Batılı kaynakların “Gelibolu Savaşları“ olarak adlandırdığı, bizim ise “Çanakkale Savaşı” adını verdiğimiz varlık mücadelemizde, 18 Mart 1915 tarihinin önemi ayrıdır.

Çanakkale’de ilk deniz hücumu 3 Kasım 1914 tarihinde iki İngiliz ve iki Fransız savaş gemilerinin Türk tabyalarını bombalaması ile başladı. Bu bombardıman esnasında Osmanlı Devleti’ne karşı resmen savaş ilan edilmemişti. Ancak bu saldırı ile birlikte resmen savaş ilan edilmiş ve artık düşman kuvvetlerinin hedefinin Boğazlar olduğu ortaya çıkmıştı. İlk hücumdan 2 gün sonra 5 Kasım 1914 tarihinde Osmanlı Devleti’ne resmen savaş ilan edilmişti. Artık hedef Osmanlı Devleti, Çanakkale ve akabinde İstanbul’du. İtilaf kuvvetlerinin İstanbul’a ulaşması için Çanakkale Boğazı’nı aşması gerekiyordu. Çanakkale Boğazı ise iki taraftan Türk topçuları tarafından tutulmuştu.

İngiliz ve Fransızların oluşturduğu ikinci hücum ise 19 Şubat 1915 tarihinde gerçekleşti. Takip eden günlerde de daha fazla savaş gemisi Çanakkale’ye gelmiş ve Türk tabyalarını ateş altına almıştı. Savaş gemileri için tehdit oluşturabilecek olan topçuları etkisiz hale getirmeye çalışıyorlardı. 17 Mart 1915 tarihinde İtilaf Devletleri büyük bir hücumun son planlarını yapmak amacıyla Bozcaada’da toplandılar. Boğazın mayından temizlenmiş olan kısmından bütün savaş gemilerinin katılımıyla Çanakkale Boğazı’nı geçip, İstanbul önlerine gelmek İtilaf kuvvetlerinin birinci önceliğiydi. Ancak tüm savaşın kaderini değiştirecek şeyden habersizlerdi. O da “Nusret” mayın gemisiydi. Bir hücum ihtimaline karşı boğazın mayınsız kısımları gece saatlerinde mayınlandı. Mayınlar savaş gemileri için ölüm demekti.

18 Mart sabahı planı uygulamaya koyan İtilaf kuvvetleri, boğazın iki tarafından yoğun top atışına maruz kaldı. Türk topçuları İngiliz ve Fransız zırhlılarının geçişini engellemek için ellerinden geleni yaptılar. Boğazdan geçecek bir savaş gemisi İstanbul’a rahatlıkla ulaşabilir ve artık herşey için geç olabilirdi. Yoğun top atışına rağmen İtilaf kuvvetleri ilerlemekte kararlıydılar. Öyleki İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan “Birleşik Filo”, o günün şartlarında Dünya’nın en modern zırhlılarıydılar. “Birleşik Filo” boğazın mayından temizlenmiş kısmından geçiş yapmaya çalışırken, Karanlık Liman’a yerleştirilen mayınların infilak etmesi sonucu sahip olduğu gemilerin 1/3’ünü kaybetti. İngiliz ve Fransızların güçlü savaş gemileri olan Bouvet, Ocean ve Irresistible boğazın derinliklerine yol aldı. Inflexible, Gaulois, Soufrene ve Agamemnon zırhlıları ise savaşamaz hale gelerek savaş dışı kaldı. En önemli kozlarını kaybeden İtilaf kuvvetleri, aldıkları ağır kayıplar neticesinde geri adım attı.

Zaferle sonuçlanan savunmanın neticesinde ise şehit ve yaralılarımız toplam 79’dur. Ayrıca Hamidiye, Çimenlik, Rumeli ve Namazgâh Tabyalarında toplar hasara uğramıştır. İtilaf kuvvetlerinin ise kaybettiği zırhlılara ek olarak 44 top  ve 800’e yakın kaybı olmuştur.

18 Mart 1915 tarihinde Dünya’nın o güne kadar görmediği büyüklükte ve güçte olan İtilaf kuvvetleri donanması Türk milletinin azmi karşısında boyun eğdi. 3 Kasım 1914 tarihinde başlayan Çanakkale Savaşları artık kara muharebesi halini alacak ve 9 Ocak 1916 tarihinde bitecek savaşın yeni bir evresine girecek. Türk milleti çok sayıda insanını kaybetmiş olsa da kendine has bir kahramanlık örneği göstermiş ve Çanakkale’nin geçilmez olduğunu tüm Dünya’ya haykırmıştır.

Biz de bu uğurda canını hiçe sayan tüm şehitlerimize rahmet diliyoruz.


Kaynak:

• KURŞUN, Zekeriya,”Çanakkale Muharebeleri Mad.”, DİA, C.8, İstanbul 2013.

• ESENKAYA, Ahmet,”Çanakkale Cephesi’nde 19 Mart-24 Nisan 1915 Günleri”, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, 2013, 49-83.