İnsanlık tarihini öğrenmek sebebiyle insanın her faaliyeti bugün incelenmektedir. Hatta insanın nasıl türediğine dair görüşler bile uzun yıllardır incelenmektedir. Tarihte insanın yaptığı neredeyse her faaliyeti gerek dini gerek mistik inanışları yüzünden olduğuna inanmışızdır. Peki, insanlığın tarihte geliştirdiği bilimsel aletlerin tarihte yeri nedir ?

Tarih bir süreklilik içerisinde gelişmiştir. Bugün dahi biz tarihin içinde yaşarken tarihe malzeme vermekteyiz. Bugün yaptığımız bilimsel aletler, bilimsel teoriler, teknolojiler gibi birçok faaliyet “bilim” olarak geçmektedir. Bu sebeple tarihte bilimin başlangıcını ne zamandır sorusu karşımıza çıkmaktadır. İlk insandan bu yana insanlar daima yaşamı kolaylaştırmak, günlük hayatta karşılaştığı sorunlara çözüm üretmek ile bir süreklilik içindeydiler. Zamanla günlük pratik ihtiyaçların yanında insanlığın kitleler halinde yaşaması sebebiyle barınma merkezi olarak evler, kaleler inşa edilmiştir. Kitle halinde yaşamadan önce de sağlık problemleri, kendini koruma gibi etkinlikler için insanlık basit aletler icat ederken kitle halinde yaşadığı zaman daha gelişmiş aletler kullanmıştır. Bir diğer deyişle; insanın önce içgüdüsel olarak kendini koruması ve neslini devam ettirme isteği sebebiyle birçok bilimsel gelişmenin temeli atılmıştır. Sonrasında ise evrene hâkim olmak isteyen insan, gökyüzünü inceleyip yıldız fallarıyla kendi geleceğini öngörmek istemiştir. Bu durum için yine aletler icat etmişlerdir. Mistik inanışların yanında aynı zamanda savaş için de aletler geliştirmişlerdir.

Bilim tarihi, insanlık tarihini ve insanlığı anlamak için geliştirilmiş bir alandır. Bu sebeple 18.yüzyıldan itibaren tarih kavramı daha geniş bir anlam kazanmıştır. Önceleri çoğunlukla siyasi ve askeri tarihle meşgul olunurken sanat, edebiyat, din ve ekonomi tarihlerine de ilgi gösterildi.  Bilim tarihçiliğini kamuoyuna mal eden kişi Fransız düşünür Auguste Comte’dur. Görüldüğü gibi bilim tarihi ilk olarak insanı en kapsamlı şekilde anlamak üzere geliştirilmiştir. Yakın tarihimize doğru geldiğimizde ise bilim tarihi alanında en önemli isimlerden birisi olan George Sarton (1884-1956) bilim tarihini bir disiplin haline getirmiştir. Sarton Introduction to the History of Science” adlı 4.296 sayfalık dev bir eser ile sosyal bilimler ile fen bilimleri arasındaki bağlantıyı göstermeye çalışmıştır.  Sarton‘a göre bilim tarihi, bilgeliğin ve hümanizmin kaynağıdır. Ona göre bilim, bize düşüncemizi sorgulamayı, kendini beğenmişlikten kurtulmayı, boş umutlara kapılmamayı ve başarı yolunda uğraş vererek emin adımlarla ilerlemeyi öğretir.

Türkiye’de Bilim Tarihi Çalışmaları

Türkiye’de bilim tarihçiliğinin yerleşmesini sağlamış olan ve 5 ₺’lik banknotların arka yüzünde resmi görülen bilim adamı Ordinaryus Profesör Aydın Sayılı (1913-1993), Sarton‘un öğrencisi idi.

Aydın Sayılı’nın açtığı yoldan bugün bilim tarihi çalışmaları sürdürülmektedir. Bu kapsamda hocanın öncü olduğu Ankara DTCF’de ilk olarak çalışmalar başlamıştır. İkinci olarak İstanbul Üniversitesi bünyesinde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun öncülüğünde bilim tarihi çalışmaları yapılmaya başlanmıştır. Türkiye’nin en önemli bilim tarihçilerinden Prof. Dr. Fuat Sezgin öncülüğünde ise Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi bünyesinde yapılmaktadır. Son olarak İhsan Fazlıoğlu öncülüğünde İstanbul Medeniyet Üniversitesi‘nde geçen yılla birlikte çalışmalar başlamış ve devam etmektedir.

Geçmişi bilmeden geleceği tasavvuf edemeyiz mottosuyla hareket edilmesi gereken bilim tarihi, tüm insanlığa hitap etmesiyle evrensel bir alandır.