ve ardından koyun doldurulmasına karar verilmiştir.[5] XVII. yüzyıl itibariyle doldurulmaya başlanan koy bu nedenle Dolmabahçe adıyla anılır olacak ve has bahçe olarak kullanılacak.[6] Has bahçe olarak kullanıldığı dönemde padişahların eğlenceler düzenlediği bir alan olmuştur.[7] Zaman içerisinde padişahların yaptırdığı binalar Dolmabahçe’de görünür olacak. Bölgede bilinen ilk yapı ise Evliya Çelebi’nin de bahsettiği Sultan II.Selim’e ait köşktür. Bunun yanında Sultan I.Ahmed, Sultan IV.Mehmed, Sultan III.Ahmed ve Sultan II.Mahmud’un da bölgede köşkler yaptırdığı bilinmektedir. Böylece Dolmabahçe’de bir oluşum oluşmaya başladı. Sahil şeridinde bir yapı kompleksi belirmeye başlamıştı. Birçok padişah burada köşk yaptırmasına rağmen, bu bölgeyi sürekli kullanmayı planlayan ilk padişah Sultan II.Mahmud olmuştur. Bu nedenle mevcut yapılarda bazı düzenlemelere gidilmiştir. [8]

 

Özellikle bu düzenlemelerde göze çarpan değişiklik, kubbeli çatı yapısının kırma çatıya dönüştürülmesidir.[9] Tarih içinde çeşitli padişahlar tarafından düzenlemelere gidilen ve yeni köşkler eklenen Dolmabahçe, “Beşiktaş Sahil Sarayı” adıyla da anılan bir görünüm kazanmıştır.[10] Sultan I.Mahmud tarafından inşa ettirilen Bayıldım Köşkü (İftar Köşkü) ve yine aynı dönemde inşa ettirilmiş olan Cirit Köşkü 1775 yangını sonrası bir tamir geçirse de Sultan II.Mahmud devrinde de bir onarım görmüş ve Bayıldım Köşkü “Gülhane Köşkü” adını almıştır.[11] Sultan II.Mahmud’un devletin asırlardan beri yönetildiği Topkapı Sarayı’ndan çıkmak istemesinin bazı sebepleri vardı. Babası Sultan III.Selim’in Topkapı Sarayı’nda katledilmesi bu sebeplerden sadece biridir. Bunun yanında Sultan II.Mahmud, Dolmabahçe ve Beşiktaş’ın şehir dışında kalmasını istemiyordu. Bu nedenle şehrin genişlemesi bu yönde olmuştu. Sultan II.Mahmud’un ardından, Batı terbiyesi ile yetişen ve Batı modasını babası Sultan II.Mahmud’un yanında Beşiktaş Sahilsarayı’nda görmüş olan Abdülmecid tahta çıktı.[12]

Sultan Abdülmecid

Sultan Abdülmecid’in tahta çıkışı ile ahşap ve kullanışsız olan sahilsaraylar 1843 yılı itibariyle yıkılmaya başlanmıştır.[13] Sultan Abdülmecid’in verdiği emir doğrultusunda başlanan yeni saray Topkapı Sarayı’ndan farklı olan mimarisi ile Sultan Abdülmecid’in Batılılaşma düşüncesini, arzusunu ve Batılı yönetim anlayışını göstermektedir.[14]

B. DOLMABAHÇE SARAYI

B.1. Dolmabahçe Sarayı İnşası

1842 senesinde padişahın Yıldız Sarayı’na geçici olarak taşınmasının ardından[15] 1846 senesinde Avrupa tarzını yansıtan bir saray amacıyla Dolmabahçe Sarayı’nın inşaasına başlandı.[16]

Karabet Balyan

Saray için Karabet Balyan Kalfa ve oğlu Nikogos Balyan görevlendirildi.[17] Karabet Kalfa’nın maaşı 4000 kuruştur.[18] Balyanlar, XIX. yüzyılda devrin önemli mimar ailelerinden birisidir.[19] Sarayın iç süslemelerini ise Paris opera binasının dekoratörü Ch. Sechan üstlenmiştir.[20]

