Celaleddin Harezmşah Kitap İncelemesi

Meryem Gürbüz’ün kaleme aldığı Celaleddin Harezmşah biyografisine dair değerlendirmemiz sizlerle.

Harezmşahlar Devleti geçmişten günümüzde özellikle ülkemizde literatüründe maalesef Selçuklular, Gazneliler ve Karahanlıların gölgesinde kalmış ve pek gelişim gösterememiştir. Oysaki özellikle soyu Enuştegin Garcai’ye dayanan Harezmşahlar Türkistan ve Türk-İslam coğrafyası bakımından hayli önemli bir yeri olduğunu söylemek mümkündür. Doç. Dr. Meryem Gürbüz’ün kaleme aldığı Celaleddin Harezmşah kitabı Prof. Dr. Haşim Şahin’in danışmanı olduğu “Tarihi İnsan Yazar” serisinin eserlerinden biridir. Bu seride amaç Haşim Şahin’in de dediği gibi Türk-İslam tarihinin önemli şahsiyetlerinin biyografilerinin anlaşılır bir dille işlenmesi ve okuyucuya aktarılmasıdır.
Eserin önsöz kısmında Moğol devlet adamı Cüveyni’nin Sultan Celaleddin hakkında söylediği “eyerini taht, keçeyi yatak, zırhı elbise, miğferi taç yapmış olan padişah” sözüne yer verildiğini görüyoruz ki bu söz Sultan Celaleddin Harezmşah’ı en iyi anlatan cümlelerden biri olarak dikkat çekmektedir. Bunun dışında önsöz bölümünde Celaleddin’in karakteristik özelliği olan üstün lider vasfı ve zorluklar karşısında pes etmemesine değinilmiştir.
Tahta Giden Yol: İlk olarak tartışmalı bir konu olan Harezmşahların atası sayılan Anuştegin’in Sultan Melikşah’ın taştdarı* vazifesinde bulunduğunu Selçuklu sarayına ise Emir Bilge Tegin tarafından getirildiği ve Türk bir gulam olduğu vurgulanmıştır. Ardından aile efradına babasının Sultan Alaaddin Muhammed annesinin ise Ayçiçek Hatun olduğu belirtilmiştir. Harezmşahlar Devleti’nde Sultan Alaaddin Muhammed döneminde Cengiz Han’ın hükümdarlığı döneminde dostane başlayan ilişkilerin yaşanan “Otrar Hadisesi” neticesinde giderek kötüleştiği yapılan savaş sonucu Sultan Alaaddin Muhammed’in de yanlış taktik uygulaması sonucu Harezmşahların zor duruma düştüğü aktarılmıştır. Tabii bu süreçte o dönemde henüz şehzade olan Mengüberti’nin Kanglı kökenli olan Terken Hatun’un entrikaları ile uğraştığını görüyoruz çünkü Terken Hatun kendi soyundan olan Ak Şah ve Uzlag Şah’ın hükümdarlığa geçmesini istiyordu. Lakin Ak Şah ve Uzlag Şah adlı bu iki şehzade Moğolların takibatı sonucu Nişabur civarında yakalanmışlar ve öldürülmüşlerdir. Ardından Sind Nehri kenarında Cengiz Han ile Celaleddin arasında yapılan savaştan sonra Celaleddin yenilmiş yeniden toparlanmak üzere Hindistan’a gitmiş olduğu bu bölümde okuyucuya aktarılmıştır.
Celaleddin Harezmşah’ın Devleti Diriltme Gayreti: Celaleddin Moğollar ile Sind Nehri kenarında yapılan savaşta Cengiz Han’a mağlup olmuş ardından Hindistan’a güç toplamak ve güçlü bir şekilde dönmek amacıyla gitmiştir. Şüphesiz Celaleddin’in Hindistan günleri de zor geçmiştir. Burada Şemseddin İl Tutmuş ve bazı yerel Hint yöneticileriyle mücadele etmiştir. Az sayıda askeri olmasına rağmen bir takım önemli başarılar kazandığını görüyoruz. Bu bölümde Celaleddin’in Abbasiler, Batıniler ve başkaldıran Gürcüler ile mücadelesi ele alınmıştır. Ayrıca Celaleddin’in Azerbaycan’ı kendisine üs edinmek istediğini görmekteyiz.
Ahlat’ı Almak Şart Mı?: Bu bölümde Anadolu tarihi bakımından önemli haiz olan Ahlat’ın Sultan Celaleddin tarafından alındığını görüyoruz. Celaleddin burayı alarak Moğollara karşı geri kısımda bir savunma hattı oluşturmak, Ahlat’ın coğrafi önemi sayesinde İç Anadolu, Azerbaycan, Gürcistan ve Batı İran’ı itaat altına almak istiyordu. Lakin Ahlat kuşatması bir trajediye sahne olmuştur. Şehir ahalisi teslim olmaya yanaşmamış uzun bir süre direnmiştir bunun sonucunda açık baş göstermiş halk kedi, köpek ve bir takım canlıları yemek suretiyle direnmiş bazı kimseler ise yaşamını yitirmiştir. Uzun bir direniş sürecinin ardından şehir nihayet teslim olmuş fakat bu sefer de askerlerin şehri yağmalaması üzerine Ahlat harabeye dönmüştür. Sultan Celaleddin Harezmşah şehri ele geçirmesinin ardından fetihname hazırlatmıştır.
Sona Doğru; Bu bölümde Celaleddin’in sınırlarını Anadolu topraklarına doğru genişletme isteğine müteakip Harezmşah ile Türkiye Selçuklu ve Eyyubiler arasında gerilen ilişkiler ve Yassı Çemen Savaşı (1230) konu edinmiştir. Bu savaşın sonucunda yeni bir Moğol saldırısına yenik düşmüştür. Eyyubiler ve bazı yerel emir ve beylere gönderdiği elçiler vasıtasıyla yardım talep etmişse de sonuçsuz kalmıştır. Sultan Celaleddin, Meyyafarikin havalisinde bir grup Kürt tarafından öldürülmüştür.
Sultan Celaleddin Harezmşah’a Dair Notlar; Bu son bölümde Sultan Celaleddin’in bir yakım özellikleri ve saltanat alametlerine değinilmiştir
Sonuç olarak; Türk İslam Tarihinin önemli bir devlet adamı ve hükümdarı olan Celaleddin Harezmşah’ın Doç.Dr.Meryem Gürbüz tarafından herkesin anlayabileceği bir üslup ile okuyucuya tarihi sevdirir biçimde ele alındığını söyleyebiliriz. Harezmşahlar tarihi ve Orta Çağ İslam dünyası okumalarına merak olanlara tavsiye ederiz.
*Taştdar: Selçuklular’da hükümdarın ellerini yıkaması ve abdest alması için leğen veya ibrik getiren görevliye Taştdar denilmekteydi.
*Mengüberti: Anlamı Tanrıverdi demektir. Sultan Celaleddin Harezmşah’ın Celaleddin unvanı almadan önceki adıdır.