2019 yılı Oscar adayları filmlere dair yorumları bulabileceğiniz serimizin ilk filmi Bohemian Rhapsody oldu.

Sözlerime üzüntü ile başlamak istiyorum. Ancak bu üzüntüm film hakkında değil, filme gelen yersiz eleştiriler ve altı doldurulmamış sözler hakkında. Genelde film eleştirisi yazmadan önce medyaya, gelişmelere bakmak âdettendir ancak gördüklerim hakkında açıkçası çok şaşırdım ve dedim ki: “İnsanların güvenip dinlediği sözde sinemacılar, genç eleştirmenler bu kadar sığ bir şekilde yorum yapıp bu yorumlarının kabul edilmesini bekleyebilir mi?’’ bekleyebilirlermiş.

Oysa ki eleştiri yapmak bu yüzden işini ciddiye alan herkes için atıp tutmak değildir. Sırf bir biyografi üzerine bu film hakkında (gereksiz bir şekilde ve abartarak, beğenmeyebilirsiniz buna sözüm yok) atıp tutanları kınayarak analizime başlamak istiyorum.

Öncelikle film Freddie Mercury biyografisi olarak görünse de aslında bu şekilde açıklamak pek doğru olmaz. Evet, film bu efsanenin hayatı etrafında gelişiyor (ki başka ihtimal yoktu) ama sadece onun hayatını değil, Queen grubunu da bir çember içine alarak hem Mercury’nin hem de Queen’in dönüşüm sürecini anlatıyor.

Evet, bir dönüşüm. Asıl adı Farrokh Bulsara olan ve kırk beş yıllık kısacık hayatında efsane olmayı başaran Freddie Mercury’nin dönüşümü. Biyografi filmleri genelde diğer filmlerden 1-0 öndedir. Özellikle bu film bu açıdan çok şanslı bir film. Fakat başarısını bu perdenin altına sığınarak almamış bir film.

Film, Freddie Mercury’nin Smile grubuna katılmasından Live Aid konserine kadar gelişen süreçleri ve grubun başarı serüvenini anlatıyor. Bu süreç içinde en çok göze çarpan şey ise Freddie’nin kendi kimliğini fark ettikten sonra (eşcinsel oluşu) hayatının kadını ile ilişkisini sonlandırıp hayatında ona her zaman dostane bir yer açması, onu her zaman sevişi, bunun yanında yaşadığı ilişkiler, bunun sonucunda bocalamaları ve bunalımları, yakını sandığı insanların kazıkları, ve ailesi. Onun ailesi yalnızlığının ardında onu bekleyen grup üyeleri ve sevdiği kadın, Mary Austin olmuştur.

Peki filmin adı neden bir sürü şarkıları varken Bohemian Rhapsody? Bunun sebebi Freddie’nin farklı görünümünü ve farklı kimliğini anlatacak, grubun operayı birleştirerek farklı ve efsane olacak bir grup haline gelişinin bir özeti olması. Şarkının sözlerinin vermek istediği mesajları anlamaya kalksak çözemeyiz. Öyle güçlü bir şarkının bu filmin adını almış olması pek şaşılacak bir durum değil.

Film daha ilk saniyesinden (film daha başlamadan, çünkü 20th Century Fox müziğinden bahsediyorum) farkını ve bu projeye verilen değeri ortaya koyuyor. Tabii verilen değer demişken bu filmi gölgelemeye yemin etmiş bazı kişiler filmin on senede hazırlandığını, yönetmeninin bir iki kez değiştiğini, bunun bir nedenin disiplinsizlik olduğunu, ayrıca oyuncunun da değiştiğini ve baştan çekildiğini söyleyebilirler. Bence tüm bu süreç iyi bir sunucu doğurmuş ve iyi ki olmuş, beklemişiz. Her ne kadar filmde belli olan takma bıyıklar, bazı aksaklıklar olsa da Rami Malek oyunculuğunun hakkını vermiştir. Sahne üzerinde yaptığı stantsız mikrofon şovları (Freddie Mercury bu işin başlarında sahneye çıktığı bir gün mikrofonu stanttan çıkarırken standın yarısı da mikrofonla çıkmış, Mercury bu durumu sevip geriye kalan tüm konserlerinde bu şekilde şarkı söylemiştir.) görülmeye değerdir. Üstelik canlandırdığı kişinin video kayıtları (özellikle Live Aid konseri, çünkü o bir efsanedir ve herkesçe bu kabul edilir) elimizde var ve açıp baktığımızda o koreografilerine nasıl benzediğini, duruşunun bile sırıtmadığını, hatta bire bir olmaya yakın bir şekilde oynandığını ve çekildiğini görürsünüz. Ortada büyük bir emek var her ne olursa olsun. Mercury’i filme koyamazlardı. Ona Rami’den daha çok benzeyen, dişleri daha çok benzeyen birini bulabilirlerdi bu sayede bazı insanlar rahatlamış olurdu belki ama bizim bakmamız gereken nokta işin sinematik kısmı ise fiziksellikten biraz öteye geçip (çünkü ortada bariz bir farklılık yok, olsaydı filmin çekilmesi zaten saçma olurdu) mantıklı yorumlar yapmamız gerekir.

Filmin sonunda Live Aid konserini görüyoruz. Zamanında gerçekleşen konserle bire bir desek yanılmış olmayız. Size tavsiyem, filmi izledikten sonra gidip aslını izlemeniz. İşte o zaman demek istediğim şeyi anlayacaksınız. Filmi tekrar izlemiş hissine kapılacaksınız. Ayrıca filmde konserdeki gibi şarkıların aynı sıralamada kesilmeden çalınması bütünlük açısından gayet güzel bir hareket. Ayrıca final sahnesinde göz ardı edilmiş bir detay var. Live aid konserinde pek çok sanatçı Afrika’ya yardım için sahneye çıktı ancak filmde belirtilen (gizli de olsa) bir grup vardı. U2 grubu. Hatta filmin başlangıcı bu şekilde. Fark edilmemesi çok şaşırtıcı. Ayrıca filmde önemli iki detay daha var. Bu detaylar aynı film sahnesinde verilmiş. Birincisi Bohemian Rhapsody’nin çıkış parçası olması hakkında grup üyeleri ve Ray Foster arasında gerçekleşen konuşmada Ray Foster :”bize gençlerin müziği kökleyip arabada kafa sallayacağı şarkılar lazım, anca böyle şarkılar dinlenir’’ diyor. Bu sahnede aslında Wayne’s World adlı bir filmde  bir grubun araba içinde kafa sallayıp bu şarkıyla eğlenmelerine gönderme yapılmıştır. Sonuç olarak şarkı köküne kadar dinlenmiş ve şimdi dünya efsanesi.

İkinci detay ise Bohemian Rhapsody şarkısı hakkında. Ray Foster konuşmasının bir kısmında şu sözleri söylüyor:

Ray Foster : Bohemian…

Brian May : Rhapsody. It’s poetic.

Ray Foster : What on earth is it about? Scaramouche? Galileo? Beelzebub? And that Ismallah business?

Freddie Mercury : Bismillah.

Şarkıda Bismillah denilmesi çok konu olmuştur. Pek çok insan tarafından kelime oyunları yapılıp en son : “o şarkıda bismillah değil in this law diyor ya’’ diyenler bile çıkmıştır ancak bunlara kulaklarımızı tıkadık, çünkü böyle bir saçmalık olamaz. Filmde en çok bu detayın verilip verilmeyeceğini merak ettim. Çünkü bu şarkı Freddie’nin iç dünyasını anlatan bir şarkı. Ailesi ile birçok dinin iç içe geçtiği bir ortamda yaşamış ve göç etmek durumda kalmıştır. Bundan dolayı din konusunda ne düşündüğü bilinmez ancak bu şarkının bu yönden etkisi İran’ı sallamıştır.

Neden mi?

Çünkü içinde bu kelime geçtiği için bu albüm İran’da şeytandan korunmak için Allah’a sığınmak adına yazılmış olduğunu düşünürler. Bundan dolayı rock albümü yayınlanmayan İran ilk kez bir rock grubunun şarkısını yayınlamış ve satış çıkmasına izin vermiştir.

Filmde gerçekte kesinliği belli olmayan noktalar var. Bu noktalardan en önemlisi Freddie Mercury’nin AIDS hastalığına yakalandığını öğrendiği vakit. Filmde Live Aid konseri öncesi öğreniyor ve grup üyelerine söylüyor. Ama bazı kaynaklar konserden sonra öğrendiği yönünde. Yani filmde bir duygusallık katmak ve finali güzel bağlamak için böyle seçilmiş olabilir. Ayrıca filmde bol bol Queen müziklerinin olması, daha önemlisi bunları sadece çalmak yerine ortaya çıkış hikayelerini anlatmaları bence filmi en kalıcı kılan ve film izlendikten sonra bir ay Queen dinlemeye iten sebep.

Sonuç olarak; hayatı ile, yaptıkları ile ve en önemlisi müziği ile efsane olmuş bir adama yakışır bir film olmuş Bohemian Rhapsody. Görüntü kalitesi olsun, çekimler ve kostümler olsun, mekanlar ve oyuncular (ki grubun diğer üyeleri de gerçeklerine aşırı benzemektedir) iyi denilebilecek düzeydedir. Çekim sürecinde yaşanan aksaklıkları iyi bir işin çekilen sancıları olarak görüyorum. Oscar adayı olması hakkında ise sözüm: hakkı olduğu ortadadır. Dilerim ödül töreninde hakettiği ödüller ile döner.

Roger Taylor: You’re a legend, Fred.

Freddie Mercury: You’re bloody right I am! We’re all legends.