B.2. Dolmabahçe Sarayı Ana Yapısı

Dolmabahçe Sarayı 110.000 metrekarelik bir alana inşa edilmiştir. [21] Sarayın ana yapısını Mabeyn-i Hümayûn (selâmlık), Muayede Salonu (tören salonu) ve Harem-i Hümayûn oluşturmaktadır. Mabeyn-i Hümayûn; yönetim işlerinin görüşüldüğü, Harem-i Hümayûn; padişah ve ailesinin yaşadığı, Muayede Salonu ise devlet ileri gelenleri bayramlaşma ve önemli devlet törenlerinin düzenlendiği bölümlerdir. Yapı 3 katlıdır. Beden duvarları taştan yapılmış olup, iç duvarları tuğladan yapılmıştır. Döşemelerin yapımında ise ahşaptan yararlanılmıştır. Bununla birlikte 285 odası, 46 salonu, 6 hamamı ve 68 tuvaleti bulunur.[22] Mabeyn-i Hümayûn, Harem-i Hümayûn ve Muayede Salonuna ek olarak, Bezmialem Valide (Dolmabahçe) Camii, Has Ahır, tiyatro, serasker dairesi, saat kulesi, hazine-i hassa ve mefruşat daireleri, kuşluk, Camlı Köşk, gedikli cariyeler ve kızlar ağası daireleri, hareket köşkleri, Hereke Dokumahanesi, baltacılar dairesi, agavat dairesi, bendegân dairesi, musâhiban dairesi, Matbah-ı Amire, kayıkhane ve büyük bir limanı bulunurdu. [23]

Deniz tarafında yaklaşık 600 metre uzunluğunda bir rıhtımı bulunur.[24] Bu denli uzun bir rıhtım boğaz üzerinden gelebilecek olan tehlikelere açık durumdadır. Bu nedenle olsa gerek, 1913 tarihli bir karar ile Dolmabahçe Sarayı yakınlarına ecnebi gemilerinin demir atması yasaklanmıştır.[25] Ayrıca rıhtım zamanla hasarlara uğramış ve mecburi olarak tamirlere ihtiyaç duymuştur. 1863 yılında Dolmabahçe Sarayı civarında karakolhane köşesinden saray rıhtımının bittiği yere kadar ki bölümün onarımı için keşif yapılmış ve 23.500 kuruşluk bir bedel karşılığında rıhtımlar onarılmıştır.[26]

Kara tarafında ise biri çok süslü olan iki anıtsal ve 7 tane de tali olmak üzere 9 kapısı bulunmaktadır. Anıtsal kapılardan birisi Hazine Kapısı da denilen ve Dolmabahçe Sarayı’na yönelik olan kapıdır. Diğer anıtsal kapı ise Merasim veya Saltanat Kapısı adını almıştır.[27] Önem arz etmelerinden ötürü bakımlı ve düzenli görünmeleri için birçok kez tamirattan geçmişlerdir. Saltanat kapısından Bahçe Camii’ne (Dolmabahçe Camii) kadar uzanan şose[28] yollar yapılmış[29], kapı duvarları kule şeklinde yükseltilerek daha özenli ve büyük görünmesi sağlanmıştır. Bu kapıdan içeri girildiğinde karşımıza çıkan saray bahçesi 4 ayrı parçaya ayrılmıştır. Ön bahçe denilen kısım Fransız bahçe mimarisinden örnekler taşımaktadır. Köşeleri yuvarlatılmış, sekiz köşeli bir havuz ve bir göbek bahçenin merkezini oluşturmaktadır. Bu bahçe saray rıhtımı boyunca uzanmaktadır. Bunun dışında kalan diğer bahçeler ise kapalı olup özel nitelikli bahçelerdir. Veliaht, Harem ve Kuşluk bahçeleri bunların başında gelmektedir. [30]

B.2.a. Mabeyn-i Hümayûn

Sarayın dış dünya ile doğrudan bağlandığı ve saraya girince karşılaşılan ilk bölüme “Mabeyn-i Hümayûn” veya “Selamlık” denmektedir. Belgelerde “Resmi Daire” olarak da zikredilmektedir. Birinci ve ikinci katı bağlayan ayaklarının kristalden yapılmasından dolayı “Kristal Merdiven” denilen bir merdiven bulunur. Salonlar ve odalar bu merdivenin çevresine yerleştirilmiştir. Yabancı elçilerle olan görüşmeler üst katta Süfera Salonu’nun yanında bulunan odada gerçekleşirdi. Tezyinat ve tefrişatında kullanılan kırmızı renkten dolayı “Kırmız Salon” olarak da anılmaktadır. Buradan sonra gelen en önemli yer “Zülvecheyn Salonu” olup burası padişahın resmi hayatı ile özel hayatını ayıran bir salon işlevi görür. Harem ve Selamlık bölümlerini birbirinden ayırdığı için “iki cepheli” anlamına gelen “Zülvecheyn” adını almıştır.[31]

 B.2.b. Muayede Salonu  

Sarayın Haremlik ve Selamlık bölümlerini ayıran Muayede Salonu, Dolmabahçe Sarayı’nın en görkemli bölümüdür. 2000 metrekareyi aşkın alanda 56 sütun ve yüksekliği 36 metreyi bulan kubbesi ve 4,5 tonluk avizesi ile heybetli bir salondur. Böylesine büyük bir salon bodrum katındaki sıcak havanın salona ulaştırılması ile ısıtılmaktaydı. Geleneksel bayramlaşma törenleri bu salonda icra edilmekteydi. [32]

B.2.c. Haremlik

Haremlik, sarayın en önemli bölümlerinden biridir. Saray her ne kadar Batılı tarzda yapıya sahip olsa da Harem için özel bir bölüm ayrılmıştır. Kesin çizgilerle olmasa da buna özen gösterilmiştir. Topkapı Sarayı’nda olduğu gibi ayrı bir yapı değil, saraya dahil bir biçimdedir. Haremlik bölümü Dolmabahçe Sarayı’nın yaklaşık üçte ikilik bir kısmını kapsamaktadır.[33] Plan açısından sarayın en karmaşık bölümü olup, beş büyük salonu barındırır. Bunların en önemlileri Mavi Salon ve Pembe Salon’dur.[34] Mavi Salon; öne çıkan mavi renkten ötürü bu adı taşırken, bu salon Harem’de bayramlaşma törenlerinin gerçekleştirildiği yer olarak önem taşır.[35] Pembe  Salon ise, Harem halkının günlük sohbetini sürdürdüğü mekan olarak öne çıkmaktadır. Mabeyn kısmını Harem’e bağlayan 300 metre uzunluğundaki koridorda 2 tanesi demir, 4 tanesi ahşap olmak üzere 6 kapı bulunmaktadır. Koridorun sonunda ilk oda valide sultanın kabul odası ve yatak odasıdır. Bu iki odanın ardında ise Cumhuriyet’in kuruluşu sonrası İstanbul’a gelen Mustafa Kemal Atatürk’ün çalışma odası ve yatak odası bulunur.[36]

B.3. Dolmabahçe Sarayı Tarihi

Sultan Abdülmecid devrinde 1856 senesinde inşaası tamamlanan saray, Sultan Abdülaziz (1861-1876) dönemi sonrası, Sultan II.Abdülhamid’in uzun süren saltanatı (1876-1909) boyunca kullanılmaması ve bakım görmemesi sebebiyle deprem, yangın gibi afetlere karşı dayanamamış ve neticesinde bazı bölümleri ortadan kalkmıştır.[37] Özellikle yangınlar saraylara oldukça zarar vermekteydi. Nitekim 1910 senesinde Çırağan Sarayı’nda kalorifer bacasından veya elektrik kontağından çıkan yangın sonucu tüm saray yanmış ve sadece dış duvarları ayakta kalmıştır.[38] Bu olaydan bir sene sonra 1911 senesinde Çırağan Sarayı’nın bahçesinde bulunan iki adet mermerden arslan heykeli Dolmabahçe Sarayı’na taşınır.[39]

İnşaasından 1924 yılına kadar 68 yıl içinde 35 yıl kullanılan saray 6 padişahı ve son halifeyi ağırlamıştır. Cumhuriyet ile birlikte “Milli Saraylar” kapsamına alınmış ve Mustafa Kemal Atatürk döneminde yazlık çalışma mekanı ve yabancı devlet adamlarını karşılama mekanı olarak kullanılmıştır. Ayrıca I. Dil ve Tarih kurultaylarına sahne olmuştur. 1984 yılında yapılan Milli Saraylar Sempozyumu sonrasında yapılan çalışmalar ile Dünya’daki önemli “müze içinde müze” örneklerinden biri haline gelmiştir. Halen Harem ve Mabeyn bölümlerinin yanı sıra Kuşluk ve Camlı Köşk açılan değerli sergileri barındıran birer galeri özelliğini taşımaktadır. Sempozyum sonrası alınan kararlar sonucunda her geçen gün tarihi kimliğine yaklaşmakta olduğunu söyleyebiliriz.[40]

SONUÇ

Boğaziçi’nin günümüzde olduğu gibi tarihte de göze hitap etmesi, zaman içinde Osmanlı sultanlarının da bölgeye ilgisini artırmış ve bunun neticesinde sahilsarayları dediğimiz yapılar ortaya çıkmıştır. Bu yapılardan sadece bir tanesi olan Dolmabahçe Sarayı da bulunduğu bölge ve tarzı ile ön plana çıkmış bir yapıdır. Hizmette olduğu süre içerisinde birçok sultana ev sahipliği yapmış, bu süre içinde çeşitli afet ve felaketlerle karşı karşıya kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’ndan sonra da kullanılmaya devam eden saray, bu dönemde çeşitli organizasyonlara ev sahipliği yapmıştır. Eski sarayların aksine, Avrupa tarzı mimarisi ile dikkatleri çeken Dolmabahçe Sarayı, günümüzde de göz kamaştıran bir emanet.


Makalenin orjinal haline aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz

Öncesi ve Sonrasıyla Dolmabahçe Sarayı Pdf


Dipnotlar

[1] Metin Sözen, “Dolmabahçe Sarayı”, DİA, c.9, İstanbul 2013, s.503.

[2] Nicole Kançal Ferrari, “Türk-Osmanlı Saray Literatürü(12.-20.YY)”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, 2009, sayı 13, s.212.

[3] Sözen, a.g.e., s.503-504.

[4] Sözen, a.g.e., s.504.

[5] Arzu Eceoğlu, “Dolmabahçe Sarayı’nda Dört Büyük Salonda İç Mimaride Kullanılan Renkler”, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Kültür Üniversitesi Fen Bilimleri.Enstitüsü, 2007, s.35.

[6] Sözen, a.g.e., s.504.

[7] Eceoğlu, a.g.m., s.36.

[8] Sözen, a.g.e., s.504.

[9] Nilay Özlü, “Dolmabahçe Mekanın Hafızası”, Dolmabahçe’den Evvel Dolmabağçe,  der. Bahar Kaya, İstanbul Bilgi Üniversitesi.Yayınları, 2005, s.50.

[10] Eceoğlu, a.g.m., s.36.

[11] Özlü, a.g.m., s.50.

[12] Sözen, a.g.e., s.504.

[13] Eceoğlu, a.g.m., s.37.

[14] Sözen, a.g.e., s.504.

[15] Sözen, a.g.e., s.504.

[16] Ferrari, a.g.m., s.213.

[17] Ayşegül Demirbulak, “Konut ve İdare Merkezi Olarak Osmanlı Sarayları”, Marmara Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2014, sayı 6, s.41.

[18] BOA, Darphane-i Amire, nr.54, 25 Safer 1263/ 12 Şubat 1847

[19] Eceoğlu, a.g.m., s.37.

[20] Sözen, a.g.e., s.505.

[21] Sözen, a.g.e., s.505.

[22] Eceoğlu, a.g.m., s.37.

[23] Sözen, a.g.e., s.505.

[24] Eceoğlu, a.g.m., s.37.

[25] BOA, Bâb-ı Âli Evrak Odası, nr.4234/317528, 26 Zilhicce 1331/ 26 Kasım 1913.

[26] BOA, Sadaret Mektubi Kalemi Mühimme Belgeleri, nr.286/85, 28 Cemâziyelâhir 1280/ 10 Aralık 1863.

[27] Eceoğlu, a.g.m., s.38.

[28] Şose: kırma taşlarla yapılmış iki tarafı hendekli cadde. Şemsettin Sami, Kamüs-i Türki, Kapı Yayınları, İstanbul 2004.

[29] BOA, Sadaret Mektubi Kalemi Mühimme Kalemi, nr.475/85, 21 Safer 1291/ 9 Nisan 1874.

[30] Eceoğlu, a.g.m., s.38.

[31] Sözen, a.g.e., s.506.

[32] Eceoğlu, a.g.m., s.38.

[33] Eceoğlu, a.g.m., s.39.

[34] Sözen, a.g.e., s.506.

[35] Eceoğlu, a.g.e., s.46.

[36] Sözen, a.g.e., s.506.

[37] Sözen, a.g.e., s.505.

[38] Selda Ertuğrul, “Çırağan”, DİA, c.8, İstanbul 2013, s.305.

[39] BOA, Dahiliye Nezareti Mütenevvia Evrakı, nr.51/18, 22 Receb 1329/ 19 Temmuz 1911.

[40] Sözen, a.g.e., s.505.


KAYNAKÇA

     Arşiv Belgeleri

BOA, Defterhâne-i Amire, nr.54.

BOA, Bâb-ı Âli Evrak Odası, nr.4234/ 317528.

BOA, Sadaret Mektubi Kalemi Mühimme Belgeleri, nr.286/85.

BOA, Sadaret Mektubi Kalemi Mühimme Belgeleri, nr.475/85.

BOA, Dahiliye Nezareti Mütenevvia Evrakı, nr.51/18.

     Eserler

DEMİRBULAK, Ayşegül, “Konut ve İdare Merkezi Olarak Osmanlı Sarayları”, Marmara Sosyal Araştırmalar Dergisi, sayı:6, s.34-46.

ECEOĞLU, Arzu, Dolmabahçe Sarayı’nda Dört Büyük Salonda İç Mimaride Kullanılan Renkler(İstanbul Kültür Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi), İstanbul 2007.

ERTUĞRUL, Selda, “Çırağan”, DİA, VIII, İstanbul 2013.

FERRARİ, Nicole Kançal, “Türk-Osmanlı Saray Literatürü(12.-20.YY)”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, sayı:13, s.205-240.

ÖZLÜ, Nilay, “Dolmabahçe Sarayı’ndan Evvel Dolmabağçe”, Dolmabahçe Mekânın Hafızası, der. Bahar Kaya, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2005.

SÖZEN, Metin, “Dolmabahçe”, DİA, IX, İstanbul 2013.