Oscar adayı Green Book hakkında filmi izlemeden önce bilmeniz gerekenler kitaptarih.com’da.

Green Book hakkındaki sözlerime filmin senaryosunun yalınlığı ile başlamak istiyorum. Çünkü bu filmi Oscar‘a taşıyan en önemli özellik bu. Bir filmin çok ses getirebilmesi için pek çok teknik vardır. Çünkü bu teknikler insanın bütün duyularına eşlik edebilecek bir özellik taşır. Bu yüzden sinema pek çok açıdan insanı etkisine alabilecek bir türdür. Bu tarz çekici etkenlerden vazgeçip sadece filmin kendisine güvenen bir yapım Green Book. Konusu ise yine ırkçılık üzerine. Artık bu tarz ödül törenlerinde ırkçılık konulu birçok film görmeye başladık. Bu durum bizi şaşırtmıyor.  İtalyan kökenli bir beyazın, siyahi bir müzisyene çıkacağı turnede şoförlük yapması ve bu andan itibaren gelişen olayların bütünü olan film, ırkçılık ve karşıt görüş kokan konuşmaların sonucunda daha hümanist bir hal almasına yani kişisel bir evrilişe yönelmeye uzanan bir yolculuk diyebiliriz. Filmin isminin Green Book olmasının sebebi ise ailesine gayet bağlı ve çalıştığı iş yeri kapandığı için işsiz kalan Tony adlı karakterin müzisyenimiz gibi Afro-Amerikalılar için daha güvenli olan yolları seçip doğru bir güzergâh bulabilmesi için The Green Book adlı bir yol kılavuzu kullanması.

Evet, filme baktığımızda pek bir esprisi yok. Bugüne kadar incelediğim 2019 Oscar adayı filmlerin hemen hemen hepsinde bu cümleyi kullandım. Peki bu filmleri aday yapan nedir? Özellikle bu filmin anlatmak istediği nedir ve neden izlemeliyiz bunlardan bahsedeceğim. Filmin konusunun ırkçılık olduğunu ve biraz klişe bir hikayesi olduğunu söylemiştik. Ancak filmi izlediğinizde göreceksiniz ki yönetmen bazı sıradan olayları ustalıkla değiştirmiş, üzerinde oynamış (ancak bu oynama fantastik veya dev bir değişim değil, filmin genel seyrini bozmayacak derecede) ve filme izlenebilir bir düzen vermiş. Özellikle bu iki karakterin hayatlarından verdiği kesitlerle ve olay anında verdikleri tepki ve tavırlarla aslında hiçbir şey yapmadan filme odaklanmamızı sağlıyor. Kendi kimliğini benimseyemeyen bir adamın yüzüne gerçeklerin vurulmasıyla özüne doğru yolculuk yaptığı, her konuşmada insanı izlerken düşündüren bir film Green Book. Düşündürme ve yaşatma açısından bu film gibi çekilmiş birçok film var. Yerine başka bir film gelmez denilen Roma ise bu filmden daha sıradan bir olay örgüsüne bağlıdır örneğin. Lakin bu filmleri izlenebilir ve ödüle layık kılan şey insana bir şeyler katması. Sinema artık kendisine bir şey katmayan eserlere kapı açmaz hale geldi. (Böyle olmayan filmler yılda bir sürü hasılat yapıyor diyebilirsiniz ancak o filmler maksimum 5 ay sonra unutuluyor zaten) Burada önemli olan nokta mesajın nasıl verildiği. Bir filmde anlatılmak isteneni direk verebildiğiniz gibi sade bir teknikle, bir hatırlatma veya günlük en ufak bir örnekten verebilirsiniz. Bu iş tamamen senariste ve yönetmene kalmış.

Filmin gerçek bir hikâyeden esinlenilerek çekilmiş olduğunu unutmayalım. Bu açıdan filmin başarısı gerçekten görülmeye değer. Bazı klişelerin nasıl işe yarar ve izlenmeye değer hale getirildiğini görmek isterseniz bu filmi kaçırmayın. Oscar‘dan nasıl bir sonuç ile döneceği ise tamamen belirsiz.