Bradley Cooper’ın yönetmenliğini üstlendiği A Star Is Born filmi Oscar’a aday konumda. Filmin analizi ise yazımızda sizlerle.

İlk çekimi aynı isimle olan ve peşinden birkaç kez aynı isimle beyaz perdeye sunulan film, aslında geçmişinden pek farkı olmayacak bir şekilde karşımıza çıkıyor. Üstelik sadece hikayesi değil, oyuncu tercihleri ve film sahneleri bakımından sürekli birbirini tekrarlayan bir durum söz konusu. Bu açıdan A Star Is Born başladığı Oscar mücadelesinde her ne kadar adaylıklar arasına girmiş olsa da 1-0 geride başlıyor. Filmi daha izlemeden Bradley Cooper yönetmenliğinde çekilmiş bir film olduğunu ve onun ilk filmi olduğu halde Oscar’a aday gösterilmiş olduğunu belirtelim. Bu büyük bir başarı Cooper açısından. Ancak sinema dünyası için büyük bir başarı veya unutulmayacak bir sanat eseri mi? İşte bu durum filmin asıl kalitesini ortaya çıkarıyor.

Filmin en büyük gücü Lady Gaga. Daha fragman çıktığından itibaren herkesin gözü fragmana ve filmin hikayesine yöneldi. Kendi hayatı ile kesişen noktaları olan bir filme dünya çapında başarılı bir şarkıcıyı başrol yapmak oldukça mantıklı. Sonuçta müzikal bir film ve en sonunda Spotify listelerine düşecek bir listesi olacak elbette. Zaten bu tarz filmlerin en büyük kozu müziğidir. Asıl sanat ve sinemanın kendini gösterdiği yer o müzikalin içinde kendini gösterebilen ufak tefek anlarda ve sinematik unsurlarda gizlidir. A Star Is Born müzikal açıdan başarılı bir film. Şarkıları üzerinde ince elenip sık dokunulmuş, Gaga ve Cooper sahneleri özenle filme yerleştirilmiş. Ancak bunun dışında filmde “bu sahne ile en iyi Oscar’ı alır” denilebilecek bir sahnesi yok. Çünkü film zaten kendinden önce gelen filmlerden pek bir farklılık ortaya koyamamış maalesef. Film, Gaganın canlandırdığı Ally karakterinin alkolik, işitme sıkıntısı çeken country yıldızı kahramanı Jack ile tanıştığı andan star oluşuna kadar geçen zamanı anlatıyor. Filmde her ne olursa olsun, ne kadar değişirse değişsin sevgisi değişmeyen bir Ally resmetmişler.

 Lady Gaga belki de kariyerinde veya ekran karşısında ilk kez bu kadar ‘’kendisi gibi’’ görünüyor. Çünkü o dünyanın marjinal kızı. bir sinema filminde bu kadar duru olması izleyicileri ikiye katladı diyebiliriz.  Hayatı güzel sanılan (veya dışarıdan öyle görünen) bir adamın hayatını anlatırken bir diğer yandan yükselişe geçen bir kadını anlatmak elbette zor. Ancak filmde çok bariz olmasa da dikkatli bakıldığında görülebilecek hatalar var. Lakin bunların hepsinden daha eksik olan şey filmin finali. Filmi izleyecek olanlar adına final kısmından bahsetmeyeceğim ancak izleyenler böyle final mi olur, bir kere şaşırtsaydınız diyebilir. Demese bile olan finalden farklı bir final beklentisine gireceğinizin garantisini veriyorum. Filmi yönetmenliği açısından değerlendirirsek hakkını yememek lazım. Sahne çekimleri gayet hoş olmuş. Daha iyi örnekleri olsa bile günümüz popülaritesi filmlerle kapışacak nitelikte. Ayrıca aslında oyuncu olan Cooper’ın şarkı söylemek konusunda, Lady Gaga’nın da oyunculuk konusundaki başarısı gözler önüne serilmiş. Romantik ve müzik dolu bir film arıyorsanız bu film tam size göre. Bakalım Oscar bu filme hangi ödülleri layık görecek.