Yönetmenliğini Richard Linklater’ın yaptığı Boyhood(Çocukluk) filminin eleştirisi, analizi hakkında detaylar yazımızda.

Sinema dünyasında, özellikle amerikan sinemasında günümüz yönetmenleri belirli klişelerin ötesine geçerek farklı projeler sunma telaşı içerisinde. Bazı isimler bu durumda kendini tekrarlamaktan öteye gidememiş olsa bile bazı isimler filmden öte ortaya atılan fikirle bile filmi ön plana çıkarabiliyor. İşte bu isimlerden biri şüphesiz Richard Linklater.

Linklater günümüzde gişe üzerine kısa sürede çekilip sunulan filmlere kafa tutacak bir projeye imza atıyor ve on üç yıl çekimleri süren bir filmle karşımıza çıkıyor. Filmin baş karakteri Mason beş yaşından günümüze gelene kadar hem fiziksel hem ruhsal değişimlerini, hayata bakış açısını, yaşının ona verdiği heyecanı aktarıyor izleyenlere. Hemde bunu yıllara dökülen bir gerçeklik ile yapıyor. Bu yüzden izleyiciye aktarılan her şey sinema perdesinden çıkıp gerçekliğe dönüşebiliyor ve o hikaye artık hayat bulmuş oluyor. Hikayenin herkesin yaşayabileceği tarzdan oluşu, baş karakter büyürken bir yandan filmdeki annenin, babanın ve diğer insanların hayat üzerindeki bakış açılarını görüyor olmak her yaştan izleyicinin kafasında kendi hayatı ile ilgili bir fikir uyandıracak cinsten. Aslında sıradan bir hikayesi olan ve gayet sakin seyri olan bir filmin oscar adayı olacak kadar başarı sağlaması ve akılda kalıcılık sağlaması ancak uzun yıllar süren bir emeğin ve fikrin ürünü olabilir.

Film bu fikirden dolayı toplanması ve sinema filmi olması oldukça zor bir proje ancak bunun üstesinden gelinmiş. Anılar üzerinde toplanan bir senaryo ve bu anıların her sahnede kendini hatırlattığı bir örgü ile film tamamen bütünleşerek sanki çok tanıdık birinin hayatına tanık olmuş hissi uyandırıyor. Günümüze yaklaştığımızda, yani Mason artık on beş yaşlarına geldiğinde filmde çalan şarkılardan tutun bahsedilen kültüre kadar izleyiciye  o anı yaşamış hissi veriyor. Bu filmde her şeyden önce izleyiciye hissettirilen kesinlikle samimiyet. Oldukça sade ve sıradan bir hayatın aslında ne kadar değerli olduğunu, hayattaki bazı sorunların, kafa karışıklıklarının, hayatımıza giren çıkan insanların ve onların bizdeki etkilerinin en duru örneklerinden biri Boyhood. Popüler kültürün sevdiği aksiyon yerine sorgulatmak, hatırlatmak ve anıdan yararlanmak filmin kurgusunun da oldukça sağlam olmasını sağlamış. izleyenler filmdeki diyaloglardan beslenirken bir yandan art arda gelişen olaylarla filmdeki bütün karakterleri benimsiyor ve film akıcı bir şekilde devam ediyor. Bu film daha çok yapım hikayesi ile ön plana çıkmış olsa da içerik bakımından  bir bütün olarak kabul görmesi gereken bir film. Günümüzde bu tür filmlerin nadir bulunduğunu ve izleyici kitlenin daha çok aksiyon istediğini düşünürsek sinema dünyasına farklı açıdan bakmak isteyen herkese tavsiye edilebilecek bir film.