Bilim tarihi, yazılması en zor alanlardan birisidir. Tarihin hâkim olan güçler tarafından, kendi lehlerine göre yazılması durumu kaçınılmazdır.

Bu sebeple bilim tarihini yazmanın da böyle olumsuz bir kaderi vardır. Bu durumu Batı merkezli bilim tarihi eserleri yazılmasında açık bir biçimde görürüz. İdeolojik olarak İslam medeniyetini kabul etmemesi onların tarihte 600 veya 700 yıllık bir ilmi veya bilimsel merkez olarak İslam medeniyeti yok sayılmaktadır.

Şüphesiz her hâkim medeniyet kendisini merkeze alarak dünya tarihi yazmaktadır. Fakat bu durum tarih yazımında her daim olan bir problem olarak kalacaktır. Bu sebeple bugün İslam medeniyetini hâkim olduğu bir düzen olsaydı kim bilir belki de diğer medeniyetlere hak ettiği önemi vermeden bilim tarihini yazacaktı. Tıpkı bugünkü hâkim medeniyet Batı gibi.

İslam medeniyetinin ürettiği ilmi birikim son zamanlarda büyük bir heves ile yeniden gün yüzüne çıkartılmaya çalışılmaktadır. Bu sebeple belki hâkim güç olamamanın sebebi olarak kadim medeniyetleri bütüncül olarak kaynak gösterme ve Yunan medeniyetine daha fazla etkisi olması bakımından özel bir önem vererek İslam bilim tarihi yazılmaktadır.

Tabi burada şu soruyu da zihinlerde bulundurmak lazım; bugün İslam medeniyeti hâkim güç olsaydı veya gelecekte olur ise bilim tarihi yazımında yine tüm kadim medeniyetlerden ve modern medeniyetlerin bilimsel birikiminden faydalandığını mı iddia edecek? Yoksa hâkim mediniyetlerde olduğu gibi “benmerkezci” bir bakış açısı ile mi bilim tarihini yazacaktı?

Bilim Tarihine Giriş

Türkiye’de önemli bilim tarihçilerince hazırlanan Nobel Yayın Dağıtım’dan çıkan “Bilim Tarihine Giriş” isimli eser yukarıdaki bahsettiğimiz, bilim tarihinin yazımı, konusunda bir örnek olarak çıkmıştır.

Eserde Sevim Tekeli, Esin Kâhya, Melek Dosay, Remzi Demir, Hüseyin G. Topdemir, Yavuz Unat, Ayten Koç Aydın isimlerinden oluşan yazar kadrosu bilim tarihi alanında önemli bir eksiklik olan ders kitabı formatında bir eser hazırlamışlardır.

Eski Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ, Osmanlılarda Bilim ve Yakın Çağ olmak üzere beş ana bölümden oluşmaktadır. Burada ayrıca Osmanlı ve Orta Çağ İslam Dünyası’nda Türklerde Bilim Tarihi alt başlıklarıyla Türklerin genel bilim tarihindeki yerini daha iyi anlaşılmasını sağlamaya çalışmuşlardır.

Eser Çin, Hint, Mısır, Mezpotamya ve Anadolu’da bilimleri kısaca verdikten sonra Yunan ve Roma Döneminde Bilim bölümü ile ayrıntılı olarak işlenmiştir. Daha sonra Orta Çağ İslam Dünyası ve Batı dünyası karşılaştırmalı olarak ayrıntılı olarak işlenmiştir. Bir çok önemli ismin zikredildiği bu bölümde İslam medeniyetinde çalışma yapan bilim adamları da ismen bilinmiş olunmaktadır.

Yeni Çağ ve Yakın Çağ’da ise Batı’nın “Bilim Devrimi” ekseninde isimler üzerinden bir tarihsel anlatım bulunmaktadır. Bunun yakında yukarıda değinildiği gibi Türklerin bilim tarihinde nasıl bir yerde olduklarına dair ilgili bölümler ve Türkiye’de son dönemde yapılan bilimsel çalışmalar ile kitap son bulmaktadır.

Bilim Tarihi Okuması

“Bilim Tarihine Giriş” isimli bu eser yukarıda bahsi geçen durumlar açısından, Türkiye’de bilim tarihi yazımına bir örnektir. Bu açıdan bilim tarihine dair genel bir ilginiz veya merakınız var ise kesinlikle okumanız gereken bir kitaptır. Akıcı bir dile sahip olan kitap aynı zamanda tarihte kritik dönemlerde ve kritik isimleri merkeze alarak yazılmaması sebebiyle birçok isim ile de tanışmış olacaksınız